Eril ve Dişil Marksizm — Işık Barış Fidaner

marx

Kapitalist üretimin yapıtaşı “emek-gücünün satılması” yoluyla bir çabanın angaje edilmesi işlemidir [1]. Satıştan önce emek-gücü bir töz olarak mevcut değildir, satış anında bir “kaynak” (resource) olarak simgelenir ve o anda kapitalist dünyada belirir [2]. CV bu simgesel kaynağa delalet eden öyküdür.

Çabanın angaje edilmesi hayatı oluşturan yetki-beden kompleksleri alanında gerçekleşir [3]. “Emek-gücünün satılması” yetkilenme ile bedenlenmeyi birbirinden ayırmanın özgül bir yoludur [4]: Patron yetkilenmeyi üstlenir, işçi bedenlenmeyi üstlenir. Patron yetkilenmenin zemini olarak gerek duyduğu iradeyi işçiden alıp yönetir, işçi ise bedenlenmenin zemini olarak gerek duyduğu sistemi patrondan alır ve idare eder. Böylece patronun yetki-sistemi ile işçinin irade-bedeni arasında bir tür eşyaşam (simbiyoz) kurulur [5].

İşin yürümesi için gereken irade ve sistem zeminlerinin nasıl teşkil edilip ilişkilendirileceği meselesi patron ile işçinin hayat felsefeleri (ideolojileri) ile ilgilidir ve iş görüşmesinin ana konusunu oluşturur. Bu zeminlerin teşkilinde eril ve dişil eğilimleri ayırt etmeliyiz: Eril eğilim patronun kendi yetkisini işçinin bedeninden ayırarak bağımsız kılma çabasıdır; pratikte bu, patronun işçiden aldığı iradi katkıyı düşük bir maliyete indirgeme çabasıdır, işçinin önüne konan sözleşmenin içeriği ve “emek-gücünü satma” kavramı bu mantığı izler. Dişil eğilim ise işçinin onun bedenine olan bağımlılığını patrona kabul ettirme çabasıdır; pratikte bu, işçinin patrondan aldığı sisteme hakim olma (idare etme yerine yönetme) çabasıdır, işçilerin sendikalaşma ihtimali bu dişil eğilime dayanır, bu mantığın en uç noktası ise “üretim araçlarına el koyma” kavramına dayanan Marksist komünizm idealidir. Patron ve işçiden oluşan yetki-beden kompleksinde oluşan gerilimlerin ortam hazırladığı sendika ve parti gibi daha farklı yetki-beden kompleksleri 20’nci yüzyıl tarihinde çok etkili olmuşlardır.

Marksizmi teşkil eden eril ve dişil iki eğilimden söz edebiliriz. Eril Marksist eğilim meta fetişizminden bağımsız olduğunu ispatladığı hayal edilen bir komünist idealin peşinden koşmuştur. Sovyetler Birliği ve Çin gibi dev sosyalist ülkeler bu eril Marksist eğilimin 20’nci yüzyılda ürettiği ideolojilere dayanır. Dişil Marksist eğilim ise aksine insanların meta fetişizmine ne kadar bağımlı olduğuna delalet ederek ideoloji eleştirisi yapar [6]. Batı Marksizmi ile Frankfurt Okulu’ndaki Freudo-Marksizm bu dişil Marksizmin ana damarını oluştururlar. Laclau’nun hegemonya teorisi ve Žižek’in ideoloji eleştirisi bu dişil Marksizmin devamcılarıdır.

Belli bir ideoloji adına karşıt bir ideolojinin eleştirisi değil de genel anlamda “ideoloji eleştirisi” denilen mesele psikanalizin konusuna girer, çünkü iradeyi bozan arzular ile sistemleri bozan arızalar arasındaki bağlantıyla ilgilidir; bu semptomdur [7]. Baştaki konuya dönersek, patronun işçiden aldığı iradeyi bozan arzular ile işçinin patrondan aldığı sistemi bozan arızalar arasında bir bağlantı bulunur. Bunun edilgen bir örneği arzuları yoksayılan bir işçinin iş başında uyuyakalması ile sistemde oluşacak arızadır. Etkin bir örnek ise arzularına ihanet etmeyen işçilerin yapacağı grevle sistemde oluşacak arızadır. Toplum düzeyinde tüm sistemsel kriz ve arızaların insan gruplarına ait belirli arzularla bağlantılı olduğu gösterilebilir.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Çaba, angaje emek-gücüdür”, “İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır”

[2] “Doğal kaynaklar” da aynı “insan kaynakları” gibi satıldığı anda simgelenerek kapitalist dünyada belirirler.

[3] Bkz “Hayat, Felsefe, Psikanaliz”

[4] Bkz “Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması”

[5] Muhafazakar bir karı-koca ilişkisi için bunun bir benzeri söylenebilir. Erkeğin yetki-sistemi ile kadının irade-bedeni arasında bir eşyaşamdır. Daha modern ailelerde eşyaşam her iki tarafta birden gelişir. Örneğin bkz “Siborgum Ama Sıkıntı Yok: Çılgınım Ama Muhafazakârım”

[6] Bkz “İspat erildir, delil dişildir”

[7] Bkz “Arzu ile Arıza”

Resmin kaynağı.

3 Comments

Filed under şey