Lacan’ın Arzu Şeması — Işık Barış Fidaner

Jacques Lacan Écrits kitabında yer alan bir makalede [1] Arzu Şeması‘nı birbirini izleyen dört adım şeklinde sunar. Bu yazının amacı şemanın adımlarını kısaca anlatarak okurun şemaya aşina olmasını sağlamaktır.

Şema 1:

arzu1

İlk ve en basit şema dil yoluyla özneleşme olayını gösteren “temel hücre”dir (elementary cell).

S ve S’ dilde bulunan imleyenlerdir, mesela kelimelerdir. Soldan sağa giden S → S’ hattı bir söz eylemidir, mesela bir cümle kurulmasıdır. Sağdan sola giden Δ → $ hattı ise özneleşme olayıdır: Tanımsız (Δ) başlar, özneleşerek ($) sonlanır.

Bu hatlardan biri sağa doğru giderken öbürü sola doğru gider çünkü söz eylemi ile özneleşme ters yönlerde gerçekleşir: Sözler ileriye yani geleceğe doğru verilir, sözün ulaştığı özne ise geriye yani geçmişe doğru o sözü algılar. Sözler geleceği öngörerek verilir, özne ise geçmişi değerlendirerek sözleri anlamlandırır.

Söz ve özne iki noktada kesişir: Sağdaki (ilk) kesişim noktası öznenin sözü duymasıdır, soldaki (ikinci) kesişim noktası öznenin söze anlam vermesidir. Duyma ile anlam verme arasında hep bir gecikme yaşanır ve anlam hep sonradan geriye dönük olarak kurgulanır. Buna “sonradanlık” (retroactive realization, Nachträglichkeit, après-coup, afterwardsness) denir [2].

Özneleşme olayı, öznenin söz eylemi ile karşılaştığı duyma ve anlamlandırma olaylarından oluşur. Bu iki olayın bileşimine dikişleme noktası veya çıpalama noktası denir (quilting point, anchoring point, point de capiton).

Şema 2:

arzu2

İkinci şema özneleşme olayında “İmgesel” ve “Simgesel” boyutları ayırt eder [3].

Söz eylemini gösteren İmleyen → Seda hattında “İmleyen” sözü oluşturan dilsel birimlerdir, “Seda” ise sözü maddeleştiren insan sesidir [4].

Özneleşmeyi gösteren $ → I(A) hattının hedef noktası I(A) öznenin gözüne girmek istediği “ben ideali”dir (ego ideal) [5]. Ben ideali “birsel özellik”tir (unary trait) yani biriciktir.

Söz eyleminin özneleşmeye müdahale ettiği iki nokta vardır: A, özneye kendini duyuran Büyük Öteki’dir; s(A) ise Büyük Öteki’nin anlamlanmasıdır. Bu anlamlanma “noktalama” (punctuation) yoluyla gerçekleşir. “Noktalama”nın dar anlamı, nokta koyup bir cümleyi sonlandırarak onun anlamını belirlemektir; geniş anlamı, söz eylemine akış ve ritm kazandırmaktır. s(A) ⇆ A kapalı bir elektrik devresine benzer, aralarındaki akım sürekli kendini tekrar ederek varlığını sürdürür. Burası bastırılan içeriklerin saklandığı bilinçsiz bir bellektir, simgesel düzendir.

Alttaki i(a)m kısmında özneleşme hattı kendi kendisiyle kısa devre yapar. i(a) “ideal ben”dir (ideal ego), m ise “ego”dur (moi). Burası imgesel özdeşleşmedir: Özne dil yoluna hiç başvurmadan ve söz eylemini atlatarak “ben ideali”nin gözünde biricik olma sıfatını ele geçirmeye kalkışır.

İmgesel özdeşleşme öznenin özne olmayı reddedip kişisel ego görüntüsüne sarılması ve tamlık taslamasıdır [6]. Başka bir deyişle, “kar tanesi” gibi biricik olmaya kalkışmasıdır [7]. Özne kendi başına asla tam ve biricik olamaz. Bu yöndeki girişimleri çekişme ve husumetle sonuçlanır.

“Ben ideali”ne yönelen simgesel özdeşleşme, “ideal ben”e yönelen imgesel özdeşleşmenin aksine, kişinin değil “dünya”nın biricik olmasıyla ilgilidir (örnek: iklimini korumamız gereken tek bir dünyamız var). Bunun pratik anlamı ise öznenin barındığı ev-semptomun biricik olmasıdır (iklim krizi neden inkar ediliyor, Greta Thunberg kime neyi simgeliyor, vb.) [8]. s(A) ⇆ A devresindeki bilinçdışı simgesel angajmandan kaçınmak gerçekçi değildir. i(a)m kısa devresi özneleşmeye arıza yaptırır.

Bu şemaya bakıldığında imgesel özdeşleşmenin tek alternatifi simgesel özdeşleşmeymiş gibi görünür. Ayrıca bu şemada simgesel düzen enerji kaynağı olmayan bir devridaim makinesine benzer. Bu tamamlık görüntüsü yanıltıcıdır.

Şema 3:

arzu3

Üçüncü şema simgesel düzenin ötesine işaret eder.

Simgesel düzen kapalı bir duyma-anlamlandırma devresine sıkıştırılamaz çünkü insan arzulayan bir varlıktır. “İnsanın arzusu Ötekinin arzusudur” yani insanın arzusuna başkalarının arzuları yönelim verir. Büyük Öteki A’dan çıkan “Ne istiyorsun?” (“Che vuoi?”) sorusu bu arzunun ifadesidir.

Burada d soruyu doğuran ve ondan doğan arzudur (desire), ($ ◊ a) ise soruya yanıt veren düşlemdir: Özne ($) hep arzusuna sebep olan nesnenin (a) peşinde koşar. Simgesel düzenin kapsayamadığı gerçek budur. Düşlem gerçeği hem simgesel düzenin gizli enerji kaynağıdır hem de “ilksel bastırma” (primal repression, Urverdrängung) yoluyla ona semptomatik değerini kazandıran özgül unsurdur. Simgesel düzen düşlem gerçeğini “dışarma” (dışlayarak içerme) yoluyla şekillenir [9].

Arzuyu harekete geçiren küçük a nesnesi, ideal ben i(a)‘nın soyulmuş çıplak hali gibi düşünülebilir. i(a) öznenin üzerine giyindiği görüntülerle tamlık taslamasıdır, a ise öznenin dürtüsel yapısından kaynaklanan nazar ve seda (bakış ve ses) gibi kısmi-nesnelerdir (partial-objects), özneyi soyunca arta kalan hiçliktir.

Arzu sorusu ve düşlem gerçeği açısından bakıldığında önceki şemada sunulan simgesel özdeşleşmenin tamamlık taslama olduğu anlaşılır. Simgesel düzen aslında tamamsızdır.

Tam Şema:

arzu4

Dördüncü ve son şema simgesel düzenin sınırlarını çizen “Gerçek” boyutunu içerir.

Bu şemada söz eylemini belirten İmleyen → Seda hattının üstüne yeni bir kat çıkılmıştır: Keyfiyet → İğdiş hattı psikanalize özgü analitik eylem alanını belirtir.

Analiz eylemi iki noktada özneleşme ile karşılaşır: ($ ◊ D) öznenin dürtüsüdür, S(Ⱥ) ise Büyük Öteki’nin eksikliğinin imleyenidir.

“Arzu” ve “dürtü” terimleri öznenin dile getirdiği talebin aldığı farklı şekilleri adlandırır. Öznenin talebi her zaman sevgi talebini içerir, yani değer verilme ve muhatap alınma talebini içerir. Lacan arzu ve dürtüyü şöyle formülleştirir:

Arzu = Talep – İhtiyaç
Dürtü = Talep – Özne

Talep belirli ihtiyaçlardan koparak “gereksiz” bir talep haline gelirse buna “arzu” denir. Talep kaynaklandığı özneden de koparak “başsız” (acephalic/acephalous) bir talep haline gelirse buna “dürtü” denir [10].

S(Ⱥ) “Simgesel düzen tamamsızdır” hakikatini belirten özel bir imleyendir. Tamamlık taslayan simgesel düzen her zaman S(Ⱥ) hakikatini “ilksel bastırma”ya uğratarak “dışarır”. Tamamlık taslama erildir, S(Ⱥ) hakikati ise dişildir [11].

Simgesel düzeni tamamsız kılan unsura “keyfiyet” (jouissance) adını veririz. Öznenin keyfiyet gerçeği karşısında dürtülere kapılmasına ise “iğdiş” (castration) adı verilir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] “Freudcu Bilinçdışında Arzu Diyalektiği ve Öznenin Devrilmesi” (The Subversion of the Subject and the Dialectic of Desire in the Freudian Unconscious) Jacques Lacan. LacanOnline websitesinin konuyla ilgili vidyosundan da yararlandım.

[2] Bkz “Hep Sonradan: Entropi ve Feda”

[3] Bkz “Ayna Evresinde İmgesel, Simgesel, Gerçek”

[4] Lacan’ın küçük a nesneleri arasında saydığı “gaze” ve “voice” terimlerini Türkçeye “nazar” ve “seda” olarak çevirdim, bunlara “bakış” ve “ses” de denebilir. Bkz “Nazar ile Seda” Renata Salecl, Slavoj Žižek

[5] Bkz “İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası” Slavoj Žižek

[6] Bkz “İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama)”

[7] Bkz “Terrabayt ve Kum Tanesi Olmak”

[8] Bkz “Ev Semptomdur”

[9] Bkz “Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa”

[10] Arzu tanımının kaynağı “Fallusun İmletimi” makalesidir: “arzu ne tatmin iştahıdır ne de sevgi talebidir, daha ziyade bunlardan birincinin ikinciden çıkarılmasının sonucunda beliren farktır”. Dürtü tanımının kaynağı “Freudcu Bilinçdışında Arzu Diyalektiği ve Öznenin Devrilmesi” makalesidir: “Dürtü talepteki özne yok olduğunda talebin dönüştüğü şeydir.”

[11] Bkz “Lacan’da Cinsiyetlenme Formülleri”

4 Comments

Filed under şey