Dinamistik ve Dinamistiksel Belirginlik — Işık Barış Fidaner

Ekoloji’den Echology’ye geçilmesi şu anlama gelir [1]:

1) Çevreye ilişkin taleplerimiz birbirini yankılar.

2) Taleplerimiz arasındaki yankılaşım bizi içinde barındığımız çevreye semptomatik olarak dahil eder (ve bizi onunla dolaşık kılar).

Yankılaşan talepler arası iç-eylem’e (Barad: intra-action) psikanalizin verdiği bir ad var: Ona arzu deniyor. Arzunun hareketi her talepte bulunan sevgi talebine (veya muhatap alınma talebine) tutunur [2].

Bilimsel nesnellik dünyası tipik olarak talepler arasındaki bu arzulu iç-eylem’in inkar edilmesi üzerine kuruludur. Eğer bilimci iki ayrık simge olarak A ve B’den söz edecekse A talebinin B talebiyle hiçbir alakası olmaması şarttır. Elbette insanın A ve B üzerine konuşmak için sebepleri varsa, bu simgeler arasında pratik bağlamsal bir ilişki olsa gerektir. Fakat bilimsel jest tam olarak A ile B arasındaki bu pratik ilişkiyi dışlamak (tercihen defterden silmek ya da en azından inkar etmek) ve onları birbirine kayıtsız terimler olarak ele almaktır. Bilimci onların taşıdığı simgesel anlamları askıya almalıdır ve onları salt endeks işlevi gösteren işaretlere indirgemelidir, bunun tipik amacı onlara sayılar tayin edilmesidir. Buna istatistik denir.

A ile B eğer istatistiksel parametrelerse, belli sayıları endeksleyen işaretler olarak işlemeleri gerekir, özneyi başka imleyenlere temsil eden imleyenler olarak işlemeleri yasaklanmıştır. Modern mantık bilimin öznesini bu şekilde dikişler:

Tartışmasızdır ki modern mantık tam olarak bilimin öznesini dikişleme girişiminin belirlediği neticedir, ve Gödel’in son teoremi bu girişimin başarısız kaldığını gösterir, yani sözkonusu özne bilimin eşleniği olarak kalır, ama antinomik bir eşlenik olur çünkü bilimi tanımlayan şeyin özneyi dikişleme gayreti ve bu gayretin düştüğü çıkmaz olduğu anlaşılır. (Lacan, Écrits, s. 731)

İdeal bir bilimci A, B, C arasındaki simgesel dolaşıklıkları defterden silerdi. Ama pratikte bu ideale asla ulaşılamaz ve bilimsel nesnellik bir inkara dayanır: Bilimci A, B, C’nin (öznel ve siyasal anlamda) birbirleriyle ilişkili simgeler olduğunu çok iyi bilir ama yine de sanki onlar birbirleriyle ilişkisiz nesnel endekslermiş gibi davranır. İstatistiksel bilim, öznelliği inkar eden operasyonu nedeniyle fol enformasyon imalatına araç olmasıyla bednamdır.

İstatistiksel inkarın ötesini tahayyül edebilir miyiz? İstatistik şayet operasyonunda bulunan öznellik inkarı ile yüzleşseydi ve onu üstlenseydi neye dönüşürdü? Bu yüzleşme ve üstlenmenin neticesini adlandırmak için yeni bir kelime türetelim: Dinamistik.

Dinamistik, simgesel talepler arasındaki arzulu iç-eylemi üstlenip takip edebilseydi istatistiğin dönüşeceği şeydir.

Bir olaya istatistiksel belirginlik atfedilmesi, o olayın salt şans eseri olarak yaşanmasının muhtemel olmadığını belirtir. Mesela yazı tura attığımız zaman Yazı veya Tura gelmesi muhtemeldir, ama paranın dik düşmesi pek muhtemel değildir. Eğer paranın dik durduğunu gözlemlersek bir dış etmen bulunduğunu düşünmeye mecbur kalırız, parayı tutan bir el gibi. Salt şans etmenine boş hipotez (null hypothesis) denir, dış etmene ise alternatif hipotez denir.

Bir olaya dinamistiksel belirginlik atfedilmesi, o olayın yorumlanma gereksinimi uyandıran bir tesadüf olduğunu belirtir. Böyle tesadüfler ilk başta anlamsız gibi görünürler, ama bu halleriyle anlam yapımını güdülerler [3]. Dinamistikte boş hipotez, mevcut öznel-siyasal durumun semptomatik zeminini oluşturan ifade verilmemiş örtük varsayımları belirtir; başka bir deyişle, mevcut ideolojiyi belirtir. Alternatif hipotez ise boş hipotezin ufkunda dışsal olarak beliren herhangi bir şeyi belirtir, boş hipotezin olağan perdesinin ardında kalan Öteki Sahne’de beliren herhangi bir şeyi belirtir. Alternatif hipotezin boş hipotezle uzakın dolaşıklık içinde olduğunu kavramak önemlidir, öyle ki boş hipotezde bir kayma olduğunda alternatif hipotez kaybolabilir ya da kökten şekil değiştirebilir.

Lacancı cinsiyetlenmede fallik keyfiyet boş hipotezdir, ‘Öteki keyfiyet’ denen şeyse onun mündemiç alternatif hipotezidir [4]. Psikanalizde dinamistik belirginliğin pratik temeli histeridir. Analiz özneyi histerikleştirir ve öznenin konuşmasından çıkan dinamistiksel belirginlik parçalarını yorumlayarak anlamlı yeni imleyenler üretir.

Lacan’ın istatistik karşıtı sözleriyle yazıyı bitirelim [5]:

Gelin bu ortalama vatandaştan kurtulalım, o yoktur. O istatistiksel bir kurgudur. Bireyler vardır, o kadar. İnsanların sokaktaki vatandaştan, kamuoyu çalışmalarından, kitlesel fenomenlerden, vb. bahsettiğini duyduğum zaman kırk yıldır divanda dinlediğim bütün hastaları düşünüyorum. Onlardan hiçbiri hiçbir ölçü altında birbirine benzemiyordu. Hiçbiri aynı fobi ve kaygılara, aynı konuşma tarzına, aynı anlamama korkusuna sahip değildi. Kim bu ortalama vatandaş: ben miyim, kapıcım mı, devlet başkanı mı? (Jacques Lacan ile görüşme, 1974)

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Echology, Echosystems, Echocide”

[2] Bkz “Muhataplık ve Dört Söylem”, “Lacancı Torusta Talep ve Arzu”, “Merkezi Boşluk Etrafında Arzunun Kesişimsel Alanı”

[3] Yorumlama ile anlam yapımının bir sınırı vardır, bu sınır çeşitli adlar alır: rüya-göbeği, enjoy-meant, dyna-mystical belirginlik.

[4] Bkz “İspat erildir, delil dişildir”, ayrıca bkz “The strange angel-making bed of ‘another jouissance than phallic jouissance’”

[5] Bu alıntıyı paylaşan Alex Janda’ya teşekkürler.

4 Comments

Filed under şey