Yanlışın yanlış olduğu doğrudur ama doğrunun doğru olduğu yanlıştır — Işık Barış Fidaner

Bir şeyin doğru mu yanlış mı olduğu konusunda muğlaklık hissettiğimiz zaman tek mesele “doğru olduğu zannedilen yanlışlar” ve “yanlış olduğu zannedilen doğrular” değildir. Asıl mesele şudur:

1) Yanlışın tam da yanlış oluşunda bir doğruluk bulunur.

2) Doğrunun tam da doğru oluşunda bir yanlışlık bulunur.

“Yanlışın yanlış oluşu” dendiği anda yanlış artık yalın halini yitirmiştir ve üzerine bir farkındalık eklenmiştir. Bu eklenti belki bir hatadan öğrenmedir (“Bir daha olmayacak”) belki bir yanılgının fark edilmesidir (“Buna dikkat edeceğim”) belki de sadece bir ayartının veya arzunun tanınmasından ibarettir (“Anladım”). Farkındalığın niteliğine göre yanlışın ne kadar yanlış olduğu kademelenebilir veya yanlışın nasıl bir yanlış olduğu tarif edilebilir. Farkındalığın sağladığı bu yeni imkan, yanlışın tam da yanlış oluşundaki doğruluktur.

İngilizcede “False” ile “Wrong” arasındaki ayrım yanlışın yanlış oluşunda barınan doğruluğun yakalanmasına yardımcı olur: “False” aldatıcı bir ayartıyı belirtir, “Wrong” ise hata veya kusur belirtir. Türkçede “Yanlış!” sözü bir hatanın kınanması olarak algılandığı için “Wrong!” karşılığıdır ve “Bir daha olmayacak” veya en azından “Buna dikkat edeceğim” denmesine yöneliktir. Türkçede “False” kelimesi bulunmadığı için aldatıcı ayartılar konusunda farkındalık yaratarak “Anladım” denmesini sağlamak daha zordur. “Yanlış!” dendiği zaman ya birinin ya ötekinin hatasını kabullenmesi gerekir. Hataya ve hata algısına yol açan ayartı ve arzular müzakereye açılamaz. Böylece yanlışın yanlış oluşundaki doğruluğu gözden kaçırırız [1].

Öte yandan, yanlışın yanlış oluşundaki doğruluk, içinde vuku bulduğu bağlama içkin bir anlama ve farkına varmadır. Eğer ona “Doğru!” denerek adı konursa aşkınlık vasfı ile yüklenmiş olur ve kişisel bir egonun haklı oluşuna yaslanmaya mecbur kalır. Egoya yaslanmak risklidir çünkü süperegonun insafına kalmak ve derin kuşkulara gark olmak ile sonuçlanır [2]. Bu da doğrunun doğru oluşundaki yanlışlıktır, aynı zamanda doğrunun doğru olamayışındaki yanlışlıktır. Bir şeyi “Doğru! Doğru! Doğru!” diye tekrar tekrar onaylamakta aptalca bir yan bulunur. Yanılma korkusu ne kadar büyükse egonun kendini savunmak için onaylanma gereksinimi de o kadar şiddetlenir. Bir şeyi ne kadar çok kez doğrulamaya gerek duyuyorsanız o kadar çok kez yanlışlamaya da gerek duyuyorsunuz demektir. Bu hal, her an düşecekmiş gibi sürekli ayağının ucuna bakarak “nereye basıyorum, nereye adım atıyorum” diye yürümeye benzer. Bu hal, kendinin ve başkalarının niyet ve tutumlarını durmadan sorgulamak demektir ve arzuların müzakeresinin önünde engeldir.

İngilizcede doğruların da iki çeşidi vardır: Olgularla gösterilebilen doğrulara “True” denir, niyet ve tutumlara göre değişen doğrulara ise “Right” denir. Türkçede “True”nun en iyi karşılığı “Sahi” kelimesidir [3]. Olgularla gösterilebilen sahilikler, egonun yanılma korkusundan daha az etkilendikleri ölçüde, ayartı ve arzuların müzakeresi için elverişli bir zemin sağlar. Şunları karşılaştırınız:

1) “Doğru mu?” “Doğru.”

2) “Sahi mi?” “Sahi.”

“Doğru mu?” sorusunda niyet ve tutum muğlaklığı vardır, şunları karşılaştırınız: “Duyduklarım doğru mu?” “Bu söylediğin doğru mu?” “Senin bu yaptığın doğru mu şimdi?” Yanıt olarak “Doğru!” dendiği zaman karşılıklı iyi niyet doğrulaması ile egolar birbiriyle saf tutar ve muğlaklık geçici olarak çözümlenir ama bu çözüm çok kırılgandır çünkü süperegoların insafına kalmıştır.

Oysa “Sahi mi?” sorusunda o kadar derin bir muğlaklık yoktur çünkü bu soru söyleyen kişinin egosundan bağımsız olarak söylenen sözün geçerliği ile ilgilenir. Sahilik kavramı tam da yanlışın yanlış oluşunda içkin olarak barınan doğruyu yakalar ve böylece doğrunun doğru oluşundaki (olamayışındaki) yanlışlığa düşmekten kaçınmayı (çünkü onun farkında olmayı) becerir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Buna kısmi çözüm olarak “Fol” terimini önerdim ve kullanıyorum: “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

[2] Ego “ben”dir, süperego “üstben”dir. Bkz “İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası” Slavoj Žižek

[3] Bkz “Doğrusu, Sahiliğin Eksikliğini Hissediyoruz” (Fidaner, Ayanoğlu), Doğru (özel sayfa)

2 Comments

Filed under şey

2 responses to “Yanlışın yanlış olduğu doğrudur ama doğrunun doğru olduğu yanlıştır — Işık Barış Fidaner

  1. Pingback: Dırdırcı Özne — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Doğru — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER