Teorik ve etik bir kusur: ‘Böcekler ezilmek içindir’ — Işık Barış Fidaner

Son günlerde “Pelikancıların başı” olduğu iddiasıyla gündeme gelen Süheyb Öğüt, Žižek’le atışan bir Žižekçi olma özelliğini de taşıyor. Öğüt 2015’te Kürt hareketini aşağılamak için Žižek’ten yanlış öğrendiği fikirlere başvurduğu bir yazı kaleme almıştı. Türkiyeli okurlardan bunu haber alan Slavoj Žižek bizzat olaya dahil olarak Öğüt’ün hem teorik hem etik kusurunu tespit eden bir yanıt kaleme aldı [1]. Žižek’in yanıtı Öğüt’ü hınçtan kudurtmuş olmalı ki blogunda Žižek’e hakaret üstüne hakaret eden bir yazı ile karşılık verdi.

Öğüt’ün temel teorik kusuru erkek-kadın ile efendi-köle’yi üst üste bindirmesidir. Žižek’e verdiği hınç dolu karşılıkta bu düşüncesini açıkça ifade etmiş:

Demek ki erkek fantezinin tarafındadır. Kendi bünyesindeki Gerçek’i -kadını- maskeleyerek kendisini ispat edebilir. Tıpkı büyük Öteki gibi. Tıpkı gerçeklik gibi. Tıpkı simgesel düzen gibi. Tıpkı efendi gibi!

Demek ki kadın semptomun tarafındadır. Erkekte bastırılan Gerçek’in, küçük ötekinin, keyifin simgeselleşmesine tevafuk eder. Tıpkı köle gibi!

Öğüt’ün burada yürüttüğü düşünce akışını vardığı sonuçtan hemen önce kesmek gerekir: Erkek-kadın’ın düşlem-semptom’la örtüştüğü söylenebilir ama efendi-köle ile örtüştüğü söylenemez. Aslında Lacancı cinsiyetlenmede iki değil toplam dört terim vardır. Bunları sayalım [2]:

1) İğdişten muaf biri vardır. 
2) Herkes iğdişe tabidir.
3) Kimse iğdişten muaf değildir.
4) Herkes iğdişe tabi değildir.

Bu terimlerden 1 ile 2 erildir, 3 ile 4 dişildir. Efendi-köle sırayla 1 ile 2’ye tekabül ettiği için ikisi de eril tarafta bulunur. Efendi iğdiş edici simgesel istisnadır, köle ise kurala tabi kılınarak iğdiş edilen taraftır [3]. 1 ile 2 aynı zamanda gerekli ile mümkün’e tekabül eder: Efendi neyin gerekli olduğunu ilan edendir, köle ise imkanlara sığınandır [4]. Bu ikisi aynı zamanda S1 ile S2 olarak Esas-İmleyen ile ona hizmet eden bilgiye tekabül eder: Efendi esas alınacak imleyeni bildirir, köle kendi iş bilgisini o imleyenin hizmetine sunar.

Dişil taraf ise 3 ile 4’e tekabül eder ve efendi-köle diyalektiğinin dışında kalan muğlak bir statüye sahiptir. Simgesel düzendeki bütün yerleştirmeler 1 ile 2 (simgesel istisna ile iğdiş kuralı) arasında olup bittiği için 3 ile 4 simgesel anlamda yersizdir. 3 ile 4’e sırayla gerçek istisna ile tamamsızlık diyelim.

Kimsenin aslında iğdişten muaf olmaması gerçeği (sadece tek bir mevcut Efendi’yi değil) tüm olası Efendi’leri boşa düşüren gerçek istisna noktası olarak Ötekinin eksikliği S(Ⱥ)’yı oluşturur; semptoma kaynaklık eden imkansızlık budur. İğdişe tabi kılınmış ‘herkes’ten söz edilememesi anlamındaki tamamsızlık ise semptomun olumsal tezahürlerini oluşturur.

Dişil taraftan içkin olarak bakıldığında 3 ile 4 sırayla semptomun kaynağı ile tezahürünü oluşturur ama efendi-köle diyalektiğinin işlediği eril taraftan aşkın olarak bakıldığında 3 ile 4 sırayla bölünmüş özne $ ile küçük a nesnesine tekabül eder ve düşlem formülünü oluşturur: $ ◊ a.

Dolayısıyla tamamsız a nesnesi aynı anda hem dişil semptomun tezahür ettiği noktadır hem de eril düşlemde kovalanan “ideolojinin yüce nesnesi”dir: Bu nesne dişil ve eril açıdan iki farklı anlamda belirgindir. Bu muğlak statüyü ‘böcek’ kavramında yakalayabiliriz: Eril özne böceği avlamak için yani onu ezmek veya ona sahip olmak için kovalıyordur, dişil özne ise dikkatini çeken bir ateşböceği veya uğurböceği gibi onun peşine takılmıştır [5]. Eril açıdan bakıldığında böcekler ezilmek içindir. Dişil açıdan bakıldığında ise böcekler hem rahatsızlık yaratabilen hem de çözüm için yol gösterebilen muğlak varlıklardır. Bilgisayar programcılarının yakaladığı kod böcekleri böyledir, Freudcu parapraksis’in statüsü de tam olarak budur [6].

Öğüt erkek-kadın ile efendi-köle’yi üst üste bindirdiği zaman, semptoma kaynaklık eden Ötekinin eksikliği S(Ⱥ)’nın imlediği imkansızlığı inkar etmiş ve onun üzerine Efendi’nin sunduğu imkanlara sığınan köle düşlemini yansıtmış olur. Başka bir deyişle Öğüt’e göre böcekler olsa olsa ezilmek içindir. Buradaki teorik kusur aynı zamanda etik bir kusur da oluşturur, çünkü Öğüt siyasi rakiplerinin üzerine sürekli yansıttığı bu düşlemi kendi üzerine yansıtmaktan özenle imtina eder. Böylece kendi şahsını iğdişten muaf Efendi konumuna layık gördüğünü de açığa vurmuş olur. Aslan avına çıktığından dem vuran Sedat Peker için de aynısı geçerlidir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Butch Lesbians in Turkey” Slavoj Žižek

[2] Bkz “Lacan’da Cinsiyetlenme Formülleri”

Sayılan dört formülün matematiksel ifadeleri şöyle:
1) ∃x ~Φ(x)
2) ∀x Φ(x)
3) ~∃x ~Φ(x)
4) ~∀x Φ(x)

[3] Bkz “Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna”

[4] Bkz “Resolving the Žižekian Indecision by Settling the Location of the Fantasy”

[5] Böceğin fobik nesne statüsü de var ama onu bu yazıda onu ele almıyoruz.

[6] Bkz “Turing Makinesi ve Lacan: Yazma ve Durma”, “Yardım 🐞”

2 Comments

Filed under şey

2 responses to “Teorik ve etik bir kusur: ‘Böcekler ezilmek içindir’ — Işık Barış Fidaner

  1. Pingback: Aslan Avı ve İlksel Baba’nın Öldürülmesi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Anlam-tanesi — derleme | YERSİZ ŞEYLER