Başka(sı)nın hayaline uyma mesuliyeti — Işık Barış Fidaner

Başkasının hayaline hapsolduysan işin bitmiştir!

Deleuze’ün bu sözünde güncel bir mesaj duyabiliriz. Başka(sı)nın hayaline uyma mesuliyeti en tepedeki başka(n)dan en alttaki başka(n)lara kadar her yerde ve her an üzerimize yüklenebilir ve yüklenir. Hayallere uyan makbul vatandaş olma mesuliyeti kanunlara uyan makul vatandaş olma sorumluluğundan dikkatle ayırt edilmelidir. En coşkulu isyancı bile eleştirip karşı çıkabileceği bir simgesel-hukuki düzenin önceden varolmasına gereksinim duyar. Mevcut dünyanın mümkünatının tabaka tabaka soyulduğu ve ortadan kalktığı şartlarda “Başka bir dünya mümkün!” demek ne anlama gelebilir ki? Asıl mesele şimdiki dünyanın mümkünatı değil mi?

Başkalarının sizle ilgili hayal kırıklıklarından doğan mesuliyetleriniz ile başkalarına verdiğiniz sözlerden kaynaklanan sorumluluklarınızı farklı kelimelerle belirttim çünkü bu ikisi imgesel (hayali) boyut ile simgesel boyuta tekabül eder (Lacan). Hayali boyut diğer hayvanlarla paylaştığımız bir boyuttur, onlar da insanlar gibi hayal kurabilirler, kırgınlaşabilirler, hatta bazen “trip” bile atabilirler. Simgesel boyut ise insana özgüdür. İnsana özgü olan ilişki tarzı sözleşmek, buluşmak, anlaşmaktır (bozulana kadar tabi). Elbette insanlar da hayal kurarlar ama diğer hayvanların aksine onlar hayallerini simgesel olarak yani dil yoluyla konuşarak düzenler ve denetlerler. Simgesel boyut insanlarda hukuk ve kanundan ve dolayısıyla toplumlardan söz edebilmemizi sağlar.

Hayal insanın benlik oluşumunda önemli bir rol oynar ama “başka(sı)nın hayali” şeklinde toplumsal ilişkilere sirayet ederse (ki eder) simgesel araçları asıl amaçlarından saptırarak “ego inşası” denen yozlaşma ve yolsuzlaşmaya yol açar [1]. Başkasının hayaline hapsolmak, başka(sı)nın ego inşasına hapsolmaktır. Bu tehlike nedeniyle “kişiye özel kanun olmaz” denir.

Kamusal alan ile özel alanın birbirinden ayrı tutulması, simgesel boyut ile hayali boyutun birbirinden ayrı tutulmasıdır. Burada asıl amaç kamusalı özelden, simgesel bağları hayallerden (özellikle de başka(sı)nın hayallerinden) korumaktır, böylece insanların birbirlerine verdikleri sözlerin “gereksiz yere” boşa düşmesi önlenir. Belki de geçmiş zaman kipi kullanmalıydım çünkü bu koruma girişimi ne yazık ki boşa düştü ve eldeki simgesel düzenleri de yitirdik çünkü fırsatçı medya ekolojisi hukukun yerini aldı [2]. Artık reformlarla iyileştirilebilecek bir hukuk sisteminden söz edemiyoruz, çünkü bütün statüler başka(sı)nın ego inşasına endekslenmiştir.

Medya teknolojisi her yerde başka(sı)nın hayallerini egemen kıldı. Bütün toplumsal ilişkiler ego inşalarını birbirine monte etmeye dayanan fiş-soket modeline göre yapılandı [3]. Mobil cihazlarla insanüstü (transhuman, posthuman) yetenekler kazandığını zanneden insan aslında insana özgü simgesel boyuttan insandışı hayvanlara özgü hayali boyuta doğru geriledi:

İç imge (Innenbild) hayvanın kendi özgül partnerini aramasını sağlar; bir anahtarın yuvasını araması gibi, veya bir yuvanın anahtarını araması gibi, libidoyu türün çoğalması için gitmesi gereken yere yöneltir. (Jacques Lacan, Seminer 1)

“Anahtarın yuvasını araması” belki diğer hayvanlarda türün çoğalmasına hizmet ediyordur ama insanlarda Yuva arayışı simgesel dolayımların yıkımı ile sonuçlanır. Simgesel düzeni yıktığı zaman hayal artık hayalet olmuştur (gerçek boyuta geçmiştir). Bu hayaletin tarihsel örneği Komünizmdir, güncel örneği ise dünya-semptom olarak Avrupa’dır [4].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Ego inşası ne zaman tehlikeli olur?”

[2] Bkz “Fırsatçı Medya Ekolojisi Hukukun Yerini Almıştır”, “Fütursuz Çağa Karşı Sütur”

[3] Bkz “Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa”

[4] Bkz “Bir Avrupa Manifestosu” Slavoj Žižek; “The latcher from the world-symptom Neurope”

3 Comments

Filed under şey