Başka(sı)nın hayali ve Fallokristal — Işık Barış Fidaner

Bireysel idealler çıkmaza girmeye mahkumdur çünkü “Başkasının hayali beni bağlamaz, ben kendi hayalimi kurarım” denemez. Sizin hayaliniz de başkasına göre “başkasının hayali”dir [1]. Öyle olmasa nasıl anlam kazanacaktı? Bireysel olarak sizin, benim, onun, bunun hayalinin kimseyi bağlaması gerekmez ama:

Başkasının hayalinin bağlamadığı hiç kimse yoktur.

Bu formül dişildir, akışkan ve kararsız bir hayal halini belirtir. Tamamsızdır, yani “Başkasının hayali herkesi bağlar” denemez (bu cümleler eş anlamlı değildir). Dişil formülde “herkes” diye bir şey yoktur, sürekli yer değiştiren ve ele avuca sığmayan “başkası” hayaletinden söz edilebilir ancak [2].

“Toplum” dendiğinde kastedilen ise daha farklı, kararlı ve katılaşmış bir hayal halidir. Toplumun kurulması için dişil formülün yerine aşağıdaki eril formülün geçmesi gerekir:

Başkan’ın hayali hepimizi bağlar.

Dişil formülden eril formüle geçildiğinde “başkası” hayaletinin yerini Başkan’ın “Hayal et!” emri alır. Dişil tamamsızlığın kararsız ve akışkan halinden eril tamamlık taslamanın daha kararlı ve katı haline geçilmesi hem enerjinin hem de entropinin azaldığı spontane bir kristalleşmedir [3].

Hem sağ hem sol siyasette kendine yer bulan “Toplum yoktur” sözü, eril tamamlık taslamanın sahteliğini belirtir. Dişil tamamsızlık geride bırakıldığında sahilik de geride bırakılmıştır [4]. Eril toplumun tutunma noktası doğruluktur.

Doğruluğun sahilikten farkı, Herkes veya Hepimiz’in sınırlarının çizilebilmesi için geçerli kuralların işlemediği istisnai bir serbest alan açmasıdır, orası Başkan’ın yeridir. Toplum üzerine kurulan bütün hayaller Başkan’ın “Hayal et!” emrine yanıt verdiği için hepsi Başkan’ın şahsi hayallerine dönüşür.

Başkan siyaset yoluyla hepimizin toplumsal hayallerine “sahip çıkmıştır” ve böylece onların (ve bizim) sahibi(miz) olmuştur. Sahip olunan hayaller Fallus biçimine bürünür. Bu yüzden eril tamamlık taslamanın diğer adı Fallokristaldir [5]. Fallokristalleşme, Başkan’ın uzantıları, uzantıların uzantıları, uzantıların uzantılarının uzantıları, vb. şeklinde yayılarak zaman ve mekanları penetre eder ve toplumu cisimleştirir [6].

Fallokristal toplumun huzur hakkını Başkan’ın “huzur hakkı”na tercüme eder. Başkan’a tahsis edilmiş serbest alan fallokristalleşen toplumun en derin zafiyetini oluşturur. Toplum bu zafiyet etrafında şekillenmeye mecbur kaldığı ölçüde Başkan’ın Ego inşasına indirgenir [7].

Doğruluk hiçbir zaman bu istisnai Ego konumunu ortadan kaldıramaz. Bu yüzden doğruluk sahi değil foldur, yani ona bağlanan toplumsal arzuyu ve umudu boşa düşürmeye yazgılıdır. Toplumsal arzu ve umut fiilen boşa düştüğü zaman doğruluk da kaybedilir. Bu tip kriz anlarında Başkan geri plana düşer ve “başkası” hayaleti yeniden sahneye çıkar. Zafiyetin yerini izafiyet alır. Enerji ve entropi yeniden yükselir, dişil formülde belirtilen kararsız ve akışkan sahiliğe geçici olarak geri dönülür [8]. 

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Başka(sı)nın hayaline uyma mesuliyeti”

[2] Bkz “Lacan’da Cinsiyetlenme Formülleri”, “Hayal gücü hayaletin hayaletidir”

[3] Bkz “İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama)”

[4] Bkz “Doğrusu, Sahiliğin Eksikliğini Hissediyoruz” (Fidaner, Ayanoğlu), Doğru (özel sayfa)

[5] Bkz “Fallokristal”

[6] Bkz “Ruhsal iklim değişimi ve fallus”

[7] Bkz “Ego inşası ne zaman tehlikeli olur?”

[8] Bkz “Söylenen söylenişi, yapılan yapılışı, bilinç bilinç-içini, kap içeriği, kabuk maddeyi saklar”

3 Comments

Filed under şey