Doğa ve Bata — Işık Barış Fidaner

Doğanın doğmakla ilgisi olduğu gibi kültürün de batmakla ilgisi var. O zaman Doğa-Kültür ikilisine Doğa-Bata diyelim. Kültüre Bata demenin birçok çağrışımı var:

1) Mevcut dünyada hegemonik kültür Batılıdır.

2) Her kültürel hegemonyanın ömrü sınırlıdır, her İmparatorluk eninde sonunda geriler ve Batar.

3) En temel ritüel cenazedir, kayıpların (en başta Ataların) yasını tutarak insani kültür şekillenir, bunun ezeli-ebedi simgesi de günbatımıdır (bu anlamda Bata Doğa’nın ardından gelir ve ona özlem duyar).

4) Kültürün kelime anlamı “ekim” tohumların toprağa Batırılmasıdır (bu anlamda Bata Doğa’yı önceler ve onu şekillendirir).

5) Farklı kültürler komşu olup çatıştığı zaman en küçük farklar bile insanlara Batar ve onları rahatsız eder.

6) Büyük başarılar daha çok deha ve yetenek gibi doğal ve doğuştan faktörlere atfedilir, kültür ise daha çok başarısızlık ve işlerin Batırılması ile ilgilidir.

7) Kültürün Bata olarak neden olduğu en büyük Batış elbette insanın aşina olduğu Doğanın Batışı yani iklim krizidir.

8) Yanılsamalara yaslanarak ayakta kalmayan hiçbir kültür yoktur, bu anlamda kültür hep Batıldır.

Doğa nasıl Batar?

Doğa Batar çünkü Batış Doğaya içkindir. Aynı günbatımı gibi her doğal akış birer batıştır. Heraklit: “Hiç kimse aynı nehire ikinci kez giremez, çünkü nehir aynı nehir değildir, kişi de aynı kişi değildir.” “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Doğayı içkince sürekli değişime uğratan Batış, ateştir, ısıdır, enerjiden entropiye geçiştir [1].

Batışın Bata olması ise doğal kaybın kültürle telafisidir. Nesnenin adının anılması hem nesneyi öldürür hem onun kaybını telafi eder. Hegel: “Söz Şey’in öldürülmesidir.”

Doğa simgelenince içkin Batıştan aşkın Bata’ya geçilir. Doğayı (mesela termodinamik) sistemlere tercüme eden bilim onu bir anlamda öldürür, Batırır, ama bir başka anlamda onu muhafaza eder, iletir ve aktarır, “kapsayarak aşar” (Aufhebung, Hegel), Batalaştırır. Peki bilimin kendisi doğal mıdır?

Bata nasıl Doğar?

Bunu yanıtlamak daha zordur çünkü şu soruyla ilgilidir: Canlılık ve insanlık doğada nasıl evrimleşti?

Doğal maddeleri tüketerek hayatta kaldıkları ölçüde bütün canlılar içkinlikten aşkınlığa (Batıştan Bata’ya) geçişi adım adım takip eden yarı-doğal yarı-batıl varlıklardır. Hayvanlara batıl diyebiliriz ama batal diyemeyiz çünkü onlar hayal kurarlar ama simgeleme yapamazlar.

Vaşak avlayıp tükettiği tavşanı iki anlamda içinde barındırır: Tavşan hem onun hayallerini süsler hem de onun metabolizmasını besler. Vaşak tavşan mefhumuna aşinadır ama onda tavşan kavramı bulunmaz. Vaşağın tavşanla ilişkisinde hayali ve gerçek boyutlar vardır ama bu ikisini birbirine bağlayan simgesel boyut yoktur.

Vaşak şayet avladığı tavşanları bir yere not düşebilseydi, onların yasını tuttuğu söylenebilirdi. İşte bu simgesel boyut sadece insanda vardır. İnsan elmayı hayal eder ve onu yiyerek metabolizmasına katar ama aynı zamanda yediği elmanın notunu da düşebilir, onu simgeleyebilir ve onun yasını tutabilir. Bata, Batışın ardından tutulan yastır.

Freud’a göre Bata Ata’nın yasını tutar. Hayal-gerçek çelişkisi Ata’yı Batırmıştır. Önce Ata’nın keyfi Batmıştır, sonra Ata’nın kendisi Batırılmıştır. Bu çelişkinin simgesel çözülüşü ve yeniden düğümlenişi ise Bata olarak kültürü meydana getirmiştir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz Entropi (özel sayfa)

2 Comments

Filed under şey

2 responses to “Doğa ve Bata — Işık Barış Fidaner

  1. Pingback: Entropi — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Bata — derleme | YERSİZ ŞEYLER