Monthly Archives: September 2021

Sanal Ağanın Yüksek Mertebesi: Reziller Ağası ve Dadı Toplum — Işık Barış Fidaner

Sanal Ağa insanların gerçekleri inkar etme güdüsüne yaslanarak kendine iktidar alanı açan kişidir [1]. Temel işlevi çevresinde inkar edilen rezillikleri kendi ego inşasıyla örtmesidir. Sıradan bir Sanal Ağa kendi zümresindekiler için bir savunma mekanizması ve dengeleme unsuru olmanın ötesine geçmez. İnsanların “ayıp örtme” güdülerinin tek bir figür etrafında bir araya getirilmesidir.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Öncül Başka’nın sahiliğinden Öncü Başkan’ın doğruluğuna — Işık Barış Fidaner

Kamusal gerçeklik iki zeminin art arda kurulması yoluyla şekillenir.

Bunlardan birincisi sahilik zeminidir. Bu zemin şöyle der [1]: Başkasının hayalinin bağlamadığı hiç kimse yoktur. Buna göre insanlar eğer toplumsal bağlar kurmayı tasarlıyorlarsa birbirlerini hiçe sayarak hareket edemezler. Bu düşünce insanlara pozitif anlamda nasıl hareket etmeleri gerektiğini telkin etmez ama daha öncül ve negatif bir anlamda bağlayıcıdır. Sahilik zeminini oluşturan Öncül Başka, şu emirde cisimleşir: “Hiç kimse kuralsız davranamaz!” Sahilik zemininde “herkes” diye bir şey yoktur, orada ancak “hiç kimse”den söz edilebilir.

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Dünya Talebi — derleme

AdsızSon versiyon: 21 Eylül 2021

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Dünya Talebi) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

Dünya Talebi ve Dünyadan Talep

Bilemeyebilgi, Bilmeyememe, Belirti, Bilirti

Makbul, Makul, Sanal

Hayal simgenin dolgusudur

Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi

Ağlaşma ve Ağalaşma

Sanal Ağa Özentilerine Karşı: Kural, Kurul, Kurum, Kuram

Diğer derlemeler

求 : rica, istirham, yalvarma

Leave a comment

Filed under kitap

Dünya Talebi ve Dünyadan Talep — Işık Barış Fidaner

İnsanın dünya ile ilişkisi talep yoluyla kurulur. Her talebin özgül ihtiyaçlarla belirlenen bir konusu vardır. Ayrıca her talep mutlaka sevgi talebini yani muhatap alınma talebini de içerir. Talebin tikel yanı dile getirdiği ihtiyaçtır, evrensel yanı ise içerdiği sevgi talebidir. Lacan’a göre arzu, talepten ihtiyacı çıkarınca geride kalandır [1]:

Arzu = Talep – İhtiyaç

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Demembrance — compilation

AdsızFinal version: 20 September 2021

The texts can be read from the individual links or from the compilation’s tag page (Demembrance).

Işık Barış Fidaner

Contents

Occidental Demembrance

From the Saussurean sign to the four discourses

Inception’s spinning top is the lack in the Other

Frustration and Dissatisfaction, Privation and Castration

Internegation and Positnegation

Castrated: Cast & Rated

An account is being blocked

Other compilations

碎: fragmented

Leave a comment

Filed under kitap

Meme haseti üzerine — Melanie Klein

[Hasetlenenin istediği şey] annenin yaratıcılığının bozulması, tahrip edilmesidir…

Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi — Işık Barış Fidaner

Sanal ağa ile hayali baba birbirinden kesin çizgilerle ayırt edilmelidir.

Hayali baba insan zihninin korkutucu veya merhametli bir figür, silüet ya da gölge olarak algıladığı bir izdüşümdür [1]. İnsanın dualar ettiği, bazen fedalar sunduğu, bazen de pazarlık etmeye çalıştığı Tanrı figürü, hayali babanın bir örneğidir. Saray aşkında aşık şövalyenin zihnine yansıyan Hanımefendi figürü de bir başka hayali baba örneğidir.

Sanal ağa ise insanların zihninde yer bulan hayali baba izdüşümlerine ayak basıp onların tepesine çıkarak o insanlar üzerinde yetki kullanma stratejisi uygulayan gerçek bir kişidir [2]. Tanrı’nın sözcüsü kılığında gezinen ve insanları buna inandıran bir din adamı tipik bir sanal ağa örneğidir.

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Hayali baba üzerine — Jacques Lacan

Hayali babayla sürekli uğraşırız. Hayali baba, saldırganlık diyalektiğinin hepsinin, özdeşim diyalektiğinin hepsinin ve öznenin “babayla özdeşleşme” denen şeye erişmesine yol açan idealleştirme diyalektiğinin hepsinin ortak atıf noktasıdır. Bütün bunlar hayali baba seviyesinde gerçekleşir. Bu baba hayalidir deriz çünkü o “benim gibi”lerle (semblable) olan münasebetlere psikolojik destek sağlayan hayali ilişkiye entegredir; bunlar tam olarak türe dayalı münasebetlerdir, her libidinal fitnenin [1] ve her saldırgan açmazın kökeninde yatan münasebetler bunlardır. Hayali baba tipik karakter özellikleri ile ister istemez bunlara katılır. Bu hayali baba tanışık olduğumuz korkunç ve ürkünç babadır, birçok nevrotik deneyimin arkasında onu buluruz ve o çocuğun gerçek babasıyla ilişkili olmayabilir. Çocuğun düşlemlerinde bir baba figürünün filizlenmesine sıkça rastlarız – bu figür bir yüz gibi buruşur, çocuğun o anki gerçek babasından çok ayrı bir yerdedir. (…) Hayali babanın tümgüçlü baba olduğunu fark etmek kolaydır. Tanrı’nın evrensel düzenin güvencesi olduğuna dair bilindik kavrayışla dünyanın temellendirilmesidir bu. Gerçek ve fiziki olan bütün herşeyi Tanrı Ağa yaratmıştır.

[1] ç.n. “Fitne” insanı “meftun” eden herhangi bir şeydir. İngilizce karşılığı “captivation”.

Jacques Lacan’ın dördüncü seminerinden

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Comments

Filed under çeviri

Sanal Ağa — özel sayı

AdsızSon versiyon: 18 Eylül 2021

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Sanal Ağa) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

(öncesi: Yuva vs. Semptom)

İçindekiler

En Distopik Romanımız Böyle Olsun! (Fidaner, Ayanoğlu)

Ağbinin Gözü Üstünde (George Orwell)

Hayali baba üzerine (Jacques Lacan)

— Dünya Kurtarıcılığı Taslayan Sanal Ağalara İtibar Etmeyelim

— Grup Adına İnsan Bloklamak Sanal Ağa Davranışıdır

— Bir hesap bloklanıyor

— Sanal Ağa Özentilerine Karşı: Kural, Kurul, Kurum, Kuram

— Ağlaşma ve Ağalaşma

Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi

Sanal Ağanın Yüksek Mertebesi: Reziller Ağası ve Dadı Toplum

Diğer derlemeler

霸 : tiran

7 Comments

Filed under kitap

Hayal simgenin dolgusudur — Işık Barış Fidaner

Eğer günümüzde dijital dünyanın (veya dünyasızlığın) anlam üretiminin merkezine oturması sonucunda kapitalizm sahiden neofeodal ilişkilerle katmerlendiyse, bu yeni tarzın hayatımızda tuttuğu yeri tespit etmek pek de zor olmasa gerek. Geçen yüzyılın sonlarında neoliberalizm eliyle bütün kamusal bağların adım adım yozlaştırılıp para gibi bozdurularak özelleştirilmiş değerlere çevrilmesini ve belli ellerde toplanmasını (tam da bu sürecin merkezinde yer alan medya aracılığıyla) seyre daldığımız bir dünyada “kaliteyi uzaklarda aramayalım.” [1]

Continue reading

2 Comments

Filed under şey