Bir hesap bloklanıyor — Işık Barış Fidaner

AdsızBu yazıda Freud’un “Bir çocuk dövülüyor” formüllerini rehber alarak Sanal Ağalığın yaslandığı mazoşist düşlemi açığa çıkaracağız [1].

Sanal ağalığın mütemmim cüzü (tamamlayıcı bileşeni) grup adına insan bloklama davranışıdır [2]. Sanal ağalık kazanılmamış ve hak edilmemiş bir yetki olduğu için bu bloklama davranışının bir miktar haksızlık içerdiği kesindir. Ama haksızlığı tasvip etmeyip kaş çatmaktansa (ahlakçı üstbeni öne sürmektense) bu davranışla üretilen zevki anlamak daha önemlidir, özellikle de bloklayan sanal ağanın sadist zevkinden çok onun bu davranışına tanıklık eden diğer grup üyelerinde üretilen mazoşist zevki anlamak önemlidir. Böyle bir analiz, iptal kültürü, linç, günah keçisi gibi meselelerde de yol gösterici olacaktır [3].

Bir hesap bloklanıyor (Bir çocuk dövülüyor).

Sanal ağanın davranışı bir hadise olarak bu şekilde algılanır. Aslında bloklama grup adına yapıldığı için grupta bulunan her kişi bu olayda dolaylı da olsa pay sahibidir ve tepesine tünemiş sanal ağaya “Benim adıma bunu yapamazsın!” diye müdahale etme hakkı saklıdır. Hatta isteseler birkaç üye bir araya gelerek “Bizim adımıza bunu yapamazsın!” da diyebilirler. Ama kimse bu hakkı kullanmayı tercih etmez, neden?

Üyelere sorarsanız “teknik” bir açıklama getirirler: “Admin ben değilim ki, bloklama düğmesi benim elimin altında değil ki, Admin’in bloklama yetkisi onunla ilişkimin bir parçası değil ki, kimse beni sorumlu tutamaz ki…” Ortada sadece çeşitli hesapların bilinmeyen sebeplerle bloklandığına dair muğlak bir bilgi vardır. Hangi hesabın neden bloklandığı sorusunu sormak asla tercih edilmez. Sosyal medyanın yapısı da bu sorunun asla sorulmayacağı varsayımına dayanır. Bu inkarın işlevi, üyelerin Admin’in bloklama gücüne yatırdıkları libidoyu gizlemektir. Oysa Admin’i Sanal Ağa kılan şey tam da grup üyelerini onun aracılığıyla gruba bağlayan bu libidinal yatırımdır.

Hadiseye dair ilk oluşan düşünceyi kuşatan inkar duvarı kırılırsa biraz daha belirgin ve somut bir başka düşünce ortaya çıkar:

Admin trolü blokluyor (Babam nefret ettiğim çocuğu/kardeşimi dövüyor).

Hadise artık bir eylem olarak algılanır çünkü öznesi ve nesnesi netleşmiştir. Bu düşünce öncekinden çok daha somuttur, çünkü ona kritik bir bilgi eşlik eder: Admin trolü blokluyor, çünkü beni seviyor. Hem Admin’in Admin’liğini hem de trolün trollüğünü hayali anlamlarla dolgulayarak tanımlayan asıl unsur işte bu narsisistik sevilme düşüncesidir. Hangi hesabın neden bloklandığı konusu geçici ve sınırlı olarak tartışmaya açılsa dahi, güçlü biri tarafından sevilme düşleminin şiddeti nedeniyle, bloklanan insanlara trollük damgası yapıştırılarak bu konu yine çabucak tartışmaya kapatılacaktır. Yandaşlık kavramıyla kastedilen şey “O güçlü ve beni seviyor” düşlemidir. Ama bu düşlem son durak değildir, daha derin bir düşlemi örten perdedir.

Hadisenin ilk belirişinde bloklanan hesabın kim olduğuna dair, hatta tekil mi çoğul mu olduğuna dair bir belirsizliğin hakim olduğunu söylemiştik. Hadise özneli ve nesneli bir eylem olarak tanındığında bu belirsizliğin çözüldüğüne dair bir izlenim oluşmuştu, çünkü bloklanan hesap bir trol olarak damgalanmış ve böylece Admin’in eylemin tanıklarına gösterdiği sevgi geçerlenmişti. Oysa “Bir hesap bloklanıyor” hadisesine dikkatle kulak verilirse “Admin trolü blokluyor” eylemine indirgenemeyeceği ve trol damgası ile örtülmek istense de baştaki belirsizliğin ortada bırakıldığı anlaşılır. Üzerini kapatan trol damgası kaldırıldığı zaman bloklama kurbanı “bir hesap”ın aslında özdeşim nesnesi yani “ben” olduğu ortaya çıkar:

Admin beni blokluyor (Babam beni dövüyor).

İşte grup üyelerini Admin’e bağlayan libidinal yatırımın altında yatan mazoşist düşlem budur. Bu bilinçdışı düşlem yadsımanın arkasına saklanarak bilince çıkabilir: “Ya bir gün beni sevmezse? Ya o trolü blokladığı gibi beni de bloklarsa?” Bu düşünce tarzına gark olmuş bir grup üyesinin artık bloklanmaktan endişe etmesine gerek kalmamıştır, çünkü kendine böyle sorular sormaya başlaması Admin’in yetkilerini sorgusuzca kabullendiğinin belirtisidir. Eğer bu düşünce tarzından kopamazsa kendini çoktan Admin’e bloklattırmış sayılır, çünkü bu mazoşist düşlemi kurarak bloklanma fikrine kendisini alıştırmaya başlamıştır bile. İşte bu ikinci düşlem yandaşlığın da altında yatan biattır. Sanal Ağayı Sanal Ağa kılan unsur tam olarak budur. Bu da bize ünlü bilmeceyi hatırlatır: Mazoşistin arzusunu yerine getirenin sadist olduğu söylenebilir mi?

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bu formül konusunda Freud’un “Bir çocuk dövülüyor” makalesine, Lacan’ın 4. seminer kitabına, Slavoj Žižek’in Yamuk Bakmak kitabına bakılabilir.

[2] Bkz “Grup Adına İnsan Bloklamak Sanal Ağa Davranışıdır”

[3] Örnek vaka: “Beware of the superego virus! Don’t excuse your erasure!”

İmge kaynağı.

9 Comments

Filed under şey