Aşk ile Meşk — Işık Barış Fidaner

Aşk kavramındaki yoksunluğun aşk meşk sözünde silindiğini düşününce aşkın uzun zaman kovaladığı ve sonunda kavuştuğu eşinin meşk olduğu, böylece aşkla meşkin birlikte günlerini gün ettikleri düşünülebilir. Oysa bu hayal aşkla meşk arasındaki şiirsel kafiyenin yankısından ibarettir. Meşk aşkın eksiğini kapatmaz, onu tamamlamaz, onu mutlu sona ulaştırmaz, onu bitirmez veya başlatmaz. Bu kelimeler arasında bağlantı yoktur, kökleri de farklıdır, anlamları da farklıdır. Aşk meşk deyince sadece parmak şıklatır gibi aşk sesi yankılanmış olur. Aşk meşk, farklılaşan bir tekrarlamadır.

Aşk bilindiği gibi sevda demektir. Meşk ise yazı yazmak, müzik provası yapmak gibi anlamlar taşır. Buna göre aşk meşk deyince çok farklı şeyler anlaşılabilir.

Aşkın tekil muhatabı ile meşkin çoğul muhatabı örtüşmediği ölçüde, bir yanda aşktan beslenen meşk çoğulluğa hitap eder, öbür yanda meşkle desteklenen aşk tekilliğe hitap eder. Aynı zamanda, bir yanda meşk çoğulluk aracılığıyla aşkın tekilliğine hitap eder, öbür yanda aşk tekillik aracılığıyla meşkin çoğulluğuna hitap eder.

Çoğulluk doğruluğun dolayımıdır, tekillik ise sahiliğin dolayımıdır [1]. Sahilik doğruluğa kurban edildiğinde aşk tersine döner ve nefrete dönüşür, çünkü “doğru aşk nesnesi” olmaz ama “doğru nefret nesnesi” olur. Doğruluk sahiliğe kurban edildiğinde ise meşk tersine döner ve sakarlığa, çaylaklığa, bilmezliğe dönüşür, çünkü sahilikler (meşkle üretilen) bilginin hep ufkunda kalır, onun bünyesine asla dahil edilemez.

Aşkı nefretten ayıklamak ve meşki bilmezlikten ayıklamak, aşk ile meşki birbirine yaklaştırmaz. Çünkü bu iki ayıklamanın imkansız olmasının yanısıra, aşkın içinde biraz bilmezlik, meşkin içinde de biraz nefret bulunur.

Aşk muhatabı tekil olmasına rağmen bilgisine yönelim kazandırabilmek için çoğulluğa tutunmuştur, meşk ise muhatabı çoğul olmasına rağmen sevgisini odaklayabilmek için tekilliğe tutunmuştur. Aşk ile meşk arasındaki mesafe, tekillik ile çoğulluğu da birbirinden uzaklaştırır.

Aşk meşkin düzenli çoğul dengesini bozarak onu tökezleten tekil bir kazaya dönüşür, meşk ise aşkın tekil odağını şaşırtarak onu etkisiz kılan çoğul bir uğultuya dönüşür. Böylece aşk ile meşk çatışır. Aşk ile meşkin barışması için (1) aşkın uğultunun yankısıyla barışması, (2) meşkin kazanın rastlantısıyla barışması gerekir.

Lacanca ifade edersek: Aşk ‘yazılmadan durur’, meşk ‘durmadan yazılır’. Aşktan meşke geçilmesi olumsallıktan gerekliliğe geçilmesidir:

Yadsımanın ‘yazılmadan durur’dan ‘durmadan yazılır’a doğru, başka bir deyişle olumsallıktan gerekliliğe doğru yer değiştirmesi – aşkın bütünüyle iliştirildiği askıya alma noktası buradadır. Aşkın tamamı, yalnızca ‘yazılmadan durur’ temelinde kendisini sürdürür, ve yadsımayı ‘durmadan yazılır’a doğru, durmaz, durmayacaktır’a doğru kaydırma eğilimindedir. (Seminer 20)

Meşk aşkı öldürür mü? Lacan’a göre: Evet, meşk aşkı öldürür. Ama aşk zaten canlı mıydı ki? Aşkta zaten aşık maşuğu için ölmüyor muydu? Meşkin aşkı öldürmesi, maşuğun aşığı öldürmesinden (veya tepkisel olarak aşığın maşuğu öldürmesinden) iyidir.

Belki de her kazada bir aşk (her şaşkınlıkta anlamlı bir rastlantı), her uğultuda bir meşk (her rastlantıda şaşırtıcı bir özellik) bulunabilir [2].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Hakikatin Elektrolizi”, Doğru (özel sayfa)

[2] Bkz “Rast Şaşar Şaşa Rastlar”

2 Comments

Filed under şey