Makbul, Makul, Sanal — Işık Barış Fidaner

Makul ve makbul kelimeleri birbirine benzer gibi gözükse de aslında birbirinden çok farklıdır: Makul “akla uygun” demektir, makbul ise “kabul gören” demektir.

Makbul deyince sevilen, popüler, halkın beğenisini kazanmış değerler anlaşılabilir. Ama aynı kavram, aslında temelsiz olduğu halde iktidara sırtını yaslayarak varlığını sürdüren sanal değerleri de ifade edebilir. Bu iki anlam arasındaki geçişkenlik, halkın değer ve beğenilerinin iktidarın nüfuz ve yönlendirmesi ile manipüle edilmeye müsait olduğuna işaret eder. Dolayısıyla bir değerin sevilmesi ve popüler olması, onun sahiden değerli olduğuna dair yeterli bir delil teşkil etmez. Makbul olmak son tahlilde itibari hatta sanal bir statüdür. “Devlet sanatçılığı” ile ilgili sorun tam olarak budur.

Makul olmak ise popülerlikten ziyade uzlaşmakla ilgilidir. Makul olmak makbul olmaktan apayrı bir düzlemde belirlenir çünkü bir konuda uzlaşmak, ortak bir değeri benimsemek ile kıyaslanamaz. Neyin makul olduğu düşüncelerle mantık yürüterek kararlaştırılır. Neyin makbul olduğu ise duygularla nüfuz ederek kararlaştırılır. Bir şeye “Makul değil!” diyerek itiraz eden birinin bu tavrını mantıklı bir açıklama ile desteklemesi beklenebilir, ama bir şeye “Makbul değil!” diyerek itiraz eden birinden böyle bir şey beklenemez.

Bir genel seçim yapılacağını düşünün. Kime oy vereceğine karar veremeyen vatandaşlar çeşitli siyasi konularda tartışmalar yaparak belli uzlaşı zeminlerinde buluşmaya çalışırlar, bu iletişim tarzı makul olmakla ilgilidir. Kime oy vereceği konusunda ikna olmuş ve bir siyasal tarafı benimsemiş vatandaşlar ise başka bir düzleme geçerler çünkü onlar taraftar olmuşlardır. O zaman asıl dert farklı düşüncelerin akıl yoluyla uzlaştırılması olmaktan çıkar, belli bir değerin duygular yoluyla başkalarına benimsetilerek “daha makbul” kılınmasına dönüşür. Taraftar kişiler makul uzlaşı zeminlerinden ne kadar uzaklaşırlarsa savundukları değerler de o ölçüde itibari ve sanal değerlere dönüşür. Makbul olandan makul olan eksiltilirse geriye sadece sanallık kalır. Bunu denklem olarak yazalım:

Makbul – Makul = Sanal

Bu üç terim aynı zamanda bir insanın ömrü boyunca izlediği hattın da özetidir:

1) Her çocuk anne babasının makbul saydığı değerlerden yola çıkarak hayata başlar.

2) Gençliğinde daha farklı bir arayışa girer ve aileden devraldığı değerleri eleştirerek kendine özgü bir alan açmasını sağlayabilecek makul uzlaşı zeminlerinin peşine düşer.

3) Yetişkin olduğunda ise “gerçek dünya” şartlarında makul uzlaşıların çoğunlukla göstermelik performanslardan ibaret olduğunu ve pratikte çoğu ilişkinin makbul olma temelinde başlayıp ilerlediğini tecrübe eder ve böylece sanallık (hatta sanal gerçeklik) mertebesine terfi eder.

Elbette gençliğe özgü makul zemin arayışına hiç uğramadan makbul çocukluktan doğrudan doğruya sanal yetişkinliğe geçiş yapanlar (veya atananlar) da çoktur. Hatta bu kişiler kendi sanallıklarının hiç farkına varamıyor oluşlarını bir özgüven avantajına çevirerek makul insanların dünyadan bertaraf edilmesinde başrolü oynarlar.

Büyük bir kesim ise makul olanı makbul olandan ayırt edebilmek için elinden geleni yapar ama bu düğümü çözemez. Bu beceriksizliğin en önemli sebeplerinden birisi Türkçede Doğru kavramının True ile Right’ı birbirine karıştırmasıdır. Sahi (True) ve Fol (False) kavramları ile bu zaaf kısmen aşılabilir (yukarıdaki “gerçek dünya” kavramına uymadığı için True’ya “gerçek” demek isabetsizdir) [1]. Makul uzlaşma zemini doğru-yanlış (right-wrong) ekseninde kurulduğu sürece makbul değerlere tabi kılınacaktır. Ancak onu sahi-fol (true-false) ekseninde kurabilirsek makbul değerlerden tam olarak ayırt etmeyi başarabiliriz. Makul olanın makbul olandan çekip çıkarılması aynı zamanda makbul olanı çıplak bırakır, yani sanallıktan ibaret olduğunu ortaya çıkarır.

Bütün bu anlattıklarım nedeniyle, iktidar yandaşlığını eleştirmek için kullanılan “makbul vatandaş” kavramının istemeden de olsa bozularak “makul vatandaş” şekline sokulması epey sakıncalıdır.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Doğrusu, Sahiliğin Eksikliğini Hissediyoruz” (Fidaner, Ayanoğlu), Doğru (özel sayfa)

3 Comments

Filed under şey