Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi — Işık Barış Fidaner

Sanal ağa ile hayali baba birbirinden kesin çizgilerle ayırt edilmelidir.

Hayali baba insan zihninin korkutucu veya merhametli bir figür, silüet ya da gölge olarak algıladığı bir izdüşümdür [1]. İnsanın dualar ettiği, bazen fedalar sunduğu, bazen de pazarlık etmeye çalıştığı Tanrı figürü, hayali babanın bir örneğidir. Saray aşkında aşık şövalyenin zihnine yansıyan Hanımefendi figürü de bir başka hayali baba örneğidir.

Sanal ağa ise insanların zihninde yer bulan hayali baba izdüşümlerine ayak basıp onların tepesine çıkarak o insanlar üzerinde yetki kullanma stratejisi uygulayan gerçek bir kişidir [2]. Tanrı’nın sözcüsü kılığında gezinen ve insanları buna inandıran bir din adamı tipik bir sanal ağa örneğidir.

Tanrı fikri hayal ürünü sayılıp yadsınmış bile olsa, onun boşalttığı yere gelip yuvalanan bir başka mefhum: mesela Uygarlığın İlerleyişi, Tarihin Demir Kanunu veya Dünyanın Kurtuluşu’nun sözcüsü kılığında kültür dünyasında medyatik dolaşıma giren ve ideolojik anlamda geçer akçe olan herhangi bir siyasi önder de pekala sanal ağa olabilir. Mutlak bir umut kaynağı kılığında medyatik dolaşıma girmek sanal ağa olmak için yeterlidir.

Sanal ağanın kendisi tek bir kişi olsa bile, insanın zihninde ayak bastığı hayali baba izdüşümünü tekil bir figür olarak düşünmemeliyiz. Sanal ağanın tepesine çıktığı insanın zihninin bir yanında iyi ve merhametli hayali babanın verdiği vaatler ve umutlar bulunur, öbür yanında ise can yakıcı, kötü ve tehditkar hayali babanın yaşattığı çaresizlik ve umutsuzluk bulunur. Sanal ağanın insanların zihnine ne kadar kendinden emin adımlarla yerleşeceği konusu, iyi hayali baba ile kötü hayali baba arasındaki diyalektikle belirlenir.

Uyguladığı strateji gereğince bir sanal ağa ilk başta kendisini hep kötü hayali babayı alt edecek iyi hayali baba şeklinde sunar. Bu sunum tarzı özellikle ailesinden kötü muamele görmüş veya ailesiyle çatışmalı ilişkiler yaşamış kişilerin gözünde sanal ağayı çok çekici kılabilir. İyi hayali babanın eksikliğini duyan kişiler böyle bir sanal ağayı tepelerine çıkarmaya razı gelebilirler.

Ne var ki, iyi hayali baba kılığında insanın zihninde sağlamca yuvalandıktan sonra sanal ağanın atacağı ikinci adım hep kötü hayali baba yönünde olacaktır. İnsanı gafil avlamak üzere dikkatle hesaplanmış bir gecikmenin ardından gelen bu ikinci taktik adım, topluluğun en zayıf halkasını oluşturan kesime (veya kişinin en zayıf halkasını oluşturan unsura) çelme takılmasıdır [3]. Sanal ağalık “sanatının” en incelikli konuları bu çelmenin nasıl gerçekleşeceği ve nasıl simgeleneceğidir.

Çelmenin başarılı olması için sanal ağanın hedef aldığı zayıf halkanın bir günah keçisine çevrilmesi ve böylece takılan çelmenin bir kurban ayinine dönüşmesi gerekir. Eğer sanal ağa iyi hayali baba konumuna sağlamca yuvalanabilmişse, topluluğun belirleyici çoğunluğu (veya kişinin etkin bilinci) sanal ağanın “ayıbını örtme” yönünde hamle yaparak zayıf halkayı yere düşürme eylemini bizzat üstlenecektir, böylece asıl çelmeyi takan sanal ağa, zayıf halkanın bir kurban olarak sunulduğu Tanrı konumuna yükseltilecektir. Bu simgesel dönüşüm gerçekleşirse sanal ağa ikinci adımı başarmış olur, yani “ayıpları örtülen” iyi hayali baba olmanın yanısıra “merhametli (ve tehditkar)” bir figüre dönüşerek kötü hayali baba konumunu da ele geçirmiş, köleleştirdiği insanların zihninde iyice yuvalanmış olur.

Sanal ağayı boşa düşürmenin yolu onun taktığı çelmeye karşı-çelme takmaktır:
1) Sanal ağanın kendisini topluluğa iyi hayali baba şeklinde sunması gözlenir.
2) Sanal ağanın zayıf halkaya takmaya hazırlandığı gecikmeli çelmenin gerçekleşeceği anı yakalamak için tetikte beklenir.
3) Çelme takıldığı anda bu olayı ve eylemi oluşturan bütün simgesel koordinatlar kaydedilmelidir. Çelme olayının gerçekliğini hem çelme takanın egosundan hem de çelme takılanın egosundan soyutlayabilmek için bu kayıt işlemi gereklidir.
4) Sanal ağanın tam da sanal ağa oluşunu (dikkat: egosunu değil) hedef alan bir simgesel karşı-çelme takılır. Böylece zayıf halkanın kurbanlaşması ve çelmenin törenleşmesi önlenir.

Zayıf halkanın “ayağını kaydıran” fiziki çelmenin aksine, sanal ağayı hedef alan simgesel karşı-çelme bir “akıl çelme” hamlesidir.

Sanal ağanın taktığı çelmenin uyguladığı kuvvet, fiziken çelimli olmanın hayallerdeki izdüşümüne dayanır. Sayıca çok olmakla, kalabalık ve çeşitli olmakla temsil edilir. Kalabalıklardan destek görmenin haklılık ve doğruluk göstergesi sayılması tam olarak bu “ayak kaydırma” mantığına aittir.

Akılları çelen simgesel karşı-çelme ise daha farklı bir mantığa aittir, zihinsel ve entelektüel anlamda çelimli olmakla ilgilidir. “Duvardan bir tuğla çekilirse duvar hepimizin üstüne yıkılır” sözünde geçen tuğla çekme işlemine benzer. Akıl çelme doğrulukla (rightness) değil sahilikle (truth) ilgilidir [4].

yuva-sanalaga

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Hayali baba üzerine” Jacques Lacan

[2] Bkz Sanal Ağa (özel sayı)

[3] Bkz “Bir hesap bloklanıyor”

[4] Bkz “Doğrusu, Sahiliğin Eksikliğini Hissediyoruz” (Fidaner, Ayanoğlu), Doğru (özel sayfa)

Ayıp örtme konusunda bkz “Kamu alemde bir hafriyat aracı: Utanç” Ayşe Çavdar

3 Comments

Filed under şey

3 responses to “Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi — Işık Barış Fidaner

  1. Pingback: Sanal Ağa — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Dünya Talebi — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  3. Pingback: Koronavirüsü Kapsayarak Aşı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER