Dünya Talebi ve Dünyadan Talep — Işık Barış Fidaner

İnsanın dünya ile ilişkisi talep yoluyla kurulur. Her talebin özgül ihtiyaçlarla belirlenen bir konusu vardır. Ayrıca her talep mutlaka sevgi talebini yani muhatap alınma talebini de içerir. Talebin tikel yanı dile getirdiği ihtiyaçtır, evrensel yanı ise içerdiği sevgi talebidir. Lacan’a göre arzu, talepten ihtiyacı çıkarınca geride kalandır [1]:

Arzu = Talep – İhtiyaç

Talep diyelim ki komşunun kapısını çalıp tuz istemek olsun. Talebe gerekçe oluşturan özgül ihtiyaç konusu, tuzdur. Ama talebin bütün derdi tuz değildir. Tuz da önemsiz değildir ama aslında başka bir şeyin vesilesidir. Talebi talep kılan asıl evrensel içerik, talepten tuz ihtiyacını eksiltince geride kalan kısımdır, diyelim ki komşudan komşuya yönelen hitabet ve jesttir. Dil yoluyla insanları bazen dolaştıran bazen dolandıran bu muhataplık zemini arzunun alanıdır ve Dünya adını hak eder. Arzu Dünya Talebidir, ihtiyaç ise Dünyadan Taleptir. Buna göre üstteki formülü uyarlayalım:

Dünya Talebi = Talep – Dünyadan Talep

Bu formül sevgiyi emekten ayırt etmeyi sağlar. Selvi Boylum Al Yazmalım (1977) filminde geçen “Sevgi Emekti” sözü adeta bir özdeyişe dönüşmüştür. Doğrusu, sevgi emek değildir. Sevginin konusu Dünya Talebi olan arzuların karşılık bulmasıdır, emeğin konusu ise Dünyadan Talep olan ihtiyaçların giderilmesidir.

Emek kavramının yere göğe sığdırılamaması, en özenli ekonomik analizlerde bile emek-gücünün dünyadaki bütün katma değerlerin kaynaklandığı sonsuz bir memba gibi hayal edilmesi, bu kavramın sahiliği konusunda kuşku uyandırmalıdır. Emeği en üstün değer olarak yücelten fetişçi perdenin örttüğü ayıp şudur: Emek insanın kendini kullandırarak bir başka insanın ihtiyaç gidermesine yardım etmesinden ibarettir [2]. Emeği emek-gücü kılan asıl çekirdek iyilik veya yaratım gibi ulvi maksatlar veya soyut bir enerji kapasitesi değil, insanın kendini başkasına kullandırma keyfiyetidir. Bu gerçek acıtır çünkü emek-gücünün dürtüsel niteliğini açığa çıkarır. Lacan’ın dürtü formülleri böyledir: kendini gözüktürmek, kendini işittirmek, vb. (Seminer 11, s. 195)

Emeğin dürtüselliği ihtiyaç gidermesi ile ilgilidir. İhtiyaçlar gereği Dünyadan Talep etmek için Dünyayı varsaymak gerekir. Ama Dünyayı varsayan özne kendi kendini silmiş olur, çünkü Dünyası sabitlenen özne dikişlenir ve ortadan kaybolur. Lacan’a göre dürtü, talepten özneyi çıkarınca geride kalandır:

Dürtü = Talep – Özne

Sevginin insanları dolaştırma ve dolandırma yolu olan arzu ise Dünya Talebidir, Dünyayı sabitleyen varsayımları boşa düşürür ve özneyi yeniden sahneye çıkarır. Böylece sevgi ve arzu, emek-gücünün özneyi silen dürtüselliğine (kendini kullandırarak ihtiyaç gidermesine) ket vurur ve onu sınırlandırır. Sevgiye alan açmak ancak Dünya Talep etmekle (arzuyla) mümkündür, bunun içinse insanın Dünyadan Talep etmeye (ihtiyaçlara) ara verebilmesi veya onu parantez içine alabilmesi gerekir.

Bazense ihtiyaçlar hiçbir paranteze sığmayacak kadar şiddetlenir ve muhtaçlık haline gelir. Bunun toplumsal örneği ekonomik bunalımla düşülen çaresizlik, kişisel örneği ise şiddetli madde bağımlılığıdır. Bu durumda ihtiyaç talebin dışına taştığı için “talep eksi ihtiyaç” şeklinde tanımlanan arzu negatif olur ve işleyiş yönü tersine döner, Dünya Talebi yerine Dünyasızlık Talebi olur. Muhtaçlıktan kaynaklanan negatif arzu ve negatif sevginin en bilindik örneği, Stockholm sendromudur. Bu aynı zamanda siyasi bir taktiktir: İnsanlar can derdine düşürülürse (1) emek ve ihtiyaçlar parantez içine alınamaz, (2) pozitif sevgi alanı iflas eder, (3) muhtaçlığa dayanan bağımlılık olan negatif sevgi yaygınlaşır. Negatif sevgide Dünyadan Talebin şiddeti altında ezilen Dünya Talebi iflas eder, dolayısıyla insanların birbirine dolaşması yerine birbirini dolandırması sahnelenir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Arzu tanımının kaynağı “Fallusun İmletimi” makalesidir: “arzu ne tatmin iştahıdır ne de sevgi talebidir, daha ziyade bunlardan birincinin ikinciden çıkarılmasının sonucunda beliren farktır”. Dürtü tanımının kaynağı “Freudcu Bilinçdışında Arzu Diyalektiği ve Öznenin Devrilmesi” makalesidir: “Dürtü talepteki özne yok olduğunda talebin dönüştüğü şeydir.” Bu formülleri içeren bir başka yazı: “Lacan’ın Arzu Şeması” Dünya Talebi konusunda: “Demand du monde desire this ire”

[2] Bkz “The Perverse Core of Labor-Power: Making Oneself Used”

2 Comments

Filed under şey

2 responses to “Dünya Talebi ve Dünyadan Talep — Işık Barış Fidaner

  1. Pingback: Dünya Talebi — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Lacan’a giriş — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER