İçerikleri İçeren Bilirbilmezlik Balonu: Yazılama ve Yazıklanma — Işık Barış Fidaner

Okuryazarlık yazının aracı olduğu ve yol açtığı bütün işlemlerle ilgilidir. İçerik üretimi/tüketimi ise bu işlemlerin sadece “içerilen” kısmıdır. İçerik üretmek/tüketmek okuryazarlıktan sadece kapsam değil nitelik bakımından da farklılaşır: Yazı “içerilip” içerik olduğu zaman bir renge boyanır ve okuryazarlığı hal değişikliğine uğratır. İçeriğin girdiği rengi ve düşürdüğü hali inceleyelim.

İçerik “içerilmiştir” yani onun bilindiği zannedilir. Peki içeriği “içeren” varlık nedir? Bu varlık bildiğini zannetme halidir, bilgi kılığına girmiş bilmezliktir. Bu varlığa bilirbilmezlik adını verelim ve onu kocaman bir balon gibi düşünelim.

Kendisini kapsamaya kalkışan bilirbilmezlik balonlarını patlatmak okuryazarlığın belki de en temel işlevidir. İçerik ise balon tarafından “içerilmiş” olduğunu kabullenen bir yazıdır, balonu patlatabilecek sivri uçları törpülenmiş bir yazıdır. İçerik dişleri sökülmüş yazıdır.

İçerik aslında yazı değildir. Çünkü ancak içerilmeyen yazı kalır, “içerilen” yazık olur. Bilirbilmezlik balonu tarafından “içerilen” yazılama yazıklanma olur, bağlaşma ağlaşmaya döner (exchanging links turns into networking) [1].

İnsanlar okuryazarlık yoluyla birbirlerini yazılayarak bağlaşmaktan kaçındıkları sürece, yani ürettikleri/tükettikleri içerikleri içeren bilirbilmezlik balonlarını patlatmaktan imtina ettikleri sürece, dijital bulut onların yazıklanarak ağlaştıkları bir yer olmaya devam edecektir.

Gelelim diğer soruya: Bilirbilmezlik balonu hangi kumaştan yapılmıştır? Bunun yanıtını muhtemelen herkes biliyor: Bu malzeme elbette Ego inşasıdır. “Ben” parantezi içine alınmış hayallerden oluşan kof bir dolgudur.

Ego inşası bilirbilmezlik balonuna “platform” görünümü verir. İçerik “platform” üzerinde duruyordur yani adeta kaide üzerine konmuş bir heykel gibidir. Oysa kaideye konmak aslında rehin alınmaktır: İçerik “platform”dan düştüğü anda buharlaşacaktır, yazılmamış olacaktır. Bu ihtimal içeriğin aslında yazı olmadığını kanıtlar.

Aslında platform sahibi içerik üreticilerini rehin almıştır. Onların Ego inşası kendi Ego inşasına hizmet ettiği sürece takdir simülasyonu yoluyla üreticilerden “içerik” sağar. Eğer platform sahibinin Ego inşasını tehlikeye sokacak biri çıkarsa ya çelme takarak ya da tekme atarak “platform”dan düşürülür.

Bir yazar herhangi bir “platforma çıkarılmayı” kabul ettiği anda bilirbilmezlik balonu tarafından “içerilmeyi” kabullenmiş olur. Yani platform sahibi Sanal Ağanın Ego inşası arabasına koşumlanmış olur [2]. Bu ilişki tarzı okuryazarlığı iğdiş eder. Dijital buluttaki ağlaşma ve yazıklanmanın farkına varamadığı asıl derdi budur.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Ağlaşma (Networking) ile Bağlaşma (Linking)”

[2] Bkz Sanal Ağa (özel sayı); “Ego inşası ne zaman tehlikeli olur?”

5 Comments

Filed under şey