İmleyen ve Simleyen: Çaba ve Emek — Işık Barış Fidaner

Simgesel düzenin genel tanımı şöyledir:

İmleyen özneyi başka imleyenlere temsil eder.

Gelin bu tanımı biraz değiştirerek yeni bir kavram türetelim:

Simleyen özneyi başka imleyenlere metheder.

Burada simleme hem allayıp pullamak hem de simülasyon anlamındadır. Bu tanımlara dayanarak iki farklı merkez çeşidini ayırt edebiliriz:

Esas-İmleyen evrensel yerçekiminin yerine geçen bir uzakınlık merkezidir, sahilik kaygısına dayanır [1].

Esas-Simleyen evrensel yerçekimine karşı tedbir alan bir “platform”dur, doğruluk endişesine dayanır.

Simleyenin imleyenden farkı muğlaklığı iptal etmesidir. Böylece simleyen manidar olmayan bir anlam üretir, pürüzsüz bir anlam üretir. Mecazla ifade edersek: Esas-İmleyen açık denizde peşine takıldığınız bir mürekkepbalığıdır, Esas-Simleyen ise açık denizlerden kaçarak sığındığınız bir limandır [2].

Muğlaklık iptal edilirse özne temsil edilemez. Methedilen özne özne olmaktan çıkar ve Ego inşasına dönüşür. Üstelik onu metheden Esas-Simleyene de bağımlı hale gelir. Mesafeleri koruyan kamusal uzakınlık alanı çöker ve onun yerini “platform” veya “kürsü” adı verilen özel samimiyet ve takdir simülasyonları alır.

Her simülasyon kaygıyı bastırmaya yarayan bir savunma mekanizmasıdır. Kaygıyı bastırmanın temel şartı “Sahi mi?” sorusunun yerine “Doğru mu?” sorusunu geçirmektir. Bu hamle diyalogu rahatlatır, çünkü birinci sorunun muhatabı çıplak bilmezliktir, ikinci sorunun muhatabı ise bilirbilmezlik balonudur [3]. Birinciden ikinciye geçmek muhataba Ego giydirmektir, imleyenden simleyene geçmektir, bu manevra taslamanın özünü teşkil eder.

Esas-İmleyen ve Esas-Simleyen: Bunların ikisi de aslında olumsal olduğu halde kendisinin gerekli olduğunu öne sürer. Birincisi olumsal olduğunun alttan alta farkındadır, ikincisiyse olumsal olduğunu bastırır ve inkar eder. Bu durum ilginç bir fark yaratır: Esas-İmleyen taslayıcı konumu bile bile işgal ettiği için taslama onda korkaklık yerine cesaret hanesine yazılabilir (aptallık değilse eğer).

Esas-İmleyen çabadır, belki boşuna bir çırpınıştır, belki de fedakarca bir girişimdir, hangisi olduğunu bilmez. Bu onu sahi kılar.

Esas-Simleyen ise emektir, yani sonunda işe yaramış olacağını önceden tasdikleyen belgeyi cebine koyduktan sonra yola çıkmıştır. Bu onu doğru kılar.

Tabi ki asıl mesele çaba gösterme riskinden kaçınan emeklerin platformlara ve kürsülere çıktıkça samimiyet ve takdir simülasyonlarına dönüşmesidir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Dikiliş (Doğruluk Endişesi) ve Öz-dikişleme (Sahilik Kaygısı): Evrimsel Seçilim”

[2] Bkz “Baş gösteren ve Esas-İmleyen: Köstebek ve Mürekkepbalığı”, “Sinthome olarak Terrabayt”

[3] Bkz “İçerikleri İçeren Bilirbilmezlik Balonu: Yazılama ve Yazıklanma”

3 Comments

Filed under şey