Duvar ve Eduvar: Kendindar Zayıf Halka — Işık Barış Fidaner

Gelin Duvar kavramını biraz soyutlaştıralım ve bu terimle herhangi bir dijital yayın organını kastedelim [1]. Duvar aslında bir imleyenden ibarettir, yani o yayın organını adlandıran ve onun internet adresini belirleyen kelimedir. Bu isim bazen marka gibi algılanır, bazen kurum gibi algılanır. Her halükarda bu ismin asıl işlevi belli bir simgesel yapıyı çıpalayan Esas-İmleyen olmaktır. Kendine dair algılara kayıtsız kaldığı ölçüde bu imleyen Duvar adını hak eder.

Şöyle diyelim: Her Duvar’ın arkasında bir Eduvar bulunur. Eduvar “servet muhafızı” anlamına gelen Eduard isminin Türkçe okunuşudur. Ona kısaca Edi de diyebilirsiniz. Eduvar Duvar’da barınan simgesel servetin muhafızıdır.

Her Duvar bir Eduvar’a dayanır. Mecburi şart olmasa da genelde böyledir. Eduvar Duvar’ın üstünde yükseldiği tuğladır, Eduvar’ı çekerseniz Duvar yıkılabilir.

Peki Duvar’ın Eduvar’a yaslanması güç müdür yoksa zayıflık mıdır? Kime sorduğunuza göre cevap değişir:
1) Arkadaşları ve destekçileri Eduvar’ın Duvar’ı sağlamlaştıran dayanak olduğunu söyleyecektir.
2) Onu tanımayanlar veya ona kayıtsız olanlar Eduvar’ı Duvar’ın zayıf halkası sayacaktır.
3) Düşmanları ise Eduvar’ı adeta Duvar’a dadanmış bir lanet gibi algılayacaktır.
Bu yorumların her biri kendini gerçekleştiren kehanet gibi işler: Kamuoyunda bu üç yaklaşımdan hangisinin ağır bastığına göre Eduvar ya sağlamlaşır, ya zayıflar, ya da lanetlenir.

Eduvar’ın kendisi pek belli etmek istemese de muhtemelen birinci yaklaşımı benimsemiştir, yani kendini Duvar’ın dayanağı saymaktadır, fakat Eduvar ne peygamber ne de suçlu olduğuna göre son tahlilde ağır basan ve nesnel gerçekliği belirleyen ikinci yaklaşım yani kayıtsızlık olacaktır: Eduvar Duvar’ın zayıf halkasıdır.

Eduvar’ı zayıf halka kılan şey tam da birinci yaklaşımı benimsemiş olmasıdır, yani kendini dayanak saymasıdır. Zaten Eduvar’ın kendi öznelliğini saklı tutma isteği de bu zayıflık açığa çıkmasın diyedir. Bu öznel zayıflığın psikanalizdeki adı Ego’dur. Ona başka adlar da verilebilir: kendini bir şey sanmak, kendini fetişleştirmek, kendindarlık.

Duvar ile Eduvar karşı karşıya konduğunda her zaman Duvar galip gelecektir. Sonuçta Duvar simgesel serveti çıpalayan imleyendir, Eduvar ise onu koruyan bir muhafızdan ibarettir. Eduvar eğer Duvar’ı sağlam ve ayakta tutan dayanağın kendi Egosu olduğu inancına tutunmaya kalkışırsa:
1) Kendindar olmuş olur, yani kendi Egosunun müridi olmuş olur.
2) Bu tutumda ısrar ederse Duvar’da barınan simgesel servet üzerinde Sanal Ağalık iddia etmiş olur.
Fakat iki netice de Ego inşasının altını oyar: Kendindarlık arkadaşlıkları koparıp insanları birbirine kayıtsız kılan etmendir (birinci yaklaşımı ikinci yaklaşıma çeviren etmendir). Sanal Ağalık iddiası ise arkadaşlıkları düşmanlığa çeviren etmendir (birinci yaklaşımı üçüncü yaklaşıma çeviren etmendir). Her halükarda Ego inşası kendi kendini aşındıran ve açığa çıktığı anda buharlaşan bir zayıflık olmakla kalır; o aslında okuryazarlığın patlattığı bilirbilmezlik balonundan ibarettir, hayali bir sağlamlıktır [2]. Gerçek sağlamlık ancak Ego inşasından kaçınarak yani özneleşme yoluyla mümkün olur [3].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Gazete Duvar hadisesi buradaki tartışmanın sadece vesilesidir, benzer olaylar herkesin başına gelebilir. Bkz “Duvar Kapı Duvar: Sanal Ağanın Çökmesi ve “Sahip Çıkmak””; ayrıca bkz “Duvar’da Kendi Tükenişini Seyretmek”

[2] Bkz “İçerikleri İçeren Bilirbilmezlik Balonu: Yazılama ve Yazıklanma”

[3] Bkz “Gerçek ve Salbırak”, “Ego Çıkmazı ve Özneleşme”, “Hakikatetme, Hakikatlanma, Hakikatkı”

5 Comments

Filed under şey