Filozof ve Sefeci, Feleğin Silsillesi: Yerindelik → Yerin Delik — Işık Barış Fidaner

Felsefe yerindelik duygusundan yola çıkar ama anlam çerçevesini kırıp ötelere doğru yayılacaktır [1]. Yerindelik duygusunu ötelere doğru yönelten eksiklik hissine yerin delik duygusu diyelim. Psikanalizin konusu bu ikinci duygudur.

Yerindelik duygusu hayallere tutunarak dikkatle adım adım ilerler, yerin delik duygusu ise gerçekle yüzyüze gelip kaygıya kapılır. Bu ikisini gül ve dikenine benzetebiliriz. Felsefenin amacı güle kavuşmaktır, psikanalizin derdi ise gülden çok dikenledir [2].

Yerindelik hayali ile yerin delik gerçeği arasında kurulan her simgesel dolayım bir bilgidir. Gerçeği örterek hayali destekleyen bilgi rahatlatıcıdır. Çarpıcı bilgi ise hayal kıran bir gerçektir. Bu ikincisine silsille diyelim; bu terim bilginin imletim silsilesinin (zincirinin) muhatabına çarptığı silleyi (tokadı) ifade eder. Yerindelik duygusu yaşayan birisi silsille yediği zaman yerin delik kaygısına düşer.

Silsille her disiplinde farklı bir rol oynar. Önce sefeci ile filozofu ayırt edeceğiz, sonra felsefe ile psikanalizi kıyaslayacağız [3].

Sefeci için silsille bir silahtır. Sefeci silsilleyi pek kendine yöneltmez, hep başka insanlara yöneltir. Kendi hayallerini silsilleden muaf tutar, felek kılığına girerek başka insanların hayallerini kırar. Sefecinin muhatabı feleğin silsillesini yemiş gibi olmalıdır. Sefeci yerin delik kaygısına düşürdüğü muhataplara kendisini yerindelik duygusunun güvencesi gibi sunar. Sefeci kendindar olduğu için (Egosundan kopamadığı için) karşılaştığı anlam çerçevelerini kırmakla kalır, felsefe gibi ötelere doğru yayılma işini beceremez [4]. Felsefedeki “fel” yani bilgi sevgisi sefecide yoktur, bilgi sefecinin kendindarlığını başkalarına dayatmak için kullandığı bir araçtan ibarettir.

Sefecinin aksine filozof silsilleyi kendi kendisine yöneltmekten çekinmez. Yerindelik duygusu ile memnun olmayı herkes sever, filozofu ayırt eden özellik ise çarpıcı bilgilerle yerin delik kaygısına düşmeyi daha çok sevmesidir. Kendindar sefecinin aksine filozof kendinden çıkmıştır, kendinsizdir. Sefeci felek kılığına girerek felekle alay eder, filozof ise feleği ciddiye alır, filozofa göre felek başkalarıdır [5]. Başkalarında görülen ve duyulan herşey feleğin silsillesi olup filozofu sürekli yere düşürür. Her düşüşten sonra felsefe yeni bir zemine ayak basıp bir kez daha ayağa kalkar.

Felsefe güle kavuşmayı (üzüm yemeyi) amaçladığı için düşüşleri unutur ve ayağa kalkma çabasına odaklanır. Psikanalizin derdi ise gülden çok dikenledir (bağcıyı dövmek değilse de bağcıya çocukluk travmalarını hatırlatmaktır diyelim). O yüzden psikanaliz öncelikle yere düşme anına (yerin delik kaygısına) odaklanır ve ayağa kalkma işini (yerindelik duygusunu) ikinci plana atar.

Felsefe de psikanaliz de başkalarından gelen feleğin silsillesini yer. Ama bunlardan sadece felsefe felekten yediği silsilleye rağmen yeniden ayağa kalkıp gülü koklama hayali kurar. Psikanaliz feleğin silsillesinin geliş açısını hesaplamaya o kadar kendini vermiştir ki dikenlerle uğraşmaktan gülü falan unutur.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Oruç Aruoba (1990) De Ki İşte; ayrıca bkz “Yerli, Yersiz, Yerlenme”

[2] Bkz “Psychoanalysis is the emprickle science”; Gül irade-sistem ikilisini çağıran düşlemdir, dikense arzu-arıza ikilisini çağıran semptomdur: “Hayat, Felsefe, Psikanaliz”

[3] Philosophy-Sophist farkını Türkçeye uyarlarsak Felsefe-Sefeci terimlerine ulaşırız. Sefeci tefecinin bilgi alıp satanıdır.

[4] Bkz “Duvar ve Eduvar: Kendindar Zayıf Halka”

[5] Felek yıldızların çarkıdır, hem yeri hem göğü içerir, hem kara bahtı hem felix’i içerir. Felix de felek gibi talih anlamına gelir ama mutlu bir talihtir ve emzirme kökünden türemiştir (felix ve female aynı kökten gelir).

3 Comments

Filed under şey