Adım ve Atım: Adım atımın atımıdır, Atım imletimdir — Işık Barış Fidaner

Lacan 5’inci seminerde mecaza anlam-adımı (step-of-sense, pas-de-sens), mecaz-ı mürsele ise anlam-tanesi veya anlam-kırıntısı (bit-of-sense, peu-de-sens) adlarını vermişti, ayrıca şöyle demişti: Mecaz-ı mürsel olmadan mecaz olmaz [1]. Peki mecazsız mecaz-ı mürsel olur mu?

Gelin aradaki diyalektiği netleştirmek için mecaz-ı mürsele anlam-atımı (beat-of-sense, cut-of-sense, coup-de-sens, anlam-kesmesi, anlam-vuruşu, anlam-darbesi) diyelim. Mecaz yeni bir adım atar, mecaz-ı mürsel ise sadece atımdır, adım atmaz, başka/eski bir adımın elçisi veya yankısıdır. Adım ve atımı “varlık” (being) ve “oluş” (becoming) gibi düşünebilirsiniz.

Atımsız adım olmaz ama adımsız atım olur, yani mecazsız mecaz-ı mürsel olur. Mallarmé’nin ünlü şiir başlığını anımsayalım:

Bir zar atımı asla rastlantıyı feshetmez. (Stéphane Mallarmé)

Adımsız atım, Tanrısız bir peygamberdir (mürsel), semazen gibi durmadan (yine/hala, encore) dönerek Ötekinin eksikliğini cisimleştiren bir topaçtır [2].

Atımlarda yankılanan ve yad edilen başka/eski adım asla tespit edilemez, o belki de hiç olmamıştır. Başka/eski adımla ilgili nostaljiye (yuva özlemine) kapılmak yerine sadece onun elçisine (yani atıma, imletime) odaklanmak nostaljezik ve sağaltıcıdır [3].

Adım ayakla atılır, bedeni ilerletir, ama atım kalptedir, can atımıdır. Her adımda yinelenen ilk adım Ego’dur: “Benim adım A = A”. Her atımda yenilenen ilk atım ise ötekinin dışa atımıdır (çelişkiye tahammülsüzlük: bastırma/inkar/defterden silme) [4].

Adım atımın atımıdır [5]. Adım atıldıktan hemen sonra kendi atımını atıverir: Ego, kaynaklandığı çelişkiyi unutur, sanki bastırmamış/inkar etmemiş/defterden silmemiş gibi yapar. Bu yüzden her adım kimlik taslamadır, yani hayal kamerası huzurunda verilmiş bir pozdur [6]. Bunu formülleştirelim:

Adım = Atım(Atım)

Atım, atılan adımdan adımın kendisini eksiltince geride kalandır [7]:

Atım = Adım – Adım

Atılan her adım, sütur-südur bileşimidir [8]:

Adım = Sütur + Südur

Buna göre, adımdan adımı eksiltince geride kalan atım, ilksel sütur-südur bileşimidir [9]:

Atım = İlksel Sütur + İlksel Südur

Adım atmak sütur atmaktır. Atım ise sütur yoluyla südur eden ilksel yankıdır. Her atımda ve atılan her adımda yankılanan ilksel yankı, sıfırtıdır:

Atım = Sıfırtı

Adım = Sıfırtı(Sıfırtı)

Lacan şöyle demişti:

Söyleyiş, söylenenin ardında duyulanın içinde unutulur. (L’Étourdit)

Bu formülü yankıbilime uyarlayalım [10]:

Atım, adımın ardında duyulanın içinde yankılanır.

Atım imletimdir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Anlam-tanesi ile anlam-adımı”, “Mecaz Hakikatin Köprüsüdür, Mecaz-ı Mürsel Sahiliğin Elçisidir”

[2] Bkz “Inception’s spinning top is the lack in the Other”, “Rast Şaşar Şaşa Rastlar”

[3] Bkz “Saudade Melankolik Arzudur”, “Kainatın Ufkunu Kaplayan Gürültü: Yadigar Südur”, “İmlendiren ve İmleten: Kısır Sonsuz ve Nostaljezik”, “Sol ve Sağ”, Yuva vs. Semptom (özel sayı)

[4] Adımlar doğru yürümeyi sağlar, atımlar ise yürüyüşü sahi kılar: Doğru (özel sayfa), “Gerçek ayakasızdır: Hayırdır ne ayaka?”

[5] Bu formülün bir başka versiyonu: “Hayal gücü hayaletin hayaletidir”

[6] Bkz “Eril kimlik taslama (imposture) ile dişil kılık değiştirme (masquerade)” Jennifer Friedlander; “İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama)”

[7] Yazıdaki formül basitleştirmedir. Daha isabetli formül şöyledir:

Atım adımın (işlevsel) kareköküdür: Atım = Adım1/2
Buna göre Adım = -1 seçilirse Atım = √-1 = i olur.
Bu sayılar arzuda şöyle karşılık bulur:

a = φ2

Adım = a = küçük a nesnesi = kayıp nesne = yoksunluk
Atım = φ = fallus hayali = tatminsizlik veya hayalkırıklığı

Bu formüller konusunda bkz “The Complex Plane of Symptom”, “Frustration and Dissatisfaction, Privation and Castration”

[8] Bkz “Sütur-Südur ve Yürümenin Evreleri”

[9] Bkz “Sıfırtı, İlksel Sütur, İlksel Südur”

[10] Bkz “Sinyal gürültünün kendi yankısıdır: Yankıbilim ve Yankıkırım”, “(S)övgürültü, Sürgürültü, Özgürültü, Döngürültü”

5 Comments

Filed under şey