Hanımefendinin Erkek Düşmanlığı Kıskanç Beyefendinin “Öteki Erkek” Düşmanlığıdır — Işık Barış Fidaner

Bir insanın hayatında gördüğü en büyük sevgi kıskançlıkla “öteki erkek”lerden sakınılmak olmuşsa, bu insanın özsaygısını korumak için kıskanılmakla özdeşim kurması ve bir başkasına ait olan “öteki erkek” düşmanlığını şahsen benimsemesi anlaşılır bir durumdur.

Kıskanç beyefendi için “öteki erkek” onun hayallerine dadanan bir hayaletti. Kıskanılmakla özdeşim kuran hanımefendi içinse (1) beyefendi istisnai bir hayalet, kırılmaz hatta görünmez bir hayal olur, (2) “öteki erkek” ise bütün gerçel (actual) erkekleri kapsayan en genel kategori olur. İşte bu ikincisine “kırılgan erkeklik” deniyor.

Beyefendi kırılmaz bir hayaldir, olmayan erkektir. Kırılgan erkek ise beyefendinin yanına bile yaklaşamayan “öteki erkek”tir, çünkü o gerçel erkektir, olan erkektir. Olmayan erkek kaybedilemez ama olan erkek kaybedilebilir. Kırılganlık budur: Bir hayaleti korumak için bütün hayalleri kırmaktır.

“Erkek adam kırılgan olmaz!” diyen ataerkiye kırılgan erkekleri toplumdan ayıklayarak meydan okumanın pek verimli bir taktik olduğu söylenemez. Zaten gündem o değildir: Kırılganları ayıklayıp “temiz toplum” yaratmak, hanımefendiyi kıskanan beyefendinin ölümsüz anısının yaşatılmasıdır. Freud bu hayalete Erbaba adını vermişti (Urvater: İlksel Baba) [1].

Erbaba’nın sanal bir konum olarak yeniden geçerlik kazanması: (1) bir yandan toplumsal sözleşmeyi eriterek toplumu yozlaştırır ve yolsuzlaştırır, (2) öte yandan Sanal Ağa özentileri için yeni fırsatlar yaratır. Böylece ağlaşma ağalaşmayı doğurur [2].

Sanal Ağa özentisi, ağlaşmalarla beslendikçe şişip kabaran kıskanç beyefendi hayaletine peygamberlik yaparak kırılgan olmadığını ispatlamaya çalışan bir erkektir. Fakat toplumsal yasalar koyan gerçek peygamberlerin aksine bu sözde peygamber hiçbir toplumsal kuralı tanımaz, onun tek kuralı “kendisinin öyle uygun görmesidir”, onun dini kendi Egosundan ibarettir, o kendindardır [3].

Sanal Ağanın fırsatçılığı aslında kıskanç beyefendinin hakikatini cisimleştirir: Beyefendinin kıskandığı varlık hanımefendi değil kendisiydi, çünkü hanımefendiyi kendi uzantısı sayıyordu. Dolayısıyla kıskanılmakla özdeşim kuran hanımefendinin becerdiği tek marifet kendi kendisini silmek olmuştu. Hanımefendi bu gerçeği kabullenemediği ölçüde Sanal Ağanın itibar kaybetmesini ve kıskanç beyefendi hayaletinin çıplak kalmasını göze alamaz. Böylece ağlaşma-ağalaşma süregider ve fırsatçı Sanal Ağa özentilerine gün doğar.

Erbaba hayaleti ve ona sığınan Sanal Ağalaşma dalgası geri çekilmediği sürece hasret kalınacak öğeler bellidir: Kural, Kurul, Kurum, Kuram [4].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

[1] Bkz “Aslan Avı ve Erbaba’nın Öldürülmesi”

[2] Bkz “Ağlaşma ve Ağalaşma”

[3] Bkz “Duvar ve Eduvar: Kendindar Zayıf Halka”

[4] Bkz “Duvar Kapı Duvar: Sanal Ağanın Çökmesi ve “Sahip Çıkmak””, “Sanal Ağa Özentilerine Karşı: Kural, Kurul, Kurum, Kuram”

1 Yorum

Filed under şey

One response to “Hanımefendinin Erkek Düşmanlığı Kıskanç Beyefendinin “Öteki Erkek” Düşmanlığıdır — Işık Barış Fidaner

  1. Geri bildirim: Yerçek — derleme | YERSİZ ŞEYLER