Küçük Prens’in Fanustaki Gülü, Sanal Ağa’nın Terraryum’u, Zuckerberg’in Meta’sı — Işık Barış Fidaner

rose

Küçük Prens’in cam fanusla saklayıp koruduğu gül [1] yazar Antoine’ın eşi Consuelo de Saint Exupéry’yi temsil etmektedir. Consuelo bu simgeye atıfla Gülün Hikayesi adını verdiği eserinde Antoine ile anılarını anlatmıştır.

Çok sayıda feminist analiz, Küçük Prens’te cam fanusla korunan gülün erkek egemen bakışla çizilmiş bir kadın stereotipi olduğunu vurgular. Bu yazıda ise aynı imgeyi bir başka bağlamda yorumlayacağız [2]:
1) Gül, dijital bulutta sunulan herhangi bir “içerik” veya “içerik üreticisi”dir (yani “yazı” veya “yazar”dır ama dişleri sökülmüş olarak).
2) Cam fanus, “içerikleri içeren bilirbilmezlik balonu” olarak dijital platform veya yayın organıdır, yani Terraryum’dur.
3) Küçük Prens, platform sahibidir, teknofeodal veya neofeodal ağadır, yani Terraryum’u yöneten Sanal Ağa’dır.

Öncelikle gül imgesini ele alalım. Çiçek ve diken, gülün hayali ve gerçek boyutlardır. Gül bir çiçek olarak görünüş ve kokusuyla Küçük Prens’i büyüler ama gülün esas gurur kaynağı onun “dört tanecik dikeni”dir, çünkü bu dikenler gülü gerçek kılan semptomu oluşturur [3].

Fakat Küçük Prens’e göre gülün dikenleri tamamen yersiz ve lüzumsuz hatta belki de kötücül şeylerdir (gülün tetiklediği direnci bastırma ve inkar etme çabası Küçük Prens’in öznelliğini bölmektedir) çünkü “dikenli olsa da olmasa da koyunlar gelip gülleri yiyebilirler” yani kitlesel sürü psikolojisi karşısında bireysel semptomlar hiçliğe indirgenmektedir.

Feminist bakış açısına göre gülün kurban gittiği koyun sürüsü erkek dayanışmasıdır, yutulan gül ise yalnızlaşan kadındır. Dijital bulut bağlamında ise koyun sürüsü sosyal medyayı sarsan dijital linç dalgalarıdır, dikenleri işe yaramayan gül ise bu fırtına karşısında giderek yalnızlaşan “internet kullanıcısı”dır.

Şimdi en önemli noktaya geliyoruz: Küçük Prens’e göre gülün dikeni sadece yersiz ve lüzumsuz değil, aynı zamanda kötücüldür, çünkü (“aklına ilk geleni söyleyiveren” anlatıcının sözüne inanılırsa) gül “kindarlığından” dolayı dikenlidir.

Bu tavır kurban suçlamadır, çünkü koyun sürüsünün yutucu şiddetinin mesuliyeti “kindarlık” adı altında güle yüklenmiş olur [4]. İşte cam fanusun asıl işlevi budur: “Koruyup kollamak” adı altında gül hem fiziksel hem simgesel olarak tecrit edilmiştir, çünkü maruz kaldığı sürünün şiddetinden gülün kendisi mesul tutulmaktadır. Başka bir deyişle bu tavır “Yuva” adına semptomu iptal etme girişimidir [5].

Semptom ayrıca dikenden farklı bir biçime de bürünür: Gül öksürerek Küçük Prens’e şöyle der: “Geceleri beni cam bir fanusla örtmeni istiyorum. Burası çok soğuk.” Bu öksürüğün Küçük Prens’in “vicdan azabı çekmesini” amaçlayan sahte (histerik) bir jest olduğu özellikle vurgulanmıştır.

Cam fanusla kapatılmak gülün semptomunu (özgürültüsünü [6]) iptal eder ve onu Küçük Prens’in eklentisi olmaya indirger: “o benim için yüzlercenizden daha önemli; çünkü suladığım, cam bir fanusun altına koyduğum, önüne siperlik yerleştirdiğim çiçek o… Çünkü o benim çiçeğim.”

Feminist eleştiri kadının sahiplenilip eklentiye indirgenmesini “trophy wife” kavramıyla ifade etmiştir. Bunu dijital buluta uyarlarsak Sanal Ağa’nın Terraryum’da tecrit ettiği “trophy içerik üreticisi” (dişleri sökülmüş yazar) olgusundan söz edebiliriz pekala [7]. Zuckerberg’in Meta projesi tam olarak bu metalaştırıcı ilişki tarzını küreselleştirme girişimidir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

[1] Antoine de Saint-Exupéry (1943) Küçük Prens.

[2] Bkz “İçerikleri İçeren Bilirbilmezlik Balonu: Yazılama ve Yazıklanma”

[3] Bkz “Psychoanalysis is the emprickle science”

[4] Bkz “Başka(sı)nın hayaline uyma mesuliyeti”

[5] Bkz “Yuva Adam Vakası: “Yuva” Adına Semptomu İptal Etme Girişimi”, Yuva vs. Semptom (özel sayı), Sanal Ağa (özel sayı)

[6] Bkz “(S)övgürültü, Sürgürültü, Özgürültü, Döngürültü”

[7] White Lotus dizisindeki Rachel bu iki rolü bileştirir.

İmge kaynağı.

fan-us

10 Yorum

Filed under şey