Politik Doğurucunun Doğurultusu — Işık Barış Fidaner

Politik doğrucu gözüne çarpan bariz hatalarla mücadele eden duyarlı bir vatandaş gibi davranır, o sanki toplumsal hayatımızı ustalıkla elden geçiren değerli ve duayen bir editördür; oysa onun asıl derdi kendi dünyasına giren semptomatik doğurganlık kaynaklarını zaptetmektir, yani onun rahatsızlığı, çektiği yetersizlik, politik doğurucuya bir türlü hakim olamamaktır [1]. Bir ucunda dünyadaki bütün insanları doğuran annelik, öbür ucunda dünyadaki bütün anlamları doğuran histeri (şaka, rüya, sakarlık, typo gibi parapratikler) olan bu doğurgan kaynak, kadınlar onunla mesafeli kalmak isteseler de, dişildir.

O halde politik doğrucu editörün içini soğutacak altın vuruş, kadın kimliğini dişilikten koparmaktır: Eğer kadın kimliği kesin ve mutlak olarak kişisel beyana tabi kılınabilirse tek bir hamleyle dünyamız hem annecil doğurudan hem de histerik doğurudan tecrit edilmiş olacaktır, bu da eril ve obsesyonel bir cennete merdiven dayamak demektir. Zaten dünyaya gelebilecek tüm yeni bilgilerin öğretileceği üniversitelere kayyum atanmışken, dünyaya gelebilecek tüm yeni çocukların büyüyünce tayin edileceği yerlere yandaşlar dolmuşken, her türlü politik doğurganlığı başımızdan savmaktan başka ne yapacaktık ki? [2]

Gender critical feministlerin dediği gibi kadınlarla uğraşanlar sahiden de doğurganlığı zaptetmeye çalışıyor [3]. Ama mesele sadece biyolojik doğurganlık değil, dilde anlam üreten politik ve ruhsal doğurganlık da hedeftedir ve bu ikincisi erkekler de dahil hepimizi yakından ilgilendirir: Her insanın bilinçdışı zihni durmadan yeni anlamlar üreten mecazi bir rahimdir. İşte politik doğrucu editörün önce bastırmayı deneyip sonra beceremeyince inkar etmeye niyetlendiği asıl ve en önemli semptom, ruhsal rahimlerimizin dünyamızı oluşturan hakikatleri doğurma gücüdür.

Doğrucu editör kendini semptomatik doğurularla mücadele etmeye mecbur hisseder çünkü onu hayata bağlayan iddia geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak sabit bir doğrultu çizebilmektir. Politikada herşey, bayrak, pankart, slogan, vb. böylesi bir doğrultuyu temsil etmeye yarayan simgelerdir. Doğrucu editörün asla kabullenemediği ve sürekli zihnini kurcalayan “inanılmaz” (incredible: itibar edilemez) mümkünat ise ruhsal gebelik sürdüğü halde yürümeye devam edilmesidir, yani doğurultu çizerek geleceğe varılmasıdır [4]. Dişil politika diye bir şey varsa budur.

Felsefenin başlangıç noktasında tam olarak bu fark işaretlenmişti:
1) Sokratik müzakere/diyalog hakikatlerin doğuru yoluydu, ruhsal rahimlerin politik doğurultusuydu.
2) Platon ise Sokrat’ın düşünce akışını felsefi kalıplara döken politik doğrucu editörüydü, hatta ileride filozof-kral olunca bunları topluma uygulatmayı bile hayal etmişti, böylece “ilk filozof” bizim gibi fazla düşünen insanların ebedi teselli yolunu icat etmişti [5].

Günümüze gelirsek, sosyal medyayı dolduran “inanılmaz” kargaşa Sokratik politik doğuru işini epey zorlaştırıyor ve “Bunca histerik doğuruyla kim baş edecek!” hissiyatı vererek insanların obsesyonel politik doğrucu editör reflekslerini tetikliyor. Yine de herşeye rağmen mevcut “inanılmaz” karmaşadan daha bile akıldışı saçmalıklara gömülmek istemiyorsak, bu kestirip atma refleksinin, bu bloklayıp geçme dürtüsünün, bu editoryal göbek bağı koparma işleminin güncel vaziyette bize biraz lüks kaçtığını anlamazdan gelemeyiz.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Lacancı Özne: Kök Salma ve Uzanım: Sütur ve Südur”, “Tanrılar Kurban İstiyor: İmkansız, Yetersiz, Fazla”

[2] Bkz “Şükran Duymak Yeniden Havalı Olsun”

[3] Bkz “8 Mart’ın Rahmini Alma Girişimi ve Hoşgeldin Öfke Bebek”

[4] Bkz “Doğurultu”

[5] Bkz “Sokratik Muhataplık ve Platonik Muhatiplik” Mikhail Bakhtin

9 Yorum

Filed under şey