Slavoj Žižek’le alay etmek klişe oldu — Işık Barış Fidaner

Ben bunu yazmak zorundaydım ama sizin şu çeviriyi okumanızı daha çok isterim: “Ölünceye dek yaşamak” Slavoj Žižek

Biliyorsunuz bir yazarın kitabı çıkacaksa hürmet ettiği birkaç yazardan görüş alıp kitabın arka kapağına koyabilir ki kitapçıda dolaşan biri eline aldığında “Bunu sevdiysem bunu da sevebilirim” diye mantık yürütebilsin. Bu tanıtıcı yazılara “blurb” denir. İnternet sitelerindeki bütün tavsiye sistemleri “blurb”ün (yani Babanın-Adı işlevinin) sulandırılmış türevleridir.

İşte ben de blog yazıları yazdığıma göre tweet de benim tanıtım yapacağım arka kapaktır. Slavoj Žižek’in yazılarıma hayranlık bildirdiğini duyurduğum tweet de (hadi diğer bütün anlamlarını bir kenara koyalım) belli ki benim eserimi tanıtan bir “blurb” işlevi görmektedir.

Kitapçıdaki arka kapak kıyaslamasını dikkate aldığınız takdirde, benimle takipleşen herhangi bir şahsın bu “blurb” mesajına yazdığı yanıtta “Žižek’in size olan hayranlığını tatlı mı istersiniz tuzlu mu?” gibi abuk subuk bir mesaj sarkıtarak hem Slavoj Žižek’le hem benimle hem de felsefe disipliniyle alay etmesinin ne demek olduğunu anlamanız pek zor olmasa gerek? [1]

Bunun karşılığı bir kitapçıya girip kitapların arka kapaklarına abuk subuk stickerlar yapıştırmaktır.

İki farkla:
1) Tek tweet’e tek sticker yapıştırmanız yeterlidir, kitapçıya girseydiniz onlarca kopyayı tek tek elden geçirmeniz gerekecekti.
2) Kitapçıya destursuz girip bunu yapsaydınız dükkancı sizi sopayla kovalardı, tweet’e yaptığınızda ise… ne olur?

Evet işte tam bu noktada anonim kalabalık fetişi kavramına geliyoruz [2]. Bir tweet ne kadar sorunlu olursa olsun “anonim kalabalıkları eğlendirme” iddiasıyla ayakta kalabilir. Aslında bu “anonim kalabalık” boş bir varsayımdır: Kendiniz bir şeye sinirden güldünüz diye başkalarının ona “samimimiyetle” gülebileceğini varsayarsınız.

Twitter’da meşruiyet bu yolla sağlandığı için herkes “onları” eğlendirmeye, “onların” gönlünü hoş tutmaya, “onlara” kabalık etmemeye, vb. gayret eder. Buradaki tek sorun herkesin üstüne titrediği “onların keyfi”nin bomboş ve sapsanal bir soyutlama olmasıdır. Bu bir fetiştir: Biri Bizi Gözetliyor evindeki kamera ve jüri ile aynı statüdedir.

Şimdi gelelim daha mühim konuya:

Eğer Twitter’da “anonim kalabalığın gönlünü hoş tutmak” diye koşulsuz bir görevimiz yoksa, takipleştiğimiz kişilerin de gönlünü hoş tutmak diye koşulsuz bir görevimiz yoktur. İster bir yıl ister on yıldır takipleşiyor olalım, isterse DM’de çok sayıda samimiyet simülasyonu sahnelenmiş olsun, eğer temasta olduğumuz kişi kamusal deklarasyonlarla “anonim kalabalıkları eğlendirmeye” gayret ederken bize karşı üç maymunu oynadığını kesin olarak ispatlarsa onu takipten çıkarmamız (sen’i siz yapmamız) için bütün koşullar oluşmuştur [3] ve o kişinin iş işten geçtikten sonra “ama sen bana kabalık ettin” demesi artık sadece “onların keyfi”ni bağlar, bizim için hiçbir anlam taşımaz.

Şimdi size soruyorum: Bir dergi için yazılarımı değerlendiren Akademik Editörler arasında sayılan birisi, benim “hürmet gereği kitabımın arka kapağında yer verdiğim blurb’ün sabote edilmesine” nasıl bir güdüyle destek vermiş olabilir? Tweet’imin bu şekilde sabote edilmesi asla keyfi kaçırılmaması gereken hangi “anonim kalabalığı” eğlendiriyordu acaba? Hürmete saygısızlık edilmesine kulak tıkadığınız zaman (Babanın-Adı işlevini ıskartaya çıkardığınız zaman) taşıdığınız sıfatların ağırlığının öylece yerinde duracağını mı zannediyorsunuz? [4]

Yazıya adını veren şarkıyla noktayı koyalım:
“Noel’le alay etmek klişe oldu” Half Man Half Biscuit

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] “Psikoterapistim, insan ruhundan anlarım” diyen bu kişi tweet’ini silmeyecek kadar gururluyken ismini saklamak bize düşmez: İbrahim Gökşin Başer. [*]

[2] Bkz “Fırsatçı Medya Ekolojisinde Anonim Kalabalık Fetişi”

[3] Bkz “Saklı Yüksük Dünya: Hakikat sonrası yolcusu kalmasın!”, “Sen siz olmaz! Sen siz olmaz!”

[4] Bu Akademik Editör de tweet’ini silmeyecek kadar gururluyken ismini saklamak bize düşmez: Atakan Yorulmaz. [*]

Söyle de atlasın şu yükü! 

Bkz “İstihzamane: Alay ve İroni” Slavoj Žižek, “İnandığı varsayılan özne” Slavoj Žižek

2 Yorum

Filed under şey

2 responses to “Slavoj Žižek’le alay etmek klişe oldu — Işık Barış Fidaner

  1. Geri bildirim: Saklı Yüksük — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Hermetik: Herr-matik | YERSİZ ŞEYLER