Parousia ve Parrhesia, İnkar ve İkrar — Işık Barış Fidaner

Adaletle ilgili iki kavramı anımsayalım:
1) Parousia (varış): İsa’nın ikinci gelişi
2) Parrhesia (tümünü söyleme): Hiç korkmadan hakikati eksiksizce dile getirmek

Bu iki kavram basitçe sentezlenirse bir gün İsa’nın gelip herkese hakikati bildireceği hayal edilebilir. Karikatürize edersek: Bir yetkili gelip hepimize kimin iyi kimin kötü olduğunu (kimin masum kimin suçlu olduğunu, kimin gerekli kimin gereksiz olduğunu, kimin haklı kimin haksız olduğunu, vb.) bildirir ve hep birlikte rahatlarız.

Tahmin edeceğiniz gibi burada iki sorun vardır:
1) Yetkilinin bildirisine güvenemeyiz.
2) Hakikatin tamamını söylemek imkansızdır.

Lacan’ın bu sorunlara bulduğu çözüm gerçekliği imkansızlıktan türetmektir:

Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur. (Lacan, Televizyon)

Yani yetkilinin alenen yaptığı resmi bildiriye güvenemesek de o bildiride geçen kelime ve jestlerde örtük tarzda kendini belli eden dil sürçmesi gibi semptomatik detaylara güvenebiliriz.

Yetkilinin resmi beyanı herhangi bir Sanal Ağa’nın Ego inşasıdır ve ona güvenemezsiniz, zira Freud’un dediği gibi:

Das Ich nicht Herr sei in seinem eigenen Haus.
Ego kendi evinde ağa değildir.
(Psikanaliz Yolunda Bir Zorluk, 1917)

Fakat bildirinin harfiyetine (kullanılan söz ve tabirlere) dikkat ederseniz o yetkilinin aynı zamanda kendi imkansızlığını/gerçeğini de bildirdiğini fark edersiniz. Size sunulan hayallere dalmayıp o ifadelerde gizlenen gerçeği algılamanız da mümkündür. Çok basit bir örnek vermek gerekirse:

1) “A ile kolayca baş ederiz!”
2) (B olursa işimiz çok zor!)

Birinciyi söyleyen bir yetkilinin aslında fiilen ikinciyi söylediği varsayılabilir. Yetkiliyle A konusunda anlamlı bir iletişim kurmanız için illa onu B tehlikesiyle yüzleştirmeniz gerekmez. B’yi bilfiil dile getirmediğiniz halde onun sözlerinde B’nin gerçekliğini algılayabilir ve paylaşabilirsiniz.

B şayet ölümse, sabahtan akşama kadar herkes ölüm korkusunu dışavursaydı hiçbir yetkili merciye güvenmeleri mümkün olabilir miydi? B şayet cinsellikse, akşamdan sabaha kadar herkes birbiriyle sevişmeye çalışsaydı hiçbir yetkili merciye güvenmeleri mümkün olabilir miydi?

Yetkili mercinin iki görevi vardır:
1) İnkar: Onları onlara iade etmek (A ile baş etmek)
2) İkrar: Herkesi kendine iade etmek (B’yi öznelere bırakmak)

Birinci görevde yetkilinin iade ettiği “Onlar” iyiler de olabilir kötüler de olabilir (masumlar, suçlular, gerekliler, gereksizler, haklılar, haksızlar, vb. her neyse). Her yetkili bildiride muhakkak bir miktar inkar mevcuttur çünkü başvurulan simgeler ister istemez yetersiz kalacaktır: “Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir.” (Lacan)

İkinci görevde ise yetkililerin bildirdiği simgelerin kifayetsiz kalışını telafi etme işi öznelere veya alt-gruplara devredilir: “Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur.” (Lacan)

İkrarın püf noktası hakikati isabetle susabilmektir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Bkz “Sadece bedenlenmeler ve yetkilenmeler vardır”, “Özeleştiri Özelleştirir: Ego, Süperego, Hiperego: Sanal Ağaların İtişmesi ve Gerçek Ağaların Çekişmesi”, “İnkârcı Katlanma ve İkrar Zarı: Baş-kası, Ar-kası, Hır-kası” (1) (2), “İkinci Varış” William Butler Yeats

2 Yorum

Filed under şey

2 responses to “Parousia ve Parrhesia, İnkar ve İkrar — Işık Barış Fidaner

  1. Geri bildirim: Nevmelek — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Yay (hayvancık işareti): Yaya, Yayın, Oku! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER