Hegel ve Marx: İşte endeks, o zaman zıpla! İşte simge, o zaman dans! — Işık Barış Fidaner

Hukuk Felsefesi‘nin önsözünde Hegel bir özdeyişi uyarlayarak Lacancı dilmeden‘e (lalangue) başvurur:
1) Hic Rhodus, hic saltus! (İşte Rodos, zıpla da görelim!)
2) Hic rhodon, hic salta! (İşte gül, dans et bakalım!)

Hegel’in birinci ifadeyi ikinci ifadenin yerine geçirmesi nasıl yorumlanmalı? Rodos ve gülün semantiğine (Ezop masalı ve Hristiyanlık) takılmayıp sadece bu kelimelerin gramerde oynadığı role bakalım:
1) Rodos özel isimdir, Peirce’in tabiriyle endekstir, her dilde aynıdır ve hep aynı mekana işaret eder.
2) Gül cins isimdir, Peirce’in tabiriyle simgedir, özellikler demetiyle sarılmış bir canlı türüdür.

Bu ayrım yardımıyla deyimlerin ikinci kısmı da kolayca yorumlanır:
1) Saltus: Bir endeksin kapsamından bir başka endeksin kapsamına zıplamak.
2) Salta: Bir simgesel bağlamda dans ederken bir başka simgesel bağlama düşmek.

Buna göre iki deyimin en genel tercümesi şöyledir:

Hic Rhodus, hic saltus: İşte endeks, o zaman zıpla!
Hic rhodon, hic salta: İşte simge, o zaman dans!

Her bedensel hareket zıplama (saltus) veya dans (salta) gibi yorumlanabilir:
1) A noktasından B noktasına varmasına odaklandıysanız zıplamadır.
2) Arada taradığı yörüngenin inceliklerine dikkat ederseniz dans olur.

Hegel’in Lacancı dilmeden’e (lalangue) başvurması, kelimelere kopuk birer endeks muamelesi yapmak yerine onları sesteş komşularıyla barıştırması demektir. Dil’i (la langue) temel alan ve kelimeleri (bilgi zincirlerini tutturmaya yarayan) endekslerden ibaret sayan bir kapsam filozofu böylesi kelime oyunlarını ancak bilgisiz birinin kaçak dövüşmesi gibi algılayabilir. Hegel eleştirisi bu kapsamda kalan Marx melez bir ifadeyi benimsemişti:

Hic Rhodus, hic salta: İşte endeks, o zaman dans!

Bu ifade “hem kekim dursun, hem karnım doysun” demektir: “Hem endekslerin kapsamlarına tartışmasız bir imtiyaz tanıyayım ve simgesel bağlamları ikinci plana atayım” (Hegelci idealizme karşı Marksist materyalizm bu demektir ve komünistlerin kendi evrenlerini tutturduğu nihai endeks suçlu buldukları yoldaşları olmuştur), “hem de öncüllerim gibi kaba zıplamalar yapmak yerine Hegelci diyalektik danslarla kavramlar aleminde süzülüp salınayım.”

Marx’ın endeksten simgeye (Rodos’tan gül’e) geçmekle ilgili kaçınganlığını din eleştirisinde de buluruz:

Eleştiri zincirdeki hayali çiçeği kopardı; insan hayaller ve teselli olmadan o zinciri taşımaya devam etsin diye değil, zinciri atsın ve yaşayan çiçeği koparsın diye. (Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı)

Marx’ın koparmak istediği “yaşayan çiçek” Hegel’den başkası değildir. Hegel’in gelecekten yaptığı intihale bakılırsa bu “yaşayan çiçek” aynı zamanda Žižek ve Lacan’dır:

“[yoğun yazılarımı anlamak için] Japon çiçekleri gibi suya koymak gerekir açımlanmaları için.” (Dinin Galibiyeti)

.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Bkz “İşte gül, oyna bakalım” G. W. F. Hegel, “Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam”, “Rodos Çıtası: Alay mı İroni mi?”, “Lacan’da dil (la langue) ve dilmeden (lalangue)” Jean-Claude Milner, “Çiçekleri Eleştirmek veya Çiçeksiz Meyve Olmaz”, “Kek adam kek sever” Slavoj Žižek

dans

5 Yorum

Filed under şey