Rodos Çıtası: Alay mı İroni mi? — Işık Barış Fidaner

Ezop’un Farfara öyküsünde seyahatten dönen bir palavracı şehir dışındayken Rodos’ta müthiş bir atlayış yapmakla övününce bir hemşehrisi ona şöyle karşılık verir [1]:

İşte Rodos, atla da görelim!

Acaba bunu diyen hemşehri palavracıyla alay mı etmektedir (dalga mı geçmektedir) yoksa ironi mi yapmaktadır (takılmakta mıdır)? [2]

İlk izlenim hemşehrinin alay ettiğini düşündürür: Sonuçta palavracıya “Az laf çok iş!” genel ilkesini anımsatmakta ve “Boş boş konuşacağına gerçekten göster de inanalım!” demektedir.

Ama bu nüktenin alaycılık olduğuna inandıysanız adamın masalın girişinde maruz kaldığı “erkek adam gibi yarışsana!” mahalle baskısını ciddiye almışsınız demektir. Yani adamın sahiden de “tam bir erkek gibi şahane sıçrayışlar” yaparak hemşehrilerinin gönlünü alabileceğini zannetmişsinizdir.

Oysa karşılık veren hemşehrinin dikkat çektiği asıl konu adamın attığı palavraların hakkını verebilecek fiziki atlayış kabiliyetinden yoksun oluşu değildir. Öyle olsa Rodos’un adını anmasına gerek kalmazdı, “O zaman atla da görelim!” diye ironisizce alay etmesi yeterli olurdu.

Verilen karşılığı nükteli kılan bölüm “İşte Rodos” diye başlamasındaki ironidir, hemşehrisi palavracının kendini idealleştirmek için atıf yaptığı uzak noktaların hiç de öyle sandığı kadar erişilmez olmadığına dikkat çekmektedir.

Yani şakacı hemşehri adama şöyle diyen bayağı bir alaycı değildir:
— Az laf çok iş! Hadi atla bakalım!
Aksine şöyle diyen sofistike bir ironisttir:
— Laf sende var da bizde yok mu? Aynı dili konuşuyoruz. Rodos çok lazımsa al sana Rodos, buranın Rodos’tan neyi eksik?

Burada Rodos rod/çubuk/çıta diye okunabilir. Hemşehrisi palavracıya bir çıta koyup şöyle demez:
— Hadi şimdi bu çıtanın üstünden atla da sana inanalım!
Aksine şöyle der:
— Sen bize çıta koydun da biz sana çıta koyamayız mı zannettin?
Özetle: Asıl yetkinlik hazırda konmuş bir çıtadan atlamak değildir (öyle olsa kaba bir alaycılık olurdu), çıtanın kendisini kondurabilmektir (o yüzden nükteli bir ironidir).

Rodos çıtası, uzamsal evreni bileşimsel evrene (mekansallığı metinselliğe, Peirce’in tabiriyle: endeksleri simgelere) bağladığı için, şu anda hâlâ Paris’te muhafaza edilen standart metre (mètre étalon) gibidir. Onsuz olmaz ama onsuzluk da olmazsa olmaz [3].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Farfara (palavracı)” Ezop

[2] Bkz “İstihzamane: Alay ve İroni” Slavoj Žižek

[3] Bkz “Uzamsal ile Bileşimsel”, “Seyyar Çakıcı Tayfı ve Tayfası”, “Özgün Standart Metrelerin Sonuncusu”, “Yoğulluk (absential): Olmazsa Olmaz Onsuzluk, (S)onlanmaz Vesile, (S)onlanır Vesile” Slavoj Žižek

Üstteki mekansal/metinsel ilişkisi ve alttaki Rodos fotoğrafı için Zeynep Nur Ayanoğlu’na teşekkürler.

rodos

5 Yorum

Filed under şey