Yoldaş mı Yoltaş mı? Evet, Hakikaten, Gerçekten, Sahiden — Işık Barış Fidaner

Bir yoldaşlığı ikrar etmenin seviyelerini ayırt edelim:
1) Evet varsın
2) Hakikaten varsın
3) Gerçekten varsın
4) Sahiden varsın
Şimdi bunları birer birer ele alalım.

1) Evet varsın: “Görürsem selam veririm ve selamını alırım” demektir. Görülen kişiye olan aşinalık ile denk gelinen ortamın yabancılığı birbirine ne kadar aykırıysa bu ikrar o kadar belirginleşir. Türkiye’de selam vermeyeceğiniz bir tanışınızla yurtdışında uzun uzun muhabbet edebilirsiniz. Bu seviyede henüz yoldaş değilsiniz ama statü simgelerinizi taklit ederek yoltaşlık (milestone) edebilirsiniz. Akranlık, meslektaşlık, iş arkadaşlığı gibi bağlar bu sınıfa girer. Üniversitelerde “alanları” (field) ve “melekeleri” (faculty) tutturmaya yarayan akademisyenlerin temel işlevi birbirlerine ve öğrencilere yoltaşlık etmektir, yoldaşlık ikinci plandadır; başka bir deyişle, endekslerin kapsamları belirleyicidir, simgesel bağlamlar ikinci plandadır [1].

2) Hakikaten varsın: Hakikat beraberce yürünen bir yoldur, bu seviyede yoldaşlık başlamıştır. Artık sadece selam alıp vermeyiz, yürüdüğümüz yolları da fark ederiz, bazen kenara çekilip yol veririz, bazen aynı yola düşeriz. Bu ikrarın meselesi aşinalık/yabancılık değildir, beraber bir senkron oluşturmaktır. Endekslere tutunarak senkron kurulamayacağına göre simge alışverişine başlamalısınız. Mesela “x’i sevmem, y’yi severim” gibi genel geçer endeksler yerine “y ile şu bakımdan ilgileniyorum” gibi simgesel bağıntılara başvurmalısınız. Fakat senkron bozulduğu takdirde nasıl çözeceğinizi ve nasıl önlem alacağınızı bilmiyorsanız her an “herkes kendi yoluna” durumuna düşebilirsiniz, yani kendinizi yoldaş sanırken birdenbire “geride bırakılmış” bir yoltaş statüsünde bulabilirsiniz.

3) Gerçekten varsın: Gerçek yoldaşlık birine yolda eşlik etmekten fazlasıdır, sürtünme kuvvetleri de hesaba katılmıştır. Yoldaşlığınız gerçekse, senkron bozulduğunda devreye girecek kimi diyakronik araçlarınız olmalı [2]. Anlam uyuşmazlığından kaynaklanan “konuşmamız lazım” veya “x derken ne kastettin?” gibi birçok sorunla baş edebilmelisiniz. Savunma ve dirençleri ikrar etmeniz yoldaşlık ve yoltaşlığı teknik anlamda yanyana getirir ama savunma ve direnç ayrık kaldığı ölçüde yoldaşlığın temel gündemi “yoltaşlıktan kaçınma”nın ötesine geçmez (sürtünmeyi azaltma). Dolayısıyla hâlâ her an diyakronik referanslarınız boşa düşebilir ve kendinizi “aşılmış bir kalıntı” halinde bulabilirsiniz.

4) Sahiden varsın: Mecazi anlamda fiziki çarpışmalardan biyolojik eşyaşama geçebildiyseniz “gerçekten yoldaşlık”tan “sahiden yoldaşlık”a geçmişsiniz demektir. Artık aranızda kaçındığınız sürtüşmeler yerine ortaklaşa sürdürüp koruduğunuz bir zar vardır. Örtbas edeceğiniz antipatileriniz olmayınca sempatiye de daha az gerek duyarsınız, yaşadığınız simgesel bağlamı parasempatik müdahalelerle muhafaza edersiniz [3]. Yoldaşlık ve yoltaşlık iç içe geçmiştir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Hegel ve Marx: İşte endeks, o zaman zıpla! İşte simge, o zaman dans!”

[2] Bkz “Differential Synchronicity and Deferential Diachronicity: Signifi-cushion, Signifi-caution, Signifi-crouching”

[3] Bkz “Simgesel Dünyanın Zarı: Yadsımanın Yadsınması”, “Yadsımanın Yadsınmasında Karşıllık ve (A)simetri”, “İnkârcı Katlanma ve İkrar Zarı: Baş-kası, Ar-kası, Hır-kası” (1) (2), “Sempati Antipatinin Yuvalandığı Yerdir, Parasempati Antipati Geçirmez: Simgesel Yakınlık Uzaklıktır, Gerçek Yakınlık Uzakınlıktır”

1 Yorum

Filed under şey

One response to “Yoldaş mı Yoltaş mı? Evet, Hakikaten, Gerçekten, Sahiden — Işık Barış Fidaner

  1. Geri bildirim: Nevmelek — derleme | YERSİZ ŞEYLER