Matematik: İki Kere İki Dört Ulan! — Işık Barış Fidaner

— İki kere iki dört ulan!
— Madem öyleyse neden ‘ulan’ buyurdunuz?

Bir önerme size cebren iteleniyorsa onun ardında bir iğdiş kompleksi olduğunu sezmeniz doğaldır:

— İyi de neden inanayım ki buna?
— İşte ben söylüyorum ya! (fallus bende işte baksana!)

Cebren itelenen önermeler Ego inşası ve erkeklik ispatıyla iç içe geçmiştir: Konu ne olursa olsun kabul ettirmek için öne sürülen her savda örtük bir savaş tehlikesi sezilebilir.

Bu kaidenin istisnasını teşkil eden matematiksel önermeler bile kendine özgü yüceltimli savlama alanını (eleştiriye karşı bağışık kılınan analizlerini) muhafaza edecekse, müzakere edeceği muhataplarına bazı temel aksiyom ve tanımları cebren itelemekten kaçınamaz.

Matematiksel önermenin iletileceği kişi başlangıçta (dişil stratejiyle) çeşitli deliller sergilenerek ikna edilse dahi eninde sonunda (eril stratejiyle) önermenin adım adım ispatlanması yoluyla onu kabul etmeye mecbur bırakılacaktır [1].

Matematik son kertede ispata dayalı olsa da (zihni ‘mat’ etse de) hayalgücüne hitap eden sonsuzluğun cazibesinden de beslenir (meme gibi ’em’ilir) ve simgesel işlemlerin çevikliği ile göz doldurur (‘atik’tir).

Matematik erkekliği ispatlayan Ego inşasını (iğdiş kompleksini) devreden çıkarabilmek için onu kaybetmeli ve yasını tutmalıdır (‘matem’), işte X’i yalnız bırakmak denen iş budur.

Ego aleni bir özneydi (söylenişe aitti, dışlaşmış bir sözde özneydi), ondan artakalan X ise gizli öznedir (söyleyişe aittir, mündemiçtir) [2]:

Söylenişin (énoncé) öznesi vardır. O özneyi tespit etmek kolaydır. Ben ben dediğim anda konuşan kişi olan ben’dir. Ama özne her zaman söylenişe ait değildir çünkü bütün söylenişler ben içermez. Hiçbir ben olmadığında bile –“Yağmur yağıyor” dediğinizde bile– söyleyişin (énonciation) bir öznesi vardır, cümle onu artık tutamadığında bile söyleyişin bir öznesi vardır. (Lacan, Benim Öğretim)

Bu sayede geri kalan herşeyi X cinsinden dile getirmeniz mümkün olur: Ele aldığınız konuyu (‘tema’) gizli öznesinden yola çıkarak yeni baştan kurgularsınız.

Bu güç nedeniyle matematikçiler X’i sadeleştirmeyi çok sever ama bunun bir sınırı vardır, bir noktada X sadeleşmeden kalır, mesela F=ma veya E=mc2 veya ‘iki kere iki dört ulan!’ gibi bir formül halinde onu sürekli yinelersiniz, işte bu da matematiğin ‘tik’idir [3].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “İspat erildir, delil dişildir”, “İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır” Jacques Lacan

[2] Bkz “Ayna Evresinde İmgesel, Simgesel, Gerçek”

[3] Bkz “Semiyo-tik ve kendini-kapsayarak-aşan dışarım nakaratı”, “Asıl devirici Kopernik’ten ziyade Kepler’dir” Jacques Lacan

1) Matem: X’in yalnız bırakılması
2) Tema: X cinsinden yazılan herşey
3) Tik: X’in sadeleşmeden kalması

1) Mat: Eril yengi/yenilgi (loser)
2) Em: Dişil yengi/yenilgi (sucker)
3) Atik: Her ikisinden de kaçınmak

2 Yorum

Filed under şey

2 responses to “Matematik: İki Kere İki Dört Ulan! — Işık Barış Fidaner

  1. Geri bildirim: Jaklakanya — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Ereksi yön rastyöneldir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER