Anlatılamayan Şey Sahnelenir: Kelimeler Tamamen Kifayetsiz Değildir — Işık Barış Fidaner

hylas

Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur. (Lacan, Televizyon)

Bir Lacancı eğer bu alıntının son cümlesine henüz varamamışken ‘Aman tanrım kelimeler nasıl da kifayetsiz!’ diye takılıp kaldıysa muğlaklık havuzunda oynaşan bir tatlısu Lacancısı olmuş demektir, yani kendi çapında takılan bir su perisi veya ‘güzel can’ (beautiful soul, belle âme, schöne Seele) kılığında şöylemesine şarkılar mırıldanarak (di)yosunlu sularda dans eder:

İstediğim her ne varsa / İhtiyacım olan ne varsa / Burada kollarımda / Kelimeler çok gereksizdir / Zarar verirler olsa olsa / Verilen sözler / Bozulmak içindir / Hissiyat yeğindir / Kelimeler hafif / Kalıcıdır hazlar / Bir de acılar / Kelimeler anlamsızdır / Ve unutulabilirler
(Depeche Mode, Sessizlik Ne Güzel / Enjoy the Silence)

O çokomelli şahsiyet unutmayın ki ‘imkansızlık yoluyla gerçeğe tutunmayı’ dert edemeyecek kadar meşgul birisidir [1] yani kendilerinin hayatı ‘aşırı mühim’ iştigallerle doludur (özyaşamöyküleri vb.) ve onun benimsediği pek güncel hayat felsefesine göre:

Anlatılmaz yaşanır! (Su çok güzel gelsene!)

Özel bir terimi mercek altına alırsak işin özü netleşecek: Lacan signifier‘ın işleyiş tarzına signifiance demişti. Tatlısu Lacancısı signifier’a ‘gösteren’ dediğine göre, onun işleyiş tarzı da ‘gösteriş’tir demek ki onun gözünde; ‘Ay nasıl da mütevazı!’ dedirten ‘meta vazı’ onun gösterişidir [2]:

Fazla meta vazı olmayın gerçek sanırlar!

Yarışma programında ‘Gerçek nedir?’ sorusu gelince doğrudan doğruya düğmeye basıp ‘Gerçek simgelemenin açmazıdır!’ diyen birey en dosdoğru cevabı bilmiştir, bravo kutlarız!

Ama doğruyu bilen gururlu birey bir şeyi unutmadı mı acaba? Gerçek simgelemenin burgusudur aynı zamanda: ‘Aman tanrım bu şeyi katiyen anlatabilemem!’ diyen kişi zaten o şeyi sahneliyordur (sahiden!), ‘hişşt! aloo! (farkında mı acaba?) hop! birader!’ [3]:

Anlatılamayan şey sahnelenir! (Düşlem semptomda sahnelenir)

‘Aşırı mühim’ iştigallerin ‘ehemmiyeti aşırılmıştır’, aşırı-belirlenmiştir (overdetermined, Überdeterminiert). Oysa signifier’a ‘imleyen’ denmiş olsaydı, işleyiş tarzına da ‘imleyiş’ denmiş olacaktı. İmleyişin imkansızlığı yoluyla gerçeğe tutunulacaktı. Çok mu zor geldi? Olsun, bir dahaki sefere! [4]

Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur. (Lacan)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Üzülen Ulus Çokomelliyetçiliği”

[2] Bkz “Kutsal Süpürge: Fazla meta vazı olmayın gerçek sanırlar”

[3] Bkz “Düşlemsel Gerçekliğin Anlatımı ile Semptomatik Hakikatin Sahnelenmesi”

[4] Bkz “İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır” Jacques Lacan, “Hemseslenme: İmleme, İmleyiş, İmletim, İmlendirme”

Resim: Su içmek isteyen Hylas’ı su perileri alıkoymuş

6 Yorum

Filed under şey