Category Archives: bilim

Jineolojî Journal Issue 8/ Call for Articles About Free Co-Life [Sym-biosis]

“One cannot create a balanced friend for a shared life without integrating the free mother-womanhood of natural society with the free conscient womanhood of class society. One cannot manage this association without also re-forming the correlative similar manhood.”

Women and men constitute the principal force of social nature over this earth which is a little spot in the universe. This led us to handle the beings, existences of woman and man separately and together. Of course, the obligation that there are at least two persons for developing socialness necessitates us to also discuss co-life [sym-biosis], the relationality of our existences. It is of vital value that we strain our given mentality structurations on the natures of woman and man, on the interaction of these two natures, on their relations and contradictions, and conduct discussions that don’t fall into dogmas or into the individualism advised by liberalism. Starting from this need, we wanted to meet our readers with a series of texts that focus on women, men and co-lifes.

To get out of the definitions of woman and man that are imposed by statist, religionist, nationalist and scientist ideational templates, one must first of all recognize, define and understand the nature of woman and the nature of man. With this idea, we open to discussion the topic of free co-life in our 8th issue, after our two last issues where we discussed the beings, natures and the constructions of woman and man.

One should make the first science in the field of co-lifes, and one should also make the first revolution in this field. Since we think that social sciences should handle the field of co-lifes by assigning it an importance that matches its reality, the strife for equality and freedom that’s centred on woman for Jineolojî will have to deal with the crippling of co-lifes, the expression of the cracking of social truth, and to define it as our basic revolutionary problem.

The topic of free co-life, no doubt, needs to be handled with a scope that can’t be narrowed down to the singular relations of the sexes woman and man. The discussion of free co-life on the philosophical plane envelops the development of a deep being-energy-sense that empowers one to meet the truth of the universe and of course a paradigm of freedom. Beyond human-human relations (woman-man, woman-woman, woman-child… etc.) it calls forth the re-handling of the human-nature relation. The development of ways and methods for vitalizing a democratic-ecologic life paradigm with a defense of woman’s freedom, primarily depends on the definition of co-life’s measures and principles on the basis of freedom. On the basis of the principle of reciprocal dependency and complementarity, the construction of life again equally on the basis of the unity of the differences, will lead both sexes to meet at the principles of free co-life.

Let us indicate some of the titles that we hope to discuss within the topic of our 8th issue:

Why is co-life a need & what are its bases? Is it a universal obligation to be a couple? How can we deal with the ideological, philosophical, political sides of co-lifes? What is the role that the state assigns to woman and man in demography? Through which ideological-political means does capitalist modernity consume sexuality? How is the culture and history of family-marriage constructed; how is family constructed as the prototype of the state? Is it possible to democratize family? What does free co-life express? How to handle the politics of free co-life and the system of co-chairs in a democratic nation? How can one deal with the sociality of love and affection in free co-life? How does the theory of free co-life relate to the theory of infinite divorce in this context? How does the theory of free co-life approach nature?

We invite our readers who want to contribute to this topic whose outlines we tried to indicate above, to share with us until 20 November 2017 their texts that are 5 to 14 pages long.

Communication:
jineolojidergi@gmail.com

English: Işık Barış Fidaner

Türkçesi

1 Comment

Filed under bilim, dergi

Jineoloji Dergisi 8. Sayısı/ Özgür Eş Yaşam Dosyası için Yazı Çağrısı

“Doğal toplumun özgür ana-kadınlığı ile sınıflı uygarlığın özgür bilinçli kadınlığı bütünleştirilmeden, dengeli ortak yaşam arkadaşı yaratılamaz. Bunun eş benzeri erkeklik de yeniden oluşturulmadan bu birliktelik sağlanamaz.”

Evrende küçücük bir nokta olan bu dünya üzerinde toplumsal doğanın başat gücü kadınlar ve erkekler. Bu bizi kadın ve erkek varlıklarını, varoluşlarını ayrı ayrı ve birlikte ele almaya götürdü. Tabii ki toplumsallığın gelişebilmesi için en az iki kişinin varlığının zorunluluğu bizi eş yaşamı, varoluşlarımızın ilişkiselliğini de tartışmayı gerekli kılıyor. Kadın ve erkek doğaları, her iki doğanın etkileşimi, ilişkileri ve çelişkileri üzerine verili zihniyet yapılanmalarımızı zorlayarak, dogmalara ve liberalizmin salık verdiği bireyciliğe düşmeyen tartışmalar yürütmemizin değeri yaşamsaldır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak kadınlara, erkeklere ve eş yaşamlara odaklanan bir dosya dizisi ile buluşmak istedik okurlarımızla.

Devletçi, dinci, milliyetçi ve bilimci düşünsel kalıpların bize empoze ettiği kadın ve erkek tanımlarından sıyrılmak her şeyden önce kadın doğasını ve erkek doğasını tanımak, tanımlamak ve anlamakla mümkün. Bu düşünceyle, kadın ve erkek varlıklarını, doğalarını, inşalarını tartıştığımız son iki sayımızın ardından 8. sayımızda özgür eş yaşam konusunu tartışmaya açıyoruz.

İlk ilmi yapılması gereken alan olan eş yaşamlar aynı zamanda ilk devrim yapılması gereken alandır. Eş yaşamlar alanını sosyal bilimlerin bu gerçekliğe denk bir önem atfederek ele alması gerektiğini düşündüğümüz için Jineolojî için kadını merkezine alan eşitlik ve özgürlük mücadelesi, toplumsal hakikatin yarılmasının ifadesi olan eş yaşamların sakatlanmasını ele almak ve bunu temel devrimsel sorunumuz olarak tanımlamak durumunda.

Özgür eş yaşam konusu, şüphesiz kadın ve erkek cinslerinin tekil ilişkileriyle daraltılamayacak bir kapsamda ele alınmayı gerektiriyor. Felsefik düzlemde özgür eş yaşamı tartışmak, evrenin hakikatiyle buluşmayı güçlendirecek derin bir varlık-enerji-anlam ve tabi ki özgürlük paradigması geliştirmeyi kapsıyor. İnsan-insan ilişkilerinin (kadın-erkek, kadın-kadın, kadın-çocuk…vb.) ötesinde, insan-doğa ilişkisini de yeniden ele almayı çağırıyor. Demokratik-ekolojik bir yaşam paradigmasının kadın özgürlükçü bir çizgiyle yaşamsallaştırılmasının yol ve yöntemlerinin geliştirilmesi, başta eş yaşamın ölçü ve ilkelerinin özgürlük temelinde tanımlanmasına bağlıdır. Karşılıklı bağımlılık ve tamamlayıcılık ilkesi temelinde, yaşamın yeniden eşit ve farklılıkların birliği temelinde inşası her iki cinsin de özgür eş yaşam ilkelerinde buluşmalarını da getirecektir.

8. sayımızın dosya konusu içinde tartışmayı umduğumuz bazı başlıkları şöyle belirtebiliriz:

Neden eş yaşama ihtiyaç duyuldu& eş yaşamın temelleri nedir? Eş olmak evrensel bir zorunluluk mudur? Eş yaşamların ideolojik, felsefi, politik yönlerini nasıl ele alabiliriz? Devletin demografyada kadına ve erkeğe biçtiği rol nedir? Kapitalist modernitede cinselliğin tüketilmesi hangi ideolojik-politik araçlarla gerçekleşiyor? Aile-evlilik kültürü ve tarihçesi; devletin prototipi olarak ailenin inşası nasıl gerçekleşiyor? Ailenin demokratikleşmesi mümkün mü? Özgür eş yaşam neyi ifade eder? Demokratik ulusta özgür eş yaşam politikası ve eş başkanlık sistemi nasıl ele alınır? Özgür eş yaşamda aşkın ve sevginin toplumsallığı nasıl ele alınabilir? Bu konuda özgür eş yaşam kuramının, sonsuz boşanma kuramıyla ilişkisi nedir? Özgür eş yaşam kuramında doğaya yaklaşım nasıldır?

Ana hatlarını belirtmeye çalıştığımız bu dosya konusuna katkı sunmak isteyen okurlarımızı 20 Kasım 2017 tarihine kadar, 5 ila 14 sayfa uzunluğundaki yazılarını bizimle paylaşmaya davet ediyoruz.

iletişim: jineolojidergi@gmail.com

English

1 Comment

Filed under bilim, dergi

Etkileşimlerde Enformasyon Karmaşıklığı — Dr. Işık Barış Fidaner

İş başvurusu olarak yazılıp yanıtsız kalmış bu metni uyarlayarak yayınlıyorum.

IBF

Teknolojiyle olan her etkileşimde en belirgin yönlerden birisi enformasyon karmaşıklığıdır, ki etkileşimin süjesi [subject] o teknolojiyle aşırı yüklendiğinde [overwhelmed] bu yön belirginleşir (süjeye ‘kullanıcı’ [user] demiyorum çünkü ‘kullanıcı’ terimi teknolojinin her zaman işlevini yerine getirdiğini örtükçe öne sürer: öznenin etkileşimle asla aşırı yüklenemeyeceğini gizlice varsayar). Bir süjenin etkileşiminin enformasyon karmaşıklığı ayrıca o süjenin gerçek dünya ve çevresinin algılanan karmaşıklığının bir yönüdür. Çocuğun bir aynayla ilk karşılaşmasından, dışsal algıların en sofistike örgütlenmesine kadar, çeşitli düzeylerde enformasyon karmaşıklığı gösteren etkileşimler tüm insanların (ve tüm diğer canlıların da) benlik örgütlenmesinde rol alırlar. Eğer belirli teknolojik etkileşimlerin enformasyon karmaşıklığı nicelenir ve görselleştirilirse, (1) süjenin etkileşimli çevresinde algıladığı karmaşıklık tespit edilebilir ve (2) nerede ve ne zaman etkileşimin süjeye aşırı yüklendiği anlaşılabilir.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Bitkiler Mantarlarla Eşyaşam İçinde Olduğunda Daha Dayanıklı Oluyor

152383_web-1

Bu çeviriyi de Jineolojî Dergisi için yapıyorum.

IBF

Mantarlarla eşyaşam ilişkisi geliştiren bitkiler, hastalıklara karşı daha dayanıklı oluyor, bu da sürdürülebilir tarım pratiklerine yapılacak katkılara yardım edebilir. Göteburg Üniversitesi’nde yapılan yeni bir çalışmanın sonucu bu.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Law of Excluded Middle is an Invalid Logical Basis for Hierarchization — Dr. Işık Barış Fidaner

Law of Excluded Middle (LoEM) states that “There is no Third”. What does this mean? How is it motivated? Is it valid?

I

What are the First and the Second? Apparently they are P and ~P, but in which order?

Continue reading

Leave a comment

Filed under bilim

Law of Excluded Middle is invalid

P and ~P are inherently associated by a logical difference and neither of the two can be dismissed without dismissing the other one.

Law of Excluded Middle (LoEM) states that for any proposition P either that proposition P is true, or its negation ~P is true.

In other words, LoEM holds that either (1) P is true which means that ~P is dismissible, or (2) ~P is true and P is dismissible.

As such, LoEM postulates an absolute difference between a proposition “P” and its negation “not P”.

Continue reading

Leave a comment

Filed under bilim

Efsanelerin ve Halk Masallarının Dönüştürücü Gücü — Sharon Blackie

rolleston_thecurseofmacha_1857_1920

Bu çeviriyi Jineolojî dergisine hediye ediyorum.

Ayrıca bkz.
Twitter’daki #FolklorPerşembe hashtagi nasıl da küresel bir olaya dönüştü (David Barnett)
Neden Perşembe? Çünkü tek efsane! #FolkloreThursday (Dr. Işık Barış Fidaner)

Işık Barış Fidaner

Sharon Blackie — 5 Mayıs 2016 — folklorethursday.com

Efsaneler ve halk masalları kadim bir mirastır: İnsanların bize hayat veren toprakla ve bizimle birlikte toprağı işgal eden insan olmayan başkalarıyla binlerce yıllık etkileşiminin mirasıdır. Bu öyküler kendilerini kalplerimize derinden eker ve orada kalır, çoğu zaman da arketipleri –kişisel olanla evrensel olanı köprüleyen imgeleri– anımsattıkları için. Arketipler anahtar gibidir, sahip olduğumuzu belki de asla bilmeyeceğimiz kadim, derin, büyülü bir bilgeliğin kilidini açar. Ama bir öykünün vasıtası ile, arketipler salt imge olmanın ötesine geçer: Enerji olur, hayatın karmaşıklıkları boyunca bize rehberlik eden ve bize ne olabileceğimizi –ya da dünyanın gelişimine nasıl katılabileceğimizi– gösteren yönergelerle yüklenir. Efsanebilimci Joseph Campbell’in sözleriyle onlarda ‘insan ruhunu ileriye taşıyacak’ güç vardır. İşte bu yüzden, bireyler ve gruplarla terapi çalışmamda en derinden dönüştürücü tekniklerin, her zaman (efsane ve halk masallarıyla yaratıcı çalışmadan temellenen) anlatı teknikleri olduğunu buldum.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Araştırmacıların Dediğine Göre Halen Dünya Çapında 8 Bin Sahte Bilim ‘Dergisi’ Var — Bryson Masse

Bryson Masse — 6 Eylül 2017 — motherboard.vice.com

1504712234905-10692878336_7f15c1c18e_k

Laboratuvarda bir araştırmacı. Fotoğraf: Oregon Devlet Üniversitesi/Flickr

Yüksek profilli kuruluşlardan araştırmacılar bu dolaplara kanıyorlar

“Avcı yayıncı” terimi on yıl önce pek bilinmiyordu, ama bugün dolap çeviren bilim dergileri büyüyen bir sorun. Özetle, bu sahtekâr yayınlar bilimcileri araştırmalarını göndermeye ikna ediyorlar, çoğu zaman spam e-posta yağdırarak. Fakat yayın hiçbir editörlük ya da akran değerlendirmesi yürütmüyor, ve makale yayınlandıktan sonra (ya da en azından internete konduktan sonra) çoğu zaman fahiş “yayın ücretleri” istiyorlar.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Yurttaş Bilimi ve Bilgi Oyunları — Sande Chen

Sande Chen — 8 Eylül 2017 — gamedesignaspect.blogspot.com

Oyun tasarımcısı Sande Chen yurttaş bilimi kavramını ve oyun tasarımcılarınca nasıl sahiplenilebileceğini tartışıyor

21 Ağustos 2017 Pazartesi günü hemhudut Birleşik Eyaletler sakinleri 1979 yılından beri ilk defa tam bir güneş tutulmasına tanık oldular. 2024’e kadar ABE’de bir daha olmayacak bu olayın enderliğinden dolayı, yüzlerce kişi seyretmek için özel tutulma gözlükleri satın aldı, kimi kamuoyu mensupları ise, yurttaş bilimciler olarak, NASA’ya sıcaklık verisi göndererek ya da iNaturalist gibi bir yurttaş bilimi uygulaması ile hayvan davranışlarını kaydederek bilimsel araştırmaya yardımcı oldular. Amatör fotoğrafçılar tutulmanın hızlı çekim bir fotoğraf albümüne katkı yaptılar. Araştırmacılarla kamuoyunun bileşik çabaları yoluyla tam güneş tutulması hakkında bol miktarda veri toparlanabildi.

256px-total_solar_eclipse_august_2017

Tam güneş tutulması Ağustos 2017

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim, oyun

Nörobilim diyalektik bir sosyoteknik biliş felsefesi geliştirebilir — Dr. Işık Barış Fidaner

Bu metin CRB’den Kathinka Evers’i muhatap alıyordu ve Uppsala Üniversitesi’nde araştırmacı olmak için yazılmış bir cover letter‘ın parçasıydı. I regret to inform you that Kathinka Evers’in kendisini muhatap alan bu mektup hakkında söyleyecek hiçbir şeyi yoktu.

Tam metnin İngilizcesi

Introduction to Sociotechnical Cognition

IBF

Temel Hegelci ve Freudcu içgörülerle, dilbilime geçiş & teknik sahanın aşılmasıyla, olması gereken & olmayan arasındaki mantıksal bağı çözümlendiren, insan okuryazarlığına dönük epigenetik bir yaklaşıma doğru

Bu bölümde, özellikle CRB’nin beynin işlevsel mimarîlerini anlamakta bağlamların ve kültürel şablonların rolünü araştırma Görevinde, ama ayrıca bilişsel süreçleri in silica modellemenin felsefî ve etik zorluklarıyla ilgili olarak, “Epigenetik anlamda proaktif olabilir miyiz?”in [0] sonunda ifade verilen normlar vs. olgular hakkındaki soruyu ele alıyorum.

Olması gereken’in olan’dan normatifçe yüklenmiş farkı, olmayan’ın olan’dan olgusal farkından hareketle türetilir; zira her normatif ‘X olmalı!’ beyanı kendi ahlakî kuvvetini talihsizce algılanan bir ‘X değil…’ olgusundan alır. Bu “olması gereken ama olmayan” ta Hegel’in Kant’ın eleştirel felsefesine yaptığı müdahalenin konusuydu:

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim