Category Archives: çeviri

Boşbeleş işler: neden bunlar var ve neden sizde de bunlardan olabilir — Sean Illing David Graeber ile görüştü

Barış aktivisti, antropolog David Graeber, 59 yaşında hayatını kaybetti

9 Kasım 2019 — Sean Illing — vox.com

Ve neden bu profesör bir devrime gerek duyduğumuzu düşünüyor.

Gizliden gizliye amaçsız olduğuna inandığınız bir işiniz mi var?

Evet diyorsanız antropolog David Graeber’in “boşbeleş iş” dediği şeylerden birine sahipsiniz. Londra Ekonomi Okulu profesörü ve ilk Wall Street İşgali hareketinin liderlerinden Graeber yeni bir kitap yazdı: Boşbeleş İşler: Bir Teori [ç.n. Türkçede “Tırışkadan İşler” adıyla yayınlandı].

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Küresel Salgından Sonra Uykuya Geri Dönmemeliyiz — David Graeber

4 Mart 2021 — David Graeber — jacobin.com

Önümüzdeki aylarda bir an gelecek ve krizin bittiği ilan edilecek, biz de “elzem olmayan” işlerimize geri dönebileceğiz. Bu an birçoğu için bir rüyadan uyanmak gibi olacak.

Medya ve siyasal sınıflar kesinlikle bizi böyle düşünmeye teşvik edecekler. 2008’deki finansal çöküşün ardından öyle olmuştu. Kısa bir sorgulama anı yaşandı. (“Finans” nedir ki? Başka insanların borçlarından ibaret değil mi? Para nedir? O da borçtan ibaret değil mi? Borç nedir? Verilmiş bir sözden ibaret değil mi? Para ve borç birbirimize verdiğimiz sözler toplamından ibaretse eğer, o zaman kolayca birbirimize daha farklı sözler veremez miyiz?) Sesimizi kesmemizde ısrar edenler bu pencereyi derhal kapattılar, düşünmeye son verip işe geri dönmemizi söylediler, ya da en azından bir iş aramaya koyulmamızı.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır — Jacques Lacan

Gerçek burada kendisini ayırt eder. Gerçek ancak bir formelleştirmenin açmazı temelinde nakşedilebilir. Bu yüzden matematiksel formelleştirmeyi kullanarak gerçeğe dair bir model sunabileceğimi düşündüm, zira matematiksel formelleştirme imleyişi üretmek için sahip olduğumuz en gelişmiş çalışmadır. İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır – anlam-karşıtıdır (çelişkidir) dedim neredeyse. Günümüzde matematik filozofları matematik için “hiçbir anlamı yok” derler, Russell gibi bizzat kendileri matematikçi olsalar bile.

Encore’dan bir paragraf.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Bruce Fink’in signifierness dediği signifiance’a “imleyiş” dedim. Bu terim, imlenen anlamdan bağımsız olarak imleyiş olayının kendisini belirtiyor.

Konuyu açarak bu çeviriye vesile olduğu için Batuhan Demir’e teşekkürler.

1 Comment

Filed under çeviri

Troubled Wheel — Ruhi Su compilation

Final version: 20 September 2020

I compiled this e-booklet because of the 35th anniversary of the death of Ruhi Su. He died on 20 September 1985. See Wikipedia and Vikipedi.

The texts can be read from individual links or the book’s tag page (Troubled Wheel).

English: Işık Barış Fidaner

Contents

O poet I have a word for you

Austerity is in the head

O wheel why do you wail

Fish mouth

Foreign door

Mürselekian women

Other books

Leave a comment

Filed under çeviri, şiir

Özgürlük bilmezliğin öbür yüzüdür — Slavoj Žižek

Hegel’de tekrar tekrar bu motifin çeşitlemelerini buluruz, şu sözündeki gibi: Antik Mısırlıların sırları bizzat Mısırlılar için de birer sırdı. Bu söze göre sırların çözümü derin bir içgörüyü açığa çıkararak değil, sadece gizemin yerini değiştirerek, onu ikileyerek olur. Burada ortaya çıkan hiçbir yeni olumlu içerik yoktur, sadece beni Şey’den ayıran ayırının salt topolojik olarak Şey’in kendisine yerleştirilmesi vardır. Ayırının böylece ikilenmesi, beni Şey’den ayıran ayırının beni ona dahil ettiğinin fark edildiği eşsiz an, benim Mutlak ile temas ettiğim biricik andır. Artık Mutlak Bilme’ye daha kesin bir belirlenim verebiliriz: Mutlak Bilme, bu ikilenmiş bilmezliği temsil eder, bizim bilmezliğimizin aynı zamanda Öteki’nin kendi kalbindeki bilmezlik olduğunu fark ettiğimiz şiddetli burguyu temsil eder.

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri

Harfiyet/Hafriyat — Slavoj Žižek

Joyce bağlamında, Lacan onun (psik)analizi reddetmek için çok iyi bir nedeni olduğunu vurgulamıştı (zengin bir Amerikan patron Joyce’a finansal destek için analize girmesini şart koşmuştu); Joyce’un analize ihtiyacı yoktu çünkü o kendi sanatsal pratiğinde zaten analizin son anına tekabül eden öznel konuma ulaşmıştı, kutlanan harfiyet/hafriyat (letter/litter) kelime oyununda bu aşikardı – yani arzu nesnesinin dışkıya dönüşmesine, nesneyle düşlem-sonrası ilişkiye ulaşmıştı (bu formülü Jacques-Alain Miller’a borçluyum). Felsefe alanında Hegelci Mutlak Bilgi –belki de sadece Hegelci Mutlak Bilgi– bu aynı öznel konumu adlandırır, yani düşlemin katedilmesini, nesneyle düşlem-sonrası ilişkiyi, Öteki’ndeki eksikliğin tecrübe edilmesini adlandırır.

Slavoj Žižek 2005 Gerçeği Sorgulamak (Interrogating the Real)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Hafriyat “çöp” anlamına gelmiyor, “kazmak” anlamına geliyor, ama hafriyat atıklarını ve molozu çağrıştırdığı için buraya uygun.

1 Comment

Filed under çeviri

Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim — Işık Barış Fidaner, Zeynep Nur Ayanoğlu

Türkçede yaptığımız tartışmaların çoğu zaman ego savaşına dönmesinde, kullandığımız kelimelerin de payı vardır. İngilizcede mantıksal geçerlilik değeri bildirmek için kullanılan True-False, Türkçede yaygın olarak Doğru-Yanlış ile karşılanmakta. Oysa Doğru-Yanlış, ahlaki yargı ile yüklenmiştir ve İngilizcedeki Right-Wrong’a daha yakındır. Doğru-Yanlış’taki bu gereksiz ahlaki yük, Türkçe konuşanlar arasında mantık çerçevesinde iletişim kurulmasını zorlaştıran bir parazit yayın gibidir. Psikanalitik terimlerle ifade edersek, simgesel değerleri ifade etme çabalarımız imgesel bir çatışma ile yüklenerek boşa düşer. “Doğru!” ya da “Söylediğin doğru!” dediğimizde sadece söylenen söze değil, o söz ile ima edilen duruşa (söyleyen kişinin ego’suna) da hak vermiş ve onu desteklemiş oluruz. Oysa “Sahi mi söylüyorsun?” diye sorulduğunda önermeye dair bir yargıda bulunulması beklenir, konuşan şahsın görüşüne dair değil. Böylece “Sahi!” ile İngilizcedeki “True!” ünlemini karşılayabilmiş oluruz. Daha önce False kelimesi için önerilen Fol karşılığı [1] ile bunu birleştirdiğimizde, True-False’un sahi Türkçe karşılığı olan Sahi-Fol‘u elde ederiz. Önermeler üzerinden konuşmanın kolaylaşması için bu kelimelere ihtiyaç duyarız.

Kullanım örnekleri:

“İstanbul bir şehirdir” önermesi sahidir.

“Domuzlar uçar” önermesi foldur.

Sahilik değeri, Sahilik tablosu, Mantıksal sahilik.

Alternatif: Sahihat değeri, Sahihat tablosu, Mantıksal sahihat.

P => Q sahi ise P sahi olduğu zaman Q da sahi olmalıdır.

P ∧ Q sahi ise P ve Q sahi olmalıdır.

P ∨ Q sahi ise P veya Q sahi olmalıdır.

[1] Bkz “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

———

Bu konuyla yakından ilgili yazılar:

Sahi-Fol ile Doğru-Yanlış = Arzu ile İrade

Sahilik Arayışı İmleyen İşçilerine Emanettir

10 Ekim’de Gerçekliğin Hakikati Ezmesi ve Sahi-Fol Kavramları

True-False : Right-Wrong = Desire : Intention

Bilimsel Doğrular Yoktur, Bilimsel Sahilik Vardır

Planck İlkesi ve Geleceğin Gençlerin Elinde Olması

Muhatap sayısını çoğaltmak, hakikati feda etmek için yeterli bir gerekçe değildir

24 Comments

Filed under çeviri, şey

Marx’ın ve Stalin’in Hatası — Todd McGowan

Stalin’in evrensellik konusunda attığı yanlış adım o kadar kolay ayırt edilemez. Hitler’in aksine o tikel bir kimliğin savunucusu değildi, o yüzden onun hatasını bu şekilde açıklayamayız. Sorun daha ziyade Stalin’in evrensellik kavramının Marx’ın attığı hatalı temele dayanması ve ait olmayışı ortadan kaldırmayı amaçlamasıdır. Marx, evrensel aitliği proleter devrimin başaracağı bir hedefe dönüştürmekle, evrenselliğin doğasını yanlış tespit eder. Stalin, devrimi başlatarak herkesi (ait olmamayı tercih edenleri bile) yeni topluma dahil etme yeteneğine sahip olduğuna inanmakla bu yanlış kavrayışa katkı yapar. Marx’ın hatası dikkate alınırsa, Stalin’in suçları konusunda Marx’ı tamamen aklayamayız. Marx evrensellik kavrayışını Stalin’le paylaşır, gerçi Stalin bu kavrayışı Marx’ın asla kabul etmeyeceği cinai bir yöne götürmüştür.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Fransız Devrimi’nin Hatası: Ait Kılma Vaadi — Todd McGowan

Siyasal hareketler yolunu şaşırdığında, attıkları yanlış adımın siyasal olduğu kadar felsefi de olduğunu tespit edebiliriz çoğu kez. Bu hata evrensellikten tikelliğe doğru geri çekilmeyi içerebilir. Veya sahici evrenselliği alıp evrensel aitlik yapısına çevirmeye çalışmayı içerebilir. Ait kılma vaadi, evrenselliğe ve her türlü devrimci itkiye ihanettir. Ama çok az kişi bu ayartıyı reddedebilir.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Kimliğe Karşı Evrensellik: Beauvoir ile Fanon — Todd McGowan

Todd McGowan’ın Evrensellik ve Kimlik Siyaseti kitabının giriş bölümünden bir kısım.

Marx’a göre özgürleştirici değişim proletaryanın evrenselliğinin tanınmasından gelir, proletarya devrimi sadece işçi sınıfını değil, tüm sınıfları özgürleştirir [1]. Kapitalist toplumda ötekilerle aramdaki evrensel bağı göremediğim sürece toplum beni kandırmış olur. Bir kimlikte ısrar ederek kapitalizme meydan okuma girişimleri kapitalizmin hakimiyetini çökertmeye yaramaz. Tikel kimlik, insanın kapitalist özne oluşunu sürdüren şeydir.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri