Category Archives: görüşme

Onurlu yaşamayı seviyoruz, yaşama istencimiz çok güçlü, hep beraber olursak kazanacağız — Nuriye Gülmen, Semih Özakça

Nuriye Gülmen: İnsanlar açlık grevinin ölümle ilişkisini kuruyorlar, daha çok. Bizse aslında son derece yaşama dair bir şey olduğunu düşünüyoruz açlık grevinin. Biz, evet ölmek istemiyoruz, yaşamak istiyoruz; ama şöyle yaşamak istiyoruz, dimdik yaşamak istiyoruz mesela.

Semih Özakça: Evet yaşamak istiyoruz. Hayatta bir yaşamak var bir de ölmek var, evet, insanlar yaşıyor, canlılar yaşıyor, ama ne zaman ölür canlılar?

İnsanlık onurunu kaybeden, adaletsizliğe mahkûm edilen bir insan hayatta kalsa, kalbi atsa, yaşamış sayılır mı? Ölümden korkuyorum, ama nasıl ölümden korkuyorum? Mesela bir trafik kazasında ölmeyi– ölmekten korkarım. Ama bir mücadelede, ekmek kavgasında ölmekten korkmuyorum. Yaşamayı seviyorum, dediğim gibi, ama onursuzca yaşamayı değil, onurlu yaşamayı seviyorum.

Nuriye Gülmen: Onurumuzla yaşamak istiyoruz. Bu adaletsizlik karşısında susmadan yaşamak istiyoruz. Yaşamı iliklerimizde hissetmek istiyoruz.

Semih Özakça: Ekmeğiniz elinizden alınmış, sokaklara mahkûm edilmişsiniz, açlığa mahkûm edilmişsiniz, ve buna razı olmuşsunuz. Yaşıyor sayılır mısınız? Ben bunun cevabının “Hayır” olduğunu söylediğim için burada direniyorum. Burada biz gerçekten onurlu kalabilmemizin bir koşulu aslında insanın ekmeğinin peşinden koşabilmesi ve ekmeğini savunabilmesi olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle burada direnme kararlılığındayız ve gücümüzü, iradî kararlılığımızı buradan alıyoruz, diye düşünüyorum. Gerçekten içimde bu adalet arayışında sonuna kadar gidecek bir güç var. Bizler mutlaka kazanırız, diye bakıyorum.

Nuriye Gülmen: Bir mum yakalım yani, bir kişi bir mum yakabilir belki, öyle başlamıştık. Ama bu bir mum da olsa asla karanlığı görmez. Etrafını aydınlatır. Burası tam öyleydi yani. Sürekli bir umutlu ve şey olma, nasıl diyeyim, yani hayata dair, geleceğe dair, hep güzel beklentiler içinde olma hâlindeyiz. Direnişin en başından beri böyleydi. O karamsarlığı hiç taşımadık, çünkü evet, bir mum da olsa burası– burayı mı aydınlatıyor? Evet burayı aydınlatıyor. Bütün duyguları o kadar şeyle yaşıyoruz ki, yoğunlukla yaşıyoruz ki, mesela sevgiyi, insanların, yani çok yeni sevgi sözcükleri bulmamıza gerek yok, ama insanlara bakışımız, onların bize bakışı, sadece elimizi tutmamız bile birbirimizin, çok başka şeyler ifade ediyor bizim için. Evet yaşamı çok seviyoruz ve yaşayacağımıza, bundan sonra da yaşayacağımıza çok inanıyoruz. Ölüm gerçekten bizim gündemimizde değil, biliyoruz insanlar bize bir şey olmasından korkuyorlar. Ama biz– bizim yaşama istencimiz çok güçlü ve eğer hep beraber olursak kazanacağız, başaracağız yani.

Leave a comment

Filed under görüşme

Birlikte Hep Daha İyiye — derleme

birlikte-hep-daha-iyiye-kapakSon versiyon: 19 Mart 2017

(110 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Aşkın Astronomik (Klaxons)

2017’nin Gelişi (Franco ‘Bifo’ Berardi)

Dünyadan Çeviri: Yayıncılığın sömürgeciliğine karşı ammeci bir kolektivizm

Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim (IBF)

Taş Kağıt Makas: Dilbilimsel Bir Yaklaşım (Altuğ Işığan)

Küresel Oyun Karmaşası 2017’nin teması…

Işığın çocuğu

Tam Gaz’daki Müthiş İlişki (Cara Ellison)

Twitter’daki #FolklorPerşembe hashtagi nasıl da küresel bir olaya dönüştü (David Barnett)

Neden Perşembe? Çünkü tek efsane! #FolkloreThursday (Dr. Işık Barış Fidaner)

Fırtınaya Doğru (Blind Guardian)

Mycorrhizae ağı (Wikipedia)

Ormanların İnterneti (Ed Yong)

Fedadan Kalanın Yüceltimi (Atharva Veda)

Eşitlik feminizminden farklılık feminizmine (Dicle Koğacıoğlu)

Savaş var (Leonard Cohen)

Kammenos Yunan ordusunun sınır karakolundan Ankara’ya katı bir mesaj gönderdi

Daha onbeş yaşındaymış

Destina (Yeni Türkü)

Doğrulanmış Bilgi Yerine Sentezlenmiş Bilgi

Can sıkıntısına varır (Zygmunt Bauman ile görüşme)

Horace ile Pete (Paul Simon)

“X’in yaptığı iş” bir damgalamadır (IBF)

Birlikte hep daha iyiye

Birlikte hep daha da iyiye

30 Eylül

2 Comments

Filed under çeviri, bilim, görüşme, kitap

Twitter’daki #FolklorPerşembe hashtagi nasıl da küresel bir olaya dönüştü — David Barnett

Britanya’nın gizemli efsane ve geleneklerine dair üç arkadaşın haftalık cıvıldaşmasıyla başlayan hashtag bir bilgi madenine dönüştü. David Barnett runeleri okuyor.

David Barnett — 8 Mart 2016 — independent.co.uk

folk1

Milan Rex’in ‘kemikten kilisesi’ S Bernardino alle Ossa’nın görkemi insanı öldürür

Yarın gidip cıvıltılarda [tweets] dolaşırsanız bayağı şaşıracağınızdan emin olabilirsiniz… çünkü goblinler ve kurtadamlar ve Sheela Na Gigler ve acayip canavarlar burada yaşar; zamanın sislerinde kaybolmuş hikayelerin her türlüsü, menkıbeler ve efsaneler burada bulunur. Zira kendisi düpedüz 21’inci asır vakıası olsa dahi Twitter aynı zamanda #FolklorPerşembe [#FolkloreThursday] hashtagi altında kendi köklerine geri dönen insanların, sayıları giderek artan, bu sosyal ağı kullanarak kimisi uzundur unutulmuş geleneklerle yeniden bağ kuran insanların evi olur.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, deneyim, görüşme

Dünyadan Çeviri: Yayıncılığın sömürgeciliğine karşı ammeci bir kolektivizm

Hasan Özhan Ünal — 24 Kasım 2016 — gazetekarinca.com

Dünyadan Çeviri ahalisinden Serap Şen, Gazete Karınca’ya konuştu. Yayın sektörünün hiyerarşik ve sömürgen alanlardan biri olduğunu dile getiren Şen, “Bu alanda her türlü atılım bir miktar ammeci kolektivizm gerektiriyor. Ama ammeciliğe gönlü olanlar kolektivizmi beceremiyor” diyor ve ekliyor: “Bana güzel kahve yaptı diye arkadaşıma çeviri yapmışlığım var. Şunu çeviren olsa ne güzel olur diyen, yüzünü bile görmediğim insanlara çeviri yapmışlığım var.”

serap-sen

HÖÜ: Dünyadan Çeviri kimin fikriydi ve nasıl bir amaçla başladı?

SŞ: Dünyadan Çeviri, şimdi düşünüyorum, bloğun adres kutucuğuna ne yazacağımı düşündüğüm an geldi aklıma… Bu kadar düzenli sürdürebileceğim aklımda yoktu. Sırf çevirilerimi arşivleyeceğim, olursa da birkaç özenli okurun takip edebileceği kendi halinde bir blog olacağını düşünerek seçmiştim adını. Dünyadan Çeviri işte, özel bir numarası yok diye. Hâlâ da kendi halinde bir blog.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, deneyim, görüşme

YPG komutanı Cihan Kendal ile röportaj

Dünyadan Çeviri

rop.jpgweareplanc.org

Bu röportaj Ağustos 2016’da şu anda Rojava’da olan bir uluslararası YPG gönüllüsü ile yapıldı.

Çeviri: Serap Şen

Giderek artan sayıda uluslararası gönüllü, IŞİD’e karşı mücadelelerinde Suriye Kürt Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) katılıyor. Gönüllülerin geldiği sayısız ülkedeki yasal durumları net olmasa da, yüzlercesi Kürt mücadelesine katıldılar. Şu anda, Rojava devrimi daha kurumsal hale geliyor (Temmuz’da dördüncü yıldönümünü kutladı) ve enternasyonal dayanışma giderek artıyor, uluslararası gönüllülerin katılım süreci düzenlendi ve artık ‘YPG Enternasyonal’ denilecek bir yapıda merkezileştirildi. Yeni kurulmuş enternasyonal eğitim merkezinde, elinde çay ve sigarayla süngerden sade bir minderde oturan komutan Cihan Kendal, Avrupa ve Amerika’dan yeni gelen katılımcılar yan sınıfta ders yaparken bana bu yapının misyonunu anlattı.

“Bu, YPG’nin hem kadınlara hem de erkeklere açık resmi bir projesi. Uluslararası gönüllülerle olan çalışmamıza; demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü ve elbette antikapitalist ideolojik görüşlerimiz temelinde, yeni, daha bilinçli, siyasi bir yön verme çabası.”

Bu çerçevenin, Muhafazakar bir meclis adayı olarak çalışma yürütmüş…

View original post 1,438 more words

Leave a comment

Filed under çeviri, görüşme

Death Trash geliştiricisi Stephan Hövelbrinks ile görüşme — Tony Leavy

Tony Leavy — 2 Ekim 2015 — bareknuckledev.com

Felaket sonrası RYO’su Death Trash [Ölüm Çöp] geliştiricisi Stephan Hövelbrinks ile görüşme.

Aslında bu hafta istikrarla The Flawless: Art’s Tale [Kusursuz: Sanatın Hikayesi] yönünde yolumuzu yapmaktaydık ama bağımsız geliştirici yoldaşlarımıza kapımız her zaman açıktır. Eğer ki Death Trash [Ölüm Çöp] hakkındaki yazımızı görmüşseniz çok havalı olduğunu anlamışsınızdır. Yaratıcısıyla konuşma şansına sahip oldum ve işte söyledikleri… İşte görüşme aşağıda. Herkese iyi eğlenceler!

stephan-hovelbrinks

Stephan Hövelbrinks

Bare Knuckle [Çıplak Eklem] Geliştirme bloguna hoşgeldin!! Kendini ve şirketini tanıtır mısın?

Merhaba. Ben Stephan Hövelbrinks, kendi başıma çalışıyorum. Küçük ücretsiz oyunlar yapıyordum. Aylar önce günlük resimler yaparken karşılaştığım bu Death Trash projesi ve dünyası artık beni bütünüyle içine çekti.

Death Trash’i duymamış olanlarımıza hızlı bir girizgah yapar mısın?

Death Trash modern bir felaket sonrası rol yapma oyunudur, siberpank, bilim kurgu, korku, grotesk ve mizahi çöp konuşmaların [trash talk] tesirini içerir. Bir sürü diyalog, eşsiz karakterler, savaş ve zanaat mekanikleri, yerelde beraber oynama seçeneği olacak. Oyuncu özgürlüğünü vurgular, oyuncu her zaman hedeflere giden birden fazla yol bulabilmelidir. Pek dostane olmayan bu çorak bölgede hayatta kalmak da bu hedeflerden birisidir.

death-trash-logo

Death Trash logosu

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, görüşme, oyun

Pokémonun o köşede ne işi varmış? — Werner Herzog

fh9dtzupjarnhzsnlzyl

Werner Herzog: Size burada San Vicente’de olduğunuzu, Günbatımı Bulvarına yakın olduğunuzu söyler mi?

The Verge: Evet aslında Google haritasına benziyor.

Werner Herzog: Ama pokémonun burada bu köşede ne işi varmış?

The Verge: Onlardan yakalayabilirsiniz. Hepsi tamamen sanal. Çok basit ama fiziki bilgilerden bir katman gelip gerçek dünyanın üstüne eklenmiş oluyor.

Werner Herzog: Bir pokémonun peşine düşmüş iki kişi San Vicente Günbatımı kavşağında çatışınca şiddet olur mu? Ölüm olur mu?

The Verge: Sanal da olsa kavga ederler.

Werner Herzog: Fiziki olarak kavga etmezler mi?

The Verge: Yok—

Werner Herzog: Birbirlerinin elini ısırırlar mı? Birbirlerine yumruk atarlar mı?

The Verge: İnsanlar mı yoksa…

Werner Herzog: Evet, ortada gerçek insanlar olmalı eğer başka biriyle gerçek bir karşılaşma yaşanıyorsa.

The Verge:

gawker.com

1 Comment

Filed under çeviri, görüşme

“Hiç Kusura Bakmamanızı Rica Ediyorum” ADALET ÖZEL SAYISI — imleyen derlemesi

adalet-ozel-kapakSon versiyon: 21 Temmuz 2016

(62 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Özgürlük (İdris Naim Şahin)

Türkiye

Tutuklanan akademisyenlerle görüşmeler

Bir Akademisyenin Tutukluluk İzlenimleri (Muzaffer Kaya)

Kıvanç Ersoy’un Voltada Yazdığı Fantastik Öykü’nün Tamamı Bir Arada

İmleyenler vardır

The grounds for my suing of the Cumhur-president (Prof. Dr. H. Neşe Özgen)

So Where’s My Youth (Yusuf Hayaloğlu)

Gratis (Orhan Veli Kanık)

Separating (Orhan Veli Kanık)

The Mocking Mahmut (Orhan Veli Kanık)

That my student would be an informer (Zeynep Sayın)

Wheel of revolution

Sevgili dostlar (Joan Baez)

OpTurkey (Anonymous)

Yayıncı sen…

Turkcell’in siki

Dayanışma!

Karşıyandık

3 Comments

Filed under çeviri, bilim, deneyim, görüşme, kitap, kurgu, şiir

Ona Annenden Bahset (1) — Casey Schwartz

Casey Schwartz — 24 Haziran 2015 — nytimes.com

28analysis1-articleLarge-v2

Beyin taraması Freudcu psikanalizi kurtarmaya yardım edebilir mi?

1900 yılında Sigmund Freud, Viyanalı nöral bozukluklar uzmanı, zengin bir tanıdığının 18 yaşındaki kızıyla tedaviye başladı. 44 yaşındaki Freud, “konuşarak iyileşme” [talking cure] diye adını duyuracak psikanaliz pratiğine daha yeni başlamaktaydı. Freud’un sonradan “Dora” adını verdiği bu kız, açıklanamayan bir belirtiler öbeği taşıyordu: Keyifsizdi, bilincini yitirmeye meyilliydi ve bazen haftalarca en fazla fısıldayarak konuşabiliyordu. Freud ona histeri teşhisi koydu, bu terim fin de siècle Avrupa’sında psikolojik stresi fiziki belirtilerle dışavuran bir bozukluğu adlandırır. Dora’nın durumunun izini süren Freud, babasının cinsel şımarıklıklarına [infidelities] ulaştı, Dora ergenliği boyunca bu işlerin ayarlanmasına [orchestrate] yardım etme mecburiyeti duymuştu. Dora analiz sırasında Freud’a, babasının arkadaşının — Herr K., ondan onlarca yaş büyük evli bir adam — boş ofis binasında ona yavşadığını [accost], dudaklarını öpmeye kalktığını söylediği zaman, biyoloji eğitimiyle kendi bilimsel işlerine dalmış Freud, bu rahatsızlığına dair onunla empati kuramadı. Dora bir gün, daha 11 hafta tedavi görmüşken ve henüz hiç iyileşmemişken, görüşme biterken ayağa kalktı, Freud’a mutlu yıllar diledi ve bir daha geri dönmedi.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim, görüşme

Zizek: Öcalan’ı ziyaret etmek istiyorum

19 Ekim 2015

Felsefe dünyasının en ünlü isimlerinden biri olan Slavoj Zizek, Kürtlerin Ortadoğu’nun en ilerici, en demokratik halkı olduğunu belirtti.

LJUBLJANA – ALİ CAN

Felsefe dünyasının en ünlü isimlerinden biri olan Slavoj Zizek, Kürtlerin Ortadoğu’nun en ilerici, en demokratik halkı olduğunu belirtti. “Kürtler hakkında bir klişe var: Yüksek dağlarda acı çeken ilkel kabileler!” diyen ünlü felsefeci, devam etti: “Ortadoğu’da en seküler grup Kürtler. Kürtlere bölgede yönetim hakkı tanımak, barışa destek anlamına geliyor. Bunu diliyorum ve Kürtleri sonuna kadar destekliyorum.”

Kürtlerin şimdi istediklerinden de fazlasını istemeleri gerektiğini söyleyen Zizek, “Şimdi birçok kişinin katılmayacağı alaycı bir şey söyleyeceğim: Kürtlerin Ortadoğu’da Yahudilerin diğer bir versiyonu olması gerektiğini düşünüyorum. Yani öyle baskıcı, işgalci değil de, öyle dinamik, açık… Kürtlerin duyarlılığı örnek olabilir. Kürtlerin özerkliği, büyük bir umuttur” dedi.

Continue reading

Leave a comment

Filed under görüşme