Category Archives: makale

A Bayesian Approach To The Clustering Problem With Application To Gene Expression Analysis — doktora tezi

bayesian-kapak.pngSon versiyon: 10 Mart 2017

(116 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

— Lüdmila hanıma özür notu

— Türkçe özet ve İngilizce tam metin

— İngilizce sunum

2 Comments

Filed under bilim, kitap, makale

2017’nin Gelişi — Franco ‘Bifo’ Berardi

bifo1

Sergei Eisenstein’ın Ekim (October: Ten Days that Shook the World (1928)) filminden bir kare. Sahne 1917 Ekim Devrimi’nde Kış Sarayı’ndaki baskını betimliyor.

Franco ‘Bifo’ Berardi — Aralık 2016 — e-flux.com

Türkçesi: Selime Göç

Bitmek Bilmeyen Çöküş

Sovyet Devrimi’nin yüzüncü yıldönümü küresel çöküşle çakışacağa benziyor. O hep duyurulan toparlanma gelmiyor ve sağcı dalganın ırkçı fısıltıları tırmanıyor.

Yeni bir öznellik ortaya çıkmadıkça ve farklı bir sosyal model gelişmedikçe kapitalizmin çöküşü bitmek bilmeyecek ve inanılmaz yıkıcı olacak. 19. yüzyılda işçi hareketlerinin ortaya çıkışıyla kendisini gösteren öznellik, bugün o kadar parçalanmış durumda ki bizim için yakın gelecekte muhtemel bir yeniden birleşme hayal edilmesi bile güç.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, makale

Işık hakkında muhtemelen bilmediğiniz sekiz şey — Matthew R. Francis

photon1

Matthew R. Francis — 19 Nisan 2016 — symmetrymagazine.org

Işık her yanımızı sarmış, peki yanınızdan geçip giden fotonları gerçekte ne kadar tanıyorsunuz?

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, bilim, makale

Cinsel olan siyasidir (5) — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

(4)

Sınıf çatışkısında da aynen böyledir. Özgürleştiren (“sınıfsal”) mücadelenin getirip sürdürdüğü bölünme, bütüne ait iki belirli sınıf arasında değildir, parçalar-içinde-bütün ile onun (parçalar arasında evrenseli temsil eden, parçalar karşısında bütünün kendisini temsil eden) kalıntısı arasındadır. Başka türlü anlatırsak, burada kalıntı mefhumunun iki yönünü birden akılda tutmak gerekir: Belirli içeriklerin hepsi (öğeler, bütünün özgül parçaları) çıkarıldıktan sonra arta kalan şey anlamında, bir de bütünü parçalarına bölüntülemenin nihai sonucunda arta kalan şey anlamında: Bölüntülemenin son eylemiyle artık iki belirli kısım, iki öğe, iki şey elde etmeyiz, bir şey (arta kalan) ile hiçbir şeyi elde ederiz.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, makale

Cinsel olan siyasidir (4) — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

(3)

Kapsamlı ve eksiksiz olmaya uğraşan sınıflandırmaların hep başarısız olmasının nedeni, sınıflandırmaya başkaldıran kimliklerin zenginliği değildir, aksine, gerçek halinde, (her türlü kategoriye başkaldıran) “imkansız” halinde ısrar eden cinsel farkın, aynı zamanda kaçınılmaz olmasıdır. Gender konumlarının çoksallığı (erkek, dişi, gey, lezbiyen, bigender, transgender…) ondan sonsuza dek kaçınan bir çatışkının etrafında dolaşır. Geyler erkektir, lezbiyenler dişidir; transseksüeller birinden diğerine geçişi dayatır; karşıt-giyinme ikisini bileştirir; bigender ikisi arasında süzülür… Ne tarafa dönersek dönelim, iki, altta saklanır.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, makale

Cinsel olan siyasidir (3) — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

(2)

Diğer büyük çatışkı sınıflar arasında olduğuna göre, homolojiyle, sınıf ikiliğini reddeden bir eleştiri de tahayyül edemez miyiz? “İkili” sınıf mücadelesi ve sömürüsü de “gey” bir konumla (egemen sınıfın kendi üyeleri arasındaki sömürüyle, mesela bankacı ve avukatların üretken “dürüst” kapitalistleri sömürmesiyle), “lezbiyen” bir konumla (dilencilerin dürüst işçilerden çalmasıyla, vb.), “biseksüel” bir konumla (kendi kendime patronluk ederek, hem kapitalist hem işçi gibi davranmamla), “aseksüel” bir konumla (kapitalist üretimin dışında kalmamla) ve benzeri konumlarla desteklenmelidir.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, makale

Cinsel olan siyasidir (2) — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

(1)

Burada dikkat edilecek ilk şey günümüzde transgenderizmin her türlü belirli “aidiyeti” reddederek tüm kimlik biçimlerinin “akışkanlaşmasını” kutlayan egemen ideolojiyle el ele gittiğidir. “Aidiyetten kurtulmayı” savunan ve in extremis her türlü köken arayışını ve belirli etnik veya kültürel kimliklere her türlü bağlılığı adeta proto-Faşist bir tutum sayarak uzaklaştırma eğiliminde olan ulusalcılık karşıtı “kozmopolit” entellektüellerin bağdaşmazlığını son zamanlarda Frederic Lordon gibi düşünürler ortaya koydular. Lordon köksüz evrenselcilik iddiası taşıyanlardaki bu gizli aidiyetin karşısına mültecilerin ve yasadışı göçmenlerin kabusvari gerçekliğini koyar, onlar temel haklardan yoksun kalmıştır ve ümitsizce bir tür aidiyet ararlar (yeni bir vatandaşlık gibi). Bu noktada Lordon çok haklıdır: “Kozmopolit” entellektüel seçkinlerin kendi köklerine tutunan yerli insanları horgörürken kendi gayet dışarıcı köksüz seçkin çevrelerinde tutundukları aidiyetleri görmek kolaydır, bu kozmopolit köksüzlüğün derin ve sağlam bir aidiyet işareti olduğunu görmek kolaydır. İşte bu yüzden dünyanın etrafında uçuşan seçkin “göçebe”lerle ümitsizce kendilerine güvenli bir yer arayan mültecileri aynı kefeye koymak düpedüz ayıptır [utter obscenity] – diyet yapan üstsınıf batılı bir kadınla açlıktan kıvranan mülteci bir kadını aynı kefeye koymak neyse bu da odur.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, makale

Cinsel olan siyasidir (1) — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

Ayrı tutulan tuvalet kapıları günümüzde büyük bir hukuk ve ideoloji mücadelesinin merkezindedir. 29 Mart 2016’da Silikon Vadisi ağırlıklı 80 işveren patron, vitrinde Facebook patronu Mark Zuckerberg ve Apple patronu Tim Cook olmak üzere, Kuzey Carolina Valisi Pat McCrory’ye bir mektup yazarak transgender insanların karşıcinse ayrılmış kamusal hizmetleri kullanmasını yasaklayan yasayı kınadılar. “Bu ayrımcı yönetmeliği yasaya çevirme kararınız bizi hayal kırıklığına uğrattı,” diyor mektup. “İşverenler topluluğu her düzeydeki yasa yapıcılara böyle yasaların hem çalışanlarımıza hem de işverenlerimize kötü geldiğini [are bad for] sürekli olarak söylemiştir.” O halde büyük sermayenin ne tarafta olduğu açık. Tim Cook, Çin’de Apple ürünlerini kölelik koşullarında montajlayan yüzbinlerce Foxconn işçisini kolayca unutabilir; ayrıcalıksız kalanlarla büyük dayanışma jestini yapmıştır, gender ayrımının kaldırılmasını talep etmiştir… Çoğu zaman olduğu gibi, büyük işverenler siyaseten doğrucu kuramla yan yana durmaktan gurur duyar.

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri, makale

Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı — Slavoj Žižek

Çevirenin notu: Herkese benden bu yazıyı yayınlama izni. Zarar Ziyan Org‘a yok.

Slavoj Žižek — 12 Ağustos 2016 — newsweek.com

Alfred Hitchcock “Filmler kötü adamları kadar iyi olurlar” demişti — yani buna göre neredeyse ideal “kötü adam” (Donald Trump) sayesinde önümüzdeki ABE seçimleri iyi mi geçecek? Evet, ama çok sorunlu bir anlamda. Liberal çoğunluğa göre 2016 seçimleri açık ve net bir tercihi temsil ediyor: Trump figürü gülünç ve aşırıdır, görgüsüzdür. En kötü ırkçı ve cinsiyetçi önyargılarımızı sömürür, nezaketten öylesine yoksun bir erkek şovenisttir ki önde gelen Cumhuriyetçiler bile onu topluca terk ederler. Eğer Cumhuriyetçi aday Trump olacaksa bu hakikaten “mutlandırıcı bir seçim” olacaktır – bütün sorunlarımıza ve küçük dalaşmalarımıza rağmen, gerçek bir tehdit karşısında hepimiz temel demokratik değerlerimizi savunmak üzere omuz omuza verebiliriz, Ocak 2015’de Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılardan sonra Fransa’da olduğu gibi.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, makale

Putoğan Hayaleti — Slavoj Žižek

Rusya’daki Vladimir Putin ile Türkiye’deki Recep Tayyip Erdoğan şimdi resmen düşmanlar, ama giderek aynı politik rejimin iki versiyonuna daha fazla benzemiyorlar mı?

Çevirenin notu: Herkese benden bu yazıyı yayınlama izni. Zarar Ziyan Org‘a yok.

putogan

Slavoj Žižek — 3 Şubat 2016 — newstatesman.com

Türkiye’nin benim aleyhimde yürüttüğü eş-güdümlü resmi kampanyası konuyu bağlayacak kısa bir sözü hak ediyor. Türk tarafındaki bazıları düzmece röportaja atıf yapılmasından dolayı New Statesman’in özür dilemesini sanki metnimdeki tüm esas iddialardan dolayı özür dilenmişçesine (yani sanki bu iddialar geri çekilmişçesine) yamulttular. Ne ki, NS’de yayınlanan metnim düzmece Andalou röportajına “dayanmıyordu”, daha önce başka bir yerde (Almanya’da) yazılıp yayınlanmıştı, o düzmece röportaja atıf olmaksızın; içerdiği iddialar da Türkiye politikasına dair yüzlerce eleştirel metni yankılamaktadır. Benim tek “yalanım” internetten erişilebilen düzmece bir röportaja atıf yapmaktı — böyle bir hataya da bugünlerde herkes düşebilir.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, makale