Category Archives: makale

Sözcüklerden yapılmış dünyalar: MUD’lar — Işık Barış Fidaner

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

Bilmediğiniz bir dünyadaki bir yaratığın zihnine hapsolduğunuzu düşünün. Bu yaratık görüyor, duyuyor, yaşıyor, ama siz sadece onun zihninden geçenleri izleyebiliyorsunuz. Ayrıca siz bu yaratığın “içindeki ses” olarak iradesini yönetiyorsunuz, ne komut verirseniz onu yerine getiriyor. MUD işte böyle bir dünya. Ne bir renk, ne bir ses var, çevrenizle ilgili bütün algılayışınız hazır cümleler olarak size iletilmekte. Eylemleri de doğrudan değil, yönettiğiniz yaratığa emirler vererek gerçekleştirmektesiniz. İlk MUD geliştiricilerinden Richard Bartle, bir MUD’a dalmanın üç düzeyinden bahseder [1]. İlk aşama olan “avatar”, komutlarla yönettiğimiz bir yaratık gibi, sadece bizim emirlerimizi yerine getiren bir kukla, oyuncunun oyun dünyasındaki etkisini göstermesinin basit bir aracıdır. “Karakter” ise oyuncunun bir uzantısı, onu oyun dünyasında temsil eden bir kişiliktir. Karakter ile, avatarda olmayan duygusal bir bağ kurulur. “Persona” aşaması ise bu aracıların ortadan kalktığı, oyuncunun doğrudan kendisi olarak oyunun içine daldığı düzeyi ifade eder.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under makale, oyun

Mod yapımı: Oyun ile oynayanlar — Işık Barış Fidaner

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

Her oyun bir çerçeve, bir bakış açısı sunar. Bu çerçeve, karşınıza çıkanı vurmanız gereken bir at gözlüğü ya da kocaman şehirleri göz kırpmadan darmadağın ettiğiniz bir “tepeden bakma” da olabilir, kendi seçimlerinizle yön verdiğiniz bir macera da. Aslında ekrandaki görüntülerin arkasında tamamen algoritmik yapıda çalışan bir program vardır. Eğer oyuncu puan-odaklı ise, yani kendini sadece puanı yükseltmek gibi işlevsel bir hedefle kısıtlıyorsa, oyundaki görsel ve işitsel etkilerin üzerinden atlayabilir, böylece oyunu elindeki arayüz ile izleyip müdahale ettiği otomatik bir sistem olarak algılayabilir. Ancak çoğu oyuncu “inançsızlığını bastırır” [1] ve bilgisayar arayüzünü oyun dünyasına açılan bir pencere gibi algılar. İnce ince işlenmiş görüntüler ve senaryoların da desteğiyle, oyuncu bu yeni dünyanın içine dalar [2]. Böylece oyunu oluşturan bakış açısı, oyun dünyası yoluyla kurulan bir bağlama oturur ve bilgisayar başındaki kişinin konumundan çıkıp sözgelimi adalet savaşçısı bir şövalyenin, soğukkanlı bir generalin ya da bir kanun kaçağının bakış açısı oluverir.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under makale, oyun

Makinelerin anlattıkları — Işık Barış Fidaner

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

İnsanın makineleri kullanma biçimi, yanıp sönen ışıklardan LCD ekranlara doğru genişleyen “çıkış aygıtları” ile giderek daha karmaşık ve dolaylı bir sürece dönüşmüştür. İlk baştaki mekanik kullanım biçimi, önce istek-cevap biçiminde bir diyaloğu, daha sonra ekranda kurulan kurgusal mekanizmaların yönetimini ve nihayet sanal dünyalardaki bedenlerin etkileşimini doğurarak zenginleşmiştir.

Chaplin'in Modern Zamanlar filminde de insan-makine ilişkisinden sahneler görülebilir

Chaplin’in Modern Zamanlar filminde insan-makine ilişkisinin ilk ve en temel (mekanik) biçimi ele alınmıştır.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under makale, oyun, programlama

A Bayesian Approach To The Clustering Problem With Application To Gene Expression Analysis — doktora tezi

bayesian-kapak.pngSon versiyon: 10 Mart 2017

(116 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

— Lüdmila hanıma özür notu

— Türkçe özet ve İngilizce tam metin

— İngilizce sunum

2 Yorum

Filed under bilim, kitap, makale

2017’nin Gelişi — Franco ‘Bifo’ Berardi

bifo1

Sergei Eisenstein’ın Ekim (October: Ten Days that Shook the World (1928)) filminden bir kare. Sahne 1917 Ekim Devrimi’nde Kış Sarayı’ndaki baskını betimliyor.

Franco ‘Bifo’ Berardi — Aralık 2016 — e-flux.com

Türkçesi: Selime Göç

Bitmek Bilmeyen Çöküş

Sovyet Devrimi’nin yüzüncü yıldönümü küresel çöküşle çakışacağa benziyor. O hep duyurulan toparlanma gelmiyor ve sağcı dalganın ırkçı fısıltıları tırmanıyor.

Yeni bir öznellik ortaya çıkmadıkça ve farklı bir sosyal model gelişmedikçe kapitalizmin çöküşü bitmek bilmeyecek ve inanılmaz yıkıcı olacak. 19. yüzyılda işçi hareketlerinin ortaya çıkışıyla kendisini gösteren öznellik, bugün o kadar parçalanmış durumda ki bizim için yakın gelecekte muhtemel bir yeniden birleşme hayal edilmesi bile güç.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri, makale

Işık hakkında muhtemelen bilmediğiniz sekiz şey — Matthew R. Francis

photon1

Matthew R. Francis — 19 Nisan 2016 — symmetrymagazine.org

Işık her yanımızı sarmış, peki yanınızdan geçip giden fotonları gerçekte ne kadar tanıyorsunuz?

Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under çeviri, bilim, makale

Cinsel olan siyasidir — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

Ayrı tutulan tuvalet kapıları günümüzde büyük bir hukuk ve ideoloji mücadelesinin merkezindedir. 29 Mart 2016’da Silikon Vadisi ağırlıklı 80 işveren patron, vitrinde Facebook patronu Mark Zuckerberg ve Apple patronu Tim Cook olmak üzere, Kuzey Carolina Valisi Pat McCrory’ye bir mektup yazarak transgender insanların karşıcinse ayrılmış kamusal hizmetleri kullanmasını yasaklayan yasayı kınadılar. “Bu ayrımcı yönetmeliği yasaya çevirme kararınız bizi hayal kırıklığına uğrattı,” diyor mektup. “İşverenler topluluğu her düzeydeki yasa yapıcılara böyle yasaların hem çalışanlarımıza hem de işverenlerimize kötü geldiğini [are bad for] sürekli olarak söylemiştir.” O halde büyük sermayenin ne tarafta olduğu açık. Tim Cook, Çin’de Apple ürünlerini kölelik koşullarında montajlayan yüzbinlerce Foxconn işçisini kolayca unutabilir; ayrıcalıksız kalanlarla büyük dayanışma jestini yapmıştır, gender ayrımının kaldırılmasını talep etmiştir… Çoğu zaman olduğu gibi, büyük işverenler siyaseten doğrucu kuramla yan yana durmaktan gurur duyar.

Okumaya devam et

4 Yorum

Filed under çeviri, makale

Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı — Slavoj Žižek

Çevirenin notu: Herkese benden bu yazıyı yayınlama izni. Zarar Ziyan Org‘a yok.

Slavoj Žižek — 12 Ağustos 2016 — newsweek.com

Alfred Hitchcock “Filmler kötü adamları kadar iyi olurlar” demişti — yani buna göre neredeyse ideal “kötü adam” (Donald Trump) sayesinde önümüzdeki ABE seçimleri iyi mi geçecek? Evet, ama çok sorunlu bir anlamda. Liberal çoğunluğa göre 2016 seçimleri açık ve net bir tercihi temsil ediyor: Trump figürü gülünç ve aşırıdır, görgüsüzdür. En kötü ırkçı ve cinsiyetçi önyargılarımızı sömürür, nezaketten öylesine yoksun bir erkek şovenisttir ki önde gelen Cumhuriyetçiler bile onu topluca terk ederler. Eğer Cumhuriyetçi aday Trump olacaksa bu hakikaten “mutlandırıcı bir seçim” olacaktır – bütün sorunlarımıza ve küçük dalaşmalarımıza rağmen, gerçek bir tehdit karşısında hepimiz temel demokratik değerlerimizi savunmak üzere omuz omuza verebiliriz, Ocak 2015’de Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılardan sonra Fransa’da olduğu gibi.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri, makale

Putoğan Hayaleti — Slavoj Žižek

Rusya’daki Vladimir Putin ile Türkiye’deki Recep Tayyip Erdoğan şimdi resmen düşmanlar, ama giderek aynı politik rejimin iki versiyonuna daha fazla benzemiyorlar mı?

Çevirenin notu: Herkese benden bu yazıyı yayınlama izni. Zarar Ziyan Org‘a yok.

putogan

Slavoj Žižek — 3 Şubat 2016 — newstatesman.com

Türkiye’nin benim aleyhimde yürüttüğü eş-güdümlü resmi kampanyası konuyu bağlayacak kısa bir sözü hak ediyor. Türk tarafındaki bazıları düzmece röportaja atıf yapılmasından dolayı New Statesman’in özür dilemesini sanki metnimdeki tüm esas iddialardan dolayı özür dilenmişçesine (yani sanki bu iddialar geri çekilmişçesine) yamulttular. Ne ki, NS’de yayınlanan metnim düzmece Andalou röportajına “dayanmıyordu”, daha önce başka bir yerde (Almanya’da) yazılıp yayınlanmıştı, o düzmece röportaja atıf olmaksızın; içerdiği iddialar da Türkiye politikasına dair yüzlerce eleştirel metni yankılamaktadır. Benim tek “yalanım” internetten erişilebilen düzmece bir röportaja atıf yapmaktı — böyle bir hataya da bugünlerde herkes düşebilir.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri, makale

Norveç’in Varolmayışı — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 9 Eylül 2015 — LRB

Afrika ve Ortadoğu’dan Batı Avrupa’ya akan mültecilerin kışkırttığı tepkilerin, ölümcül bir hastalığa yakalandığımızı öğrenince gösterdiğimiz tepkilere benzemesi çarpıcıdır, Elisabeth Kübler-Ross’un Ölüm ve Ölme Üstüne adlı klasik çalışmasında tarif ettiği şemadaki gibi. İlk başta inkâr edilir: “Fazla ciddi değil bu, görmezden gelebiliriz” (ki bunu pek işitmez olduk). Sonra kızgınlık olur –bu nasıl benim başıma gelir?– inkâr geçerlenemedikçe kızgınlık patlar: “Mülteciler yaşam tarzımızı tehdit ediyor; içlerinde Müslüman köktenciler saklanıyor; durdurulmalılar!” Pazarlık yapılır: “Peki, kotalar koyalım; kendi ülkelerinde mülteci kampı açabilsinler.” Bunalım yaşanır: “Mahvolduk, Avrupa Avrupistana dönüyor!” Henüz görmediğimiz olaysa Kübler-Ross’un beşinci aşaması, kabullenmedir. Kabullenme olunca mültecilerle baş etmek için tüm-Avrupalı bir plan çıkarılacaktır.

Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under çeviri, makale