Category Archives: şiir

Bakım Mühendisi — Sandra Kerr

Bir Cuma gecesiydi, evlenmemizden birkaç yıl geçmişti
Benim koca işten geldiğinde, her zamanki gibi dedim ki:
“Çayın masanın üstünde, temiz giysini rafa koyacağım
Banyon birazdan hazır olur, gelip sırtını ovacağım”.
Beni pek nazikçe öpüp dedi ki “Söyleyeyim dümdüz —
Benim makinaya verdiğim hizmet senin eline su dökemez”.

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Ondan sonra konuşmaya geçtik, nasıl hissettiğimi anlattım
Bir üretim bandı nizamıyla onu nasıl yürüttüğümü anlattım.
Çünkü neticede sağlayan benim, bu enerji kaynağını
(Oysa eksik etmez benim biftek yemeğime şakşakçılığını)
Onun üstündeki herşey pırıl pırıl çünkü ben bakar temizlerim
Sorsanız onun makine aletinden daha iyisini göremezmişim…

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Çalışma şartlarımı bilseydiniz ağarırdı saçlarınız
Günde yirmidört saat çağrılabiliyorum işte anlarsınız.
Gerçi avantajları severim gece boyu çalıştığım zaman
Çünkü tatmin oluruz — en azından o olur bense kimi zaman.
Tam üretimi sürdürürsem bir iki tane çocuğum olur
İleride bir patrona harcayacak yeni emek gücü olur…

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Hakikate uyanmaya başladım sonra: onu böyle düzgün tuttuğumdan
Patron iyi bir kazanç çıkarır hem benden hem de ondan
Bunu duyunca öfkelendi sağlam bir sendikalı olduğundan
İkimiz de sıkı çalışıp tek kişilik bir aylık aldığımızdan
Dedim ki “Yarı-zamanlı paketleme işi de yapıyorum unutma!
Üç kişiye çalışıyorum sevgilim, patronuma, patronuna ve SANA….

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Biraz koyun gibi baktı ve dedi ki “Bugünden sonra
Arkadaşlarla bakalım ne yapabiliriz eşit aylıkla.
Bir ev kadını sendikası ister misin, nasıl olur aylık almak
Aşçı ve temizlikçi olarak, hemşire ve bakıcı olarak?”
Dedim ki, “Acele etme sevgilim, paylaşırsan evdeki angaryayı
Ben de vakit bulabilirim vermek için kendi savaşlarımı”.

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Sık sık dinledim seni patronları indirmekten söz ederken
Bunu asla yapamazsın kardeşim BANA patronluk taslarken.
Kadınlar mücadeleye katılana kadar, evli, bekar, beyaz ve siyahlarla
Gözleri bağlanmış gibi savaşırsın, bir kolun da sırtında.
Ve mesaj karşıya ulaştı, nihayet o da farkına vardı ki
Kızkardeşlere iktidar vermek sınıfa iktidar vermek olmalı….

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

http://mudcat.org/thread.cfm?threadid=31147

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Şarkının akışını bilmiyorum aslında. Koro kısmının her kıtadan sonra tekrarlandığını tahmin ettim.

Şarkının melodisini de bilmiyorum çünkü müziğini bulamadım. Satılan bir CD’nin sayfası: “Warning: Women at work” http://www.rebelvoices.com/Wall2~1.htm

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı, şiir

Everything In Its Right Place — Ahmet Hamdi Tanpınar

Everything in its right place; cypress next to the pond
A water wheel creaks without a break from afar,
As if stuff projected out of a magical sleep,
Vines and beetle sounds envelop the house

Everything in its right place; table, pitcher, glass,
At the illumination blooming through the branches
Time watches like a fascinated antilope
Silence touches in a way leaf by leaf…

I know that you sleep in the shadow
There as cosy and cool as a sea cave
Your eyelashes shut in a pleasure world
A smile on your face when this heavy noon ends.

Maybe these freshly bloomed roses are your dreams,
On top of these soft illuminated branches,
Never ending song of love in doves’ voices,
For the dream of our life permeates stuff.

Everything in its right place; a water wheel from afar
Creaks without a break like a spirit in torment,
Perhaps it reminds of our adventure
Fallen autumn leaves flutter in the wind.

(Herşey Yerli Yerinde)

English: Işık Barış Fidaner

ç.n. Note the extremely significant difference between “maybe” and “perhaps”. In Turkish both are called “belki”.

1 Comment

Filed under çeviri, şiir

Kaplan — William Blake

Kaplan kaplan, parlak yanan,
Gece karanlığında ormanlarda;
Hangi ölümsüz el ya da göz,
Koymuş senin dehşet simetrini?

Hangi uzak derinlikler ya da gökler.
Yakmış gözlerindeki ateşi?
Hangi kanatla cüret eder uçmaya?
Kim cesaret eder ateşini çalmaya?

Ve hangi omuz, & hangi sanat,
Bükmüş senin kalbindeki telleri?
Ve kalbin çarpmaya başladığında,
Hangi ürkek el? & hangi ürkek ayak?

Hangi çekiçle? hangi zincirle,
Hangi fırından çıkmış senin beynin?
Hangi örs? hangi ürkek kavrayış,
Cüret etmiş amansız korkuları tutmaya!

Yıldızlar zıpkınlarını fırlattıklarında
Ve gökyüzünü gözyaşıyla yıkadıklarında:
O sana gülümsedi mi işini gördüğünde?
Kuzuları yapan, o mu yaptı seni de?

Kaplan Kaplan parlak yanan,
Gece karanlığında ormanlarda;
Hangi ölümsüz el ya da göz,
Koymuş senin dehşet simetrini?

(Tyger)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.

Tabiat Kanunları yoktur. Fenotipler vardır.

3 Comments

Filed under çeviri, şiir

I am now hungry — translation compilation

hungry-kapakLast version: 4 February 2017

(37 pages — PDFLaTeX)

Contents

I am now hungry

Turkish Kettle Logic

The Legend of The Fallow Deer

O wheel why do you wail (Yunus Emre)

Mürselekian women

O poet I have a word for you (Yunus Emre)

Austerity is in the head (Yunus Emre)

Fish mouth (Halim Şefik Güzelson)

Foreign door (Hasan Hüseyin Korkmazgil)

Over the earth (Grup Yorum)

Come to the mountains (Gevheri)

Come it’s time let us go to our people (Karacoğlan)

Letter Revolution (Nekropsi)

Examination (Ağrı)

Shooting Star (Ağrı)

Little Fancy (Sakareller)

Umbrella (Sakareller)

Indicators (Sakareller)

Orbit (Sakareller)

Traces (Sakareller)

Chest (Sakareller)

Little Things (Bülent Ortaçgil)

Will you play with me (Bülent Ortaçgil)

Little girl (Nazım Hikmet Ran)

I will run elsewhere (Yeni Türkü)

Is there someone up there?

3 Comments

Filed under çeviri, kitap, şarkı, şiir

Şenando — Anonim

Şenando özlüyorum seni
Geç seni gür akan nehir
Şenando özlüyorum seni
Geçip gitmem gerek benim
Koca Misuri’nin öte yanına

Şenando seviyorum kızını
Geç seni gür akan nehir
Aşardım özgür suyunu kızın için
Geçip gitmem gerek benim
Koca Misuri’nin öte yanına

Yedi sene olmuş seni göreliberi
Duyalıberi seni gür akan nehir
Yedi sene olmuş seni göreliberi
Geçip gitmemiz gerek bizim
Koca Misuri’nin öte yanına

Şenando özlüyorum seni
Ve sesini, gür akan nehir
Şenando özlüyorum seni
Geçip gitmemiz gerek bizim
Koca Misuri’nin öte yanına

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

https://en.wikipedia.org/wiki/Oh_Shenandoah

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı, şiir

The Legend of The Fallow Deer

So I went after a deer for hunting
Oh alas alas
The deer pulled me to her mountain
Oh alas alas to her mountain

When I went the rocks were in snow
Oh alas alas
The wind blew and they’ve melted now
Oh alas alas they’ve melted now

For this hunt now I have much regrets
Oh alas alas
Go ahead brothers leave me at the rocks
Oh alas alas leave me at the rocks

Wither on the stone these white wrists
Oh alas alas
Go ahead hunters leave me at the rocks
Oh alas alas leave me at the rocks

I left my lasso hanging on the rock
Oh alas alas
I left my stuff jammed in the chest
I left my fiancee hurt at home

Oh alas alas I left her hurt at home

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı, şiir

Come it’s time let us go to our people

The noble mountains’ snow has melt
Now it’s flood let us go to our people
Our land covered in tulips and hyacinths
Come it’s time let us go to our people

The best of beauty has the whimsy
Mad heart madly in love with beauty
Even a black bush of our people
Now it’s rose let us go to our people

Karacoğlan says it comes in summers
O beauty, who gave you this whimsy?
The bitter words of your mom and dad
Now it’s honey let us go to our people

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı, şiir

O poet I have a word for you — Ruhi Su

O poet I have a word for you, what is this throne placed above?
It’s an unfathomable wisdom, this throne is placed above the heap.

O wise I have a word for you, what is this heap placed above?
It’s an unfathomable wisdom, this heap is placed above the sheet.

O monk I have a word for you, what is this sheet placed above?
It’s an unfathomable wisdom, this sheet is placed above the skies.

O wise I have a word for you, what are these skies placed above?
It’s an unfathomable wisdom, these skies are placed above the ox.

O monk I have a word for you, what is the ox placed above?
It’s an unfathomable wisdom, the ox is placed above the fish.

O poet I have a word for you, what is the fish placed above?
It’s an unfathomable wisdom, the fish is placed above the water.

O poet I have a word for you, what is then the water placed above?
It’s an unfathomable wisdom, the water is placed above the wind.

Its face towards Qormusta, its tail thrown on the padlock,
The yellow ox that carries the earth is 114000 years old.

Ka’bah on its back, its mouth opened to Qormusta,
Its tail thrown to its belly, the west and the east over its head.

It never diverts its eyes, the earth would vanish if it shook off,
It suffers much from a little fly flying over its head.

Its skin thicker than mountains, creatures can’t drain its grease,
It has an intense strength, as if it was fourteen years old.

It’s an earthquake when it shakes, its horns are an uproar,
It has twelve feet, each of them at one of the corners.

Poet Yunus tells it, how pleasant has the wealthy created,
I wish I could yoke it, it has the wisdom in its work.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı, şiir

Austerity is in the head — Ruhi Su

Austerity is in the head, not in the crown
Heating is in the fire, not in the cooking sheet
If you are washing a believer’s heart
What you do does not serve the god

If you seek the god, look at your heart
He is not in Jerusalem, in Mecca, at the pilgrimage
Accept the mature words of Yunus
It happens quickly, it shan’t be late too

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı, şiir

O wheel why do you wail — Ruhi Su

O wheel why do you wail?
I have trouble and I wail
I fell in love with god
For that reason I wail

I’m called the troubled wheel
My waters flow and squeal
This seems to be god’s will
I have trouble and I wail

They found me on a mountain
They broke my arms and wings
They deemed me worthy of a wheel
I have trouble and I wail

My beam cut from the mountain
All my systems thrown to disarray
I am a poet, I never get tired
I have trouble and I wail

I pull the water from the low
I climb and pour it up above
Look at what I suffer now
I have trouble and I wail

Yunus coming people don’t smile
People don’t attain their desire
No one remains in this transit
I have trouble and I wail

Continue reading

6 Comments

Filed under çeviri, şarkı, şiir