Sözlük

angajman: engagement
arızi, kazai: accidental
ayrılma: separation
ayıpçıl: obscene
ayırı: gap
açükleme: lecturing, mansplaining
aşkın: transcendent
aşkınsal: transcendental
aşırı yüklenen: overwhelming
barışma: reconciliation
bağdaşmazlık, tutarsızlık: inconsistency
bedenlenme: embodiment
bileşimsel: combinatorial
bilmezlik: ignorance
bir şeyin bilinçsizliğinde olmak: to be unconscious of something
biricik, eşsiz: unique
boşluk: void
can: soul
çaba: effort
çatışkı: antagonism
çatışma: conflict
çiğneniş: transgression
dadanmak: to haunt
defterden silme: foreclosure
dekripsiyon: decryption
delil: evidence
devirmek: to subvert
değer fazlası: surplus-value
deşifreleme: decipherment
dikiş: suture
dişil: feminine
doğru: right
düşlem: fantasy
eksiklik: lack
eril: masculine
esas-imleyen: master-signifier
eşyaşam: symbiosis
fazlalık: excess
fetişçi: fetishistic
fol: false
foya: fraud, fraudulence
gececil: nocturnal
gerekli: necessary
gerçel: actual
göktaşı: meteor
görce: virtue
görcül: virtual
günsel: diurnal
hayal kırıklığı: frustration
hususiyet: privacy
ifade vermek: to articulate
ilişkisizlik: non-relation
imgesel, hayali: imaginary
imletim: signification
imleyen: signifier
inkar: denial, disavowal
ispat: proof
izafi: relative
içkin: immanent
iğdiş: castration
iş-başında-bilgi, iş-bilgisi: knowledge-at-work, know-how, savoir-faire
işaret: sign
işe yaramaz: useless
işe yarar: useful
kanatdaş: wingman
kapsayarak aşmak: to sublate, Aufhebung
kaybolan aracı: vanishing mediator
kendi-için, kendine-göre: for-itself
keyfiyet: jouissance, enjoyment
keyif fazlası: surplus-jouissance, surplus-enjoyment
kimlik taslama: imposture
kusur: flaw
kılık değiştirme: masquerade
lüzum: exigency
mecaz: metaphor
mecburiyet: obligation
mefhum: notion
mevcudiyet: presence
mikoriza: mycorrhiza
muamma: enigma
muhatap: addressee
mübadele: exchange
nakşetmek: to inscribe
namevcudiyet: absence
nazar: gaze
neşir: emission
olumsal: contingent
öbek: cluster
özgürleşme: emancipation
p-değeri: p-value
sadakat: fidelity
sahi: true
sahici: authentic
sahilik, sahihat, hakikat: truth
saudade: melankolik arzu
seda: voice
semptomcu: symptomatic
simgesel: symbolic
sorgulamak: to question
suret: semblance
söylenenin öznesi: subject of statement
söyleyişin öznesi: subject of enunciation
sınıf: class
tamamsız: not-all
taşınma, yerdeğiştirme, yerinden edilme: displacement
telkin: suggestion
tezahür: manifestation
töz, cevher: substance
uzakın: extimate
uzamsal: spatial
üst dildışı: meta non-language
üstben: superego
üstlenmek: to assume
varsayılan bilme öznesi, bildiği varsayılan özne: sujet suppose savoir, supposed subject of knowing, subject supposed to know
veri: data
yabancılaşma: alienation
yadsıma: negation
yanlış: wrong
yapay zeka, suni istihbarat: artificial intelligence
yazgı: destiny
yerlileşme: territorialization
yersizleşme: deterritorialization
yetkilenme: authorization
yokluk: inexistence
yıldıztaşı: asteroid
zaruret hakkı: right of distress