Tag Archives: Alain Badiou

Badiou’nun Küçük Panteon’u — Batuhan Saç

1 Mart 2016

 “Ayrıca şunları söylemekten mutluluk duyuyorum ki, bugün bize yutturmak istedikleri zıkkımları düşünürsek… valla bu on dört ölmüş filozofun hepsini seviyorum. Evet, onları seviyorum.”
A. Badiou

Çevirmen Işık Barış Fidaner’in önsözünde belirttiği gibi, Encore Yayınları’ndan çıkan “Küçük Panteon” bize “müthiş” bir yoğunluk sunuyor. Panteon pan ve theos kelimelerinden, yani “bütün” ve “tanrı” anlamına gelen iki Yunanca kelimeden oluşuyor. Yunanca “tüm tanrıların tapınağı” anlamında. Panteon, Yunan ve Roma uygarlıklarında tanrılar adına yapılan tapınaklar anlamında kullanılır. Roma için söyleyecek olursak bu yapılar Roma yapıları içinde en iyi korunmuş binalardır ve tarih boyunca hep kullanılmıştır. Bu bağlamda Badiou’nun neden “Küçük Panteon” ve İngilizce karşılığı gösterilen “Pocket Pantheon” ismini seçtiğini anlamak güç değil. Kurduğu zeminde 14 düşünür üzerine yazdığı hürmet sunuları ile bir tapınak oluşturma gayreti içinde görünüyor. Bu tapınak Roma’dan günümüze dek kullanıldığı gibi korunmalı ve ondan yararlanılmalıdır.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, kitap

Çağdaş Müphemcilik Üzerine — Alain Badiou

14

Alain Badiou — theoryleaks.org

Darwin, Marx ve Freud’un çalışmalarına, bu sıradışı entelektüel inşalara ne ad vermeliyiz? Tam anlamıyla bilim değildirler, biyoloji –çağdaş biyoloji dahil– Darwinci çerçevede düşünülse bile. Felsefe de değildirler kesinlikle, felsefenin eski Platoncu adı olan diyalektiğe Marx yeni bir momentum vermiş bile olsa. Işık tuttukları pratiklere indirgenemezler, deneyler Darwin’in haklılığını kanıtlasa bile, devrimci politika Marx’ın komünist hipotezini geçerlese bile, ve psikanalitik tedavi Freud’u psikiyatrinin sürekli değişen sınırlarına yerleştirse bile.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Bilinen Son İyi Yapılandırmayı Hep Bir Tık Daha İyiye — çeviri derlemesi

bilinen-kapakSon versiyon: 23 Ekim 2016

(130 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Infantry Sweep Happy Spring Means Branchweaver Village Long Barrel Blackarm Sign

“AĞBİNİN GÖZÜ ÜSTÜNDE” (George Orwell)

Simgesel Makas (Işık Barış Fidaner)

Dijital aktarım: Enerji ve Entropi (Işık Barış Fidaner)

Death Trash geliştiricisi Stephan Hövelbrinks ile görüşme (Tony Leavy)

Viking çağından kalma bu orman dili yakında yok olabilir (Michael d’Estries)

Europa’da Şaşırtıcı Faaliyetin Kanıtlanması Üzerine NASA’nın Medya Çağrısı

“Kurtarıcım benim!” (George Orwell)

DIY laboratuvarları üniversite-temelli araştırmaya çevik bir alternatif sunuyor (Amber Griffiths)

Genetik çalışmaya göre kediler Viking gemileriyle dünyaya hakim olmuş (Bec Crew)

Rüya işi ve resimli yazı ~Rebus~ (Işık Barış Fidaner)

Pino Berker (Işık Barış Fidaner)

Sevgili Lauri (İmza)

Kurşun gibi ağır sözler (George Orwell)

“Bilmiyoruz” (The Times)

Bilimciler geçmişte ne olduğunun gelecek olaylarla kararlaştığını gösterdi (Stephen Morgan)

Psikoloji neydi? (Georges Canguilhem)

Ayar yürüyüşü (Işık Barış Fidaner)

Ağ tarafsızlığı: aksan ve içerik tarafsızlığı (Alternatif Bilişim)

Alternatif Bilişim Derneği #ungovForum Hoşgeldiniz Konuşması (Alternatif Bilişim)

Türkiyeli Çevirmen Necmiye Alpay’a Özgürlük (PEN)

“Hiç de fena sayılmazlar, ama hepsi çeviri” (George Orwell)

“Kurtarılmak istemiyordum” (Yevgeni Zamyatin)

Hoşçakal Dünya: Karbonda Taşma Noktasını İyice Aştık (Sarah Emerson)

Zamyatin’in Biz’inin Değerlendirmesi (George Orwell)

Modernizmin merkezi sorunu (Alain Badiou)

“Parti’nin büründüğü surettir” (George Orwell)

Sevgili Guy (Situasyonist Enternasyonel Amerikan Kesimi)

Bir Amerikalı Ütopyası: İkili İktidar ve Evrensel Ordu (Fredric Jameson)

Freud ve İnsan Canı (Bruno Bettelheim)

Doktor!??

Dinimden çıkıyorum (REM)

Sevildiğimi hissederim (Depeche Mode)

Kayar ve düşeriz (Pink Floyd)

Sırt Çevirmeye Dair (Pink Floyd)

“Sen yoksun ki” (George Orwell)

Amerika’yı aya götüren kod az önce GitHub’da yayınlandı, 1960’lardan kalma zaman kapsülü gibi (Keith Collins)

İnandır beni (Amerie)

İki damla gözyaşı süzüldü (George Orwell)

Kopenhag’ta Öcalan’ın avukatıyla halk toplantısı

YPG komutanı Cihan Kendal ile röportaj

Mevsimler Değişimi III, IV (Dream Theater)

Bilinen Son İyi Yapılandırmayı Hep Bir Tık Daha İyiye

Bombalar, simitler, eskiciler… (Okşan Dede)

O-ikisi

3 Comments

Filed under çeviri, kitap

Modernizmin merkezi sorunu — Alain Badiou

Bugün ben şöyle dile getirirdim: Siyaset güç alemi değildir, düşünce alemidir. Dönüştürmeyi amaçlamaz; önceden formüle edilemeyen imkanlar yaratmayı amaçlar. Siyaset durumlardan çıkarsanamaz, çünkü durumları siyaset tayin eder.

Peki bu eleştirel arkaplan üzerinde Lyotard neyi görünür kılar? “Bir başka dispositif” dediği şeyi. Ve bunun Kapital bakımından “ne diyalektik ne eleştirel, ama eş-imkanlı bir ilişki içinde” durduğunu söyler.

Kuşku yok ki modernizmin merkezi sorunu budur: Olumsuzluk ilişkisi nedir? Diyalektik olmayan başkalık nedir? Eleştirel olmayan eş-imkanlılık nedir? Ve arkaplanda, iki yol:

  • Sonsuzküçük olumsuzun yolu, hiçbir yüklemi olmayan boşluğun yolu, matematiklenebilen farksız çoksallığın yolu. Buradaki ilişki, saf mantıksal görünmedir. Siyaset bütün günsel [diurne] gücüyle korunur, çünkü alternatif bir süjeye ihtiyaç duymamıştır ve duymaz. “Proleter” benzeşmez ardışık tekilliklerin adıdır, tarihsel bir kuvvetin adı değildir. Benim izlediğim yol budur, hep eleştirdiği bu yol Lyotard’a göre, tarifsel cümlelerin normatif cümlelerle öldürücü eş tutulmasıdır, ya da işlevsiz Anlatının tersten sürdürülmesidir.
  • Öteki yol, kuramda hem Lyotard hem de Deleuze’ün tuttuğu yol, hiçbir olumsuzluk ya da diyalektik olmayan başkalık içermeyen bu ilişkiyi, Bergsoncu hayat dispositifinden veya nitel süreden alır. Örneğin: “Söz, pratik ve biçimlerin devrimci olabilecek bir algısı ve üretimi vardır, ama bunların büyük akımlara, büyük Triebe‘ye, görünen tüm dispositifleri yerinden edip işlemselliğin anlamını değiştirecek ana akışlara kapılacak duyarlılıkta olduğunun güvencesi yoktur.” [Dérive a partir de Marx et Freud, s.16] Gördüğümüz gibi kapılma, akışların nitel basıncını önşart koşuyor.

Ne kadar farklı olsalar da, aksiyomcu yol ile dirimci yol tek noktada ıraksarlar: ilişkiyi olumsuzluğa müracaat etmeden düşünmemiz gereken noktada, ölçülemez olanı herhangi bir ölçünün aşkınsallığı olmadan düşünmemiz gereken noktada. Gecenin şafakvari özelliği, ya da düşüncenin dikkate alması gereken şey o halde şudur: Birçok “eş-imkanlı” vardır ama bunlar “eş-düşünülebilir” değildir, Lyotard’ın kapılmadaki soruna uyguladığı formülü kullanırsak.

Yani, çokluk var. Ölçüşemez olan var, baş edilemez olan var. Burada ifadelendirdiğim metnin sonunda yok etme motifi böylece geri gelir. “Bu boyunduruğu anlayıp onun filozofu olmak yetmez; onu yok etmek de gerekir.”

Bu noktanın üstünde durmalıyız. “Yok etmek,” haksızlık ve boyunduruk karşısında talep edilebilen şeyden felsefeyi ayıran şeyin adıdır. “Onu yok etmek de,” felsefi anlayışı aşan şeydir. Ve eğer bu “yok etme”nin adı artık “siyaset” değilse, bunun adı ya da adları nedir? Siyasetin değersizleşip silinmesiyle kendimizi bulduğumuz bu karanlık içinde, geceyi yıpratıp yok ederken sabahı gözeten kimdir? Temelde, Lyotard’a göre tek bir soru vardır: Renk nedir, nerededir, ve nereden kökenlenir?

(Alain Badiou, Küçük Panteon, TR: Işık Barış Fidaner, çeviri değiştirildi)

ç.n.:

— Evet bir şey yok, bir şey yok! Herkes işine baksın! Herkes kendi işine baksın! Herkes işine dönsün, kendi işiyle meşgul olsun.

Evet dağılıyoruz, dağılıyoruz…

3 Comments

Filed under çeviri, kitap

İşte böyle — çeviri derlemesi

iste-boyle-kapakSon versiyon: 3 Temmuz 2016

(54 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Cinsel ilişkinin yokluğu ve iki evrensel (Jacques Lacan)

Hatırlamak & Unutmak (Russell Grigg)

Baltalı Adam Anıtmezarı İstila Edip Vladimir Lenin’i “Uyandırmak” İstedi

Koşulların yazgısı (Alain Badiou)

Sevgili Britanya (Slavoj Žižek, Yanis Varoufakis)

Lobiciler Antlaşması (EDRi)

İkinci Geliş (William Butler Yeats)

Zehirlidir (Brendan Cox)

Engelli St. Jude hastası Havaalanı Polisi’yle kanlı boğuşmadan sonra havaalanı ve TSA’yı dava etti

NIH görme bilimcileri retinamızdaki çubukların kaynaklanmasına dair kuramı test ediyor

Ateş böceklerine ne oluyor? (Melissa Breyer)

Led Zeppelin’i mahkemeye götüren merdiven

Standart sapmada niye N-1?

Küçük Yıldıztaşı Dünya’nın Sürekli Yoldaşı (NASA)

Sahipsiz Gök geliştiricisi oyunun adı üstüne ‘gizli, aptalca’ hukuk kavgasına kapıldığını söylüyor (Michael McWhertor)

Efsane ve şeytanîlik (Jacques Lacan)

Büyücülük ve bilim üzerine (Jacques-Alain Miller)

Belçika Bunalımları (Stijn Vanheule)

7 Comments

Filed under çeviri, kitap

Koşulların yazgısı — Alain Badiou

Bütün meselenin kalbi, bana göre şudur: Devrimci olay, aslında çok çeşitli biçimlerde, komünist Fikrin her politik bedenlenişinin kaynağında yatıyor olsa bile, onun ne kuralıdır ne de modelidir. Terör bence aslında ayaklanma ya da savaşın Devlet araçlarıyla devam ettirilmesidir. Fakat komünist Fikrin politikası, böyle talihsizlikler geçirmeye mecbur kalmışsa da, ayaklanma veya savaş değildir ve bunlara indirgenebilir asla olmamalıdır. Zira onun hakiki özü, inşa ettiği yeni politik zamanın kökü, rehber ilkesi, bir düşmanın yok edilmesi değil, insanlar arasındaki çelişkilerin pozitif çözdürülmesidir, yeni bir kolektif yapılanmanın politik inşasıdır.

Bu noktayı daha net tespit etmek adına, doğaldır ki gene Terörle ilgili son iki hipotezden başlamalıyız. Şimdiki uzlaşıya göre anti-komünist propagandanın destek aldığı çehreler çoğu zaman absürt de olsalar, şiddeti ve Stalinci Terörün çapını tamamen teslim etmeliyiz. Bu konuyu, komünist Fikirden esinlenen bir rejimin, sosyalist devletler rejiminin tarihte emsali olmayan tatbikatının ne koşullar altında üstlenildiği sorusuna bağlamalıyız. Bu koşullar, emperyalistler arası savaşlarla dünya çapında boğazlaşma, kudurmuş iç savaşlar ve yabancı güçlerin karşı-devrimci hiziplere verdikleri yardımdı. Tecrübeli ve sabırlı politik kadroların hep eksikliğinin duyulduğu, en iyilerin erkenden tufana kapılıp gittikleri koşullardı. Bütün bunlar, üstben buyruğu ve kronik kaygı bileşiminden oluşan bir politik öznellik yarattı. Belirsizlik, cahillik ve ihanet korkusu, önderlerin nasıl bir iklimde karar aldıklarına dair bugün bildiğimiz kadarıyla, en belirleyici etkenlerdi. Bu öznellik de böylece, ana eylem ilkesi olarak, her çelişkiye sanki çatışkısalmış [antagonistic] gibi, sanki ölümcül bir tehlike getiriyormuş gibi davranılmasına yol açtı. İç savaşta gelişen, yanında olmayan herkesi öldürme alışkanlığı, üstün geldiği her seferinde hayrete düşen bu sosyalist devlette giderek pekişti.

Bütün bunlar komünist Fikrin kendisiyle ilgili değildir, daha çok bu fikrin tarihteki ilk deneyinde yaşanan belirli süreçle ilgilidir. Bugün en baştan başlamalıyız, bu deneyin olası neticesinin bilgisiyle silahlanmış olarak. Komünist Fikirle Devlet Terörü arasında ilkesel hiçbir ilişki olmadığını savunmalıyız. Hatta eleştirilmeyi göze alarak şöyle bir analoji kuracağım: Hıristiyan Fikrin Engizisyonla ilkesel bağı var mıydı? Yoksa Asisili Aziz Francis’in tasavvuruyla mı ilkesel bağı vardı? Bu sorun ancak Fikrin gerçek bir özneleşmesinin içinden kararlaştırılabilir. Yine de, komünist Fikri Parti-Devlet –tasavvuru savaş mecazıyla şekillenmiş bir örgüt– terörizmi kılığında gelen koşulların yazgısından azat etmemizin tek yolu, bu Fikri bugünkü koşullarda tekrar yürürlüğe koymaktır.

Alain Badiou 2012 “Komünist Fikir ve Terör Meselesi”, Lacanian Ink 40, s.39

1 Comment

Filed under çeviri

Utanç yahut Ötekinin Var Olmayışının Kanıtı Üzerine — Daniel Tutt

Son zamanlarda sosyal medyada “Utan!” buyruğuna giderek daha fazla maruz kalır olduk. Bu buyruk ona zemin oluşturan, çeşitli gerekçelerle destekleyip yaygınlaştıran ve şiddetini arttıran somut olaylardan (son örneği “Vahşet Bodrumu”) bağımsız olarak, kendi imleyici işlevi bakımından ne anlama gelir?

Bunu anlayabilmek için ~Viyanalı Psikanalistler~ facebook grubuna bir soru sorduk: “Utanç acaba genel olarak (bilinçli veya bilinçdışı) bir aktarımdan kaçınma hali olarak tanımlanabilir mi? Ben karşısına Biz’i koyan paradoksal bir Ben karşıtı savunma mekanizması sayılabilir mi?”

Chris Oliver Schulz, fikirlerimizi doğrulayacağını düşündüğü bu Daniel Tutt gönderisini [post] bize iletti, biz de Türkçeye çevirdik. Adam John Ost’un da katıldığı tartışma şöyle ilerledi: “Bütün sosyal etkileşimlerde aktarım vardır ve aktarımlardan kaçınılamaz,” “ama burada imgesel bağlamı olan politik bir çerçeve sözkonusu olduğundan,” “buna aktarımdan kaçınma değilse bile karşı-aktarım denilebilir. Aktarım hiç olmadığında şeyler işlenmeden kalırlar, yani Şey [das Ding] olarak kalırlar. Karşı-aktarım olduğundaysa inşa edilen belirli simgelerde kendi ifadelerini bulabilirler.”

~Çevirmenler~

Daniel Tutt — 7 Mart 2013 — danieltutt.com
Türkçesi: Işık Barış Fidaner, Canan Coşkan

Analizde analistin sorabileceği en sinir bozucu sorulardan birisi şu: “Evet, siz böyle diyorsunuz biliyorum, ama gerçekten böyle mi, yoksa bu dediğiniz daha çok bir istek/dilek gibi mi?” Veya, biliyorum ki onu aştığınızı düşünüyorsunuz, veya onun size hissettirdiğini özdeştirmiş olduğunuzu düşünüyorsunuz, ama gerçekten onu ardınızda bırakmak, onun ötesine geçmek istiyor musunuz? Analistin söylediklerinin çevirisi şudur: kendi belirtinizle [symptom] karşılaşıp onu tanımış olabilirsiniz, ama şimdi esas zor iş geliyor: bu belirtiyi derinlemesine çalışmanız, akla gelebilecek tüm açılardan onu ele almanız ve ona yönelik bütünüyle yeni bir ilişki içine girmeniz.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

İletişimin Kalbi — çeviri derlemesi

iletisimin-kalbi-kapakSon versiyon: 15 Mayıs 2016

(39 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Herkül’ün Acısı

Yunanistan’ın kaderine dair 11 melankolik madde (Alain Badiou)

SYRIZA Gençliği’nin SYRIZA’yı Terk Etme Açıklaması

Öngörü/yetersizlik yasası (Gabriela van den Hoven)

Herşey Yerli Yerinde (Radiohead)

Karadelik Güneşi (Soundgarden)

Öbür Acil Durum: İklimde Acil Durum (Bruno Latour)

Bu Hayatın Ötesine (Dream Theater)

Kim’in Karavanı (Courtney Barnett)

Düşlemi Katetme İhtiyacı (Slavoj Žižek)

Hadi Gidelim (Broadcast)

Gianni Rodari’nin yeni yıl şiiri

Barış (Depeche Mode)

5 Comments

Filed under çeviri, kitap

#KüçükPanteon Çevirmen Versiyonunun Hazırlanması

1) Bir kitapçıya gidip Alain Badiou’nun Küçük Panteon kitabını isteyiniz. Size kırmızı ciltli bir kitapçık verilecek. Elinizdeki kitap #KüçükPanteon Editör Versiyonu’dur:

2) Şu sayfalarda geçen ‘toplum’ sözcüklerini daksille silerek yerine ‘sosyete’ yazınız: ve ‘toplumsal’ sözcüklerinin üstüne küçük stickerlar yapıştırıp ‘sosyete’ ve ‘sosyal’ yazınız:

19, 23, 32, 102, 108, 109, 110, 134

3) Şu notu küçük bir kağıda yazıp kitabın iç yüzüne yapıştırınız:

Fransızca société ve İngilizce society sözleri Türkçede “toplum” sözcüğü ile karşılanıyor. Türkçede ayrıca “toplum”la zıtlaşan “sosyete” diye bir kavram var. İlk bakışta birbirlerinden uzak gibi gözükseler de “toplum” ile “sosyete” arasındaki zıtlık iki yönden ele alınırsa derin bir çağrışım açığa çıkar: Sosyete, toplum değildir. Yani biz onları anlamayız. Toplum, sosyete değildir. Yani biz onlara benzemeyiz. Böylece iki terim arasındaki zıtlık, biz ve onlar zamirleri arasında gelişen bir zıtlaşmaya dönüşür. Kısacası Fransızca société sözü “toplum” diye çevrilmeyi reddetmiştir ve dilimizde enformel bir kalıntı bırakmıştır. “Toplum” sözü böylece iki temel desteğe yaslanmıştır: Sosyeteyi anlamıyoruz. Sosyeteye benzemiyoruz. Bu destekler ve getirdikleri yüklerden kaçınabilmek için bu kitapta sociétéyi sosyete olarak bırakmayı tercih ettik.

Evet bu kadar. Artık kitabı güvenle okuyabilirsiniz. İyi okumalar!

Not: Bu işlemleri hayata geçirmeniz esnasında size şaşkınlıkla bakıp ne yaptığınızı anlamaya çalışıyormuş gibi tavırlar takınan Türklerle karşılaşma ihtimalinize karşı şöyle bir yanıt vermenizi tavsiye edeceğiz:

“Ne var birader, üstdil mi gördün?”

~~~ Yersiz Kitaplar ~~~

1 Comment

Filed under çeviri, kitap

Renk nedir?

image

Politikanın değersizleşip silinmesiyle kendimizi bulduğumuz bu karanlık içinde, geceyi yıpratıp yok ederken sabahı gözeten kimdir? Temelde, Lyotard’ın görüşünce, tek bir soru vardır: renk nedir, nerededir, ve nereden kökenlenir? — Alain Badiou, Küçük Panteon

PS: Yırtılmış kenarı kalmış sayfa Nobel ödüllü DNA tamircisi kimyageri kutlayan Türk milletine aitti. Yemekhanede de bir tane var(dı). Onda da kutlayan millet kısmı yırtılmış Nobel ödüllü DNA tamircisi kimyager duruyor(du).

~~~

image

2 Comments

Filed under şey