Tag Archives: Amayurt

Amayurt — çeviri derlemesi

UntitledSon versiyon: 27 Mart 2022

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Amayurt) okunabilir.

İçindekiler

Amayurt Anıtı (Kiev, Ukrayna)

Beyaz çiçekler açarken (Satoshi Takebe)

Çivit mavi dalgalar (Satoshi Takebe)

Tehlikeler Kasırgası (Polonya devrimci marşı)

Yarınlar Bihaber (The Beatles)

Yerçekimsiz aşk (Süper Boyutlu Kale Macross)

Yok kadın yok ağlama (Bob Marley & The Wailers)

Herkes Bilir (Leonard Cohen)

Yararlı olma sanatı üzerine (Søren Kierkegaard)

Sokratik Muhataplık ve Platonik Muhatiplik (Mikhail Bakhtin)

Konuşmak ve Koyuşmak (Jacques Lacan)

Söyleniş Öznesi ve Söyleyiş Öznesi (Jacques Lacan)

Düşünümlü Belirlenim (Slavoj Žižek)

Eksikliği dolgulayan ek-Bir (le plus-Un) (Slavoj Žižek)

Şaşırma üzerine (Jacques Lacan)

Kaplan (Wilfred R. Bion)

Can: Alıcı (Slavoj Žižek)

Diğer kitaplar

国 : ülke

Yorum bırakın

Filed under çeviri, kitap

Şaşırma üzerine — Jacques Lacan

Arzu nedir? Arzunun karakteri yalın ve basitçe hayali ihtiyaç duyusu düzenine ait olan herşeye ilişkin özsel bir kaymadır – talep bu ihtiyacı başka bir düzene –simgesel düzene– taşır ve bu süreç birçok bozulmaya gebedir. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Yararlı olma sanatı üzerine — Søren Kierkegaard

Birine rehberlik edip onu belli bir yere getirmeyi sahiden başaracaksanız ilkin ve öncelikle onu olduğu yerde bulup oradan başlamaya özen göstermelisiniz.

Yararlı olma sanatının bütün sırrı budur.

Bunu yapamadığı halde bir başkasına yararlı olabileceğini düşünen her kimse bizzat hezeyan içindedir. Bir başkasına sahiden yararlı olacaksam, onun anladığından daha fazlasını anlamalıyım – ama ilkin ve öncelikle onun anladığı şeyi anlamalıyım. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Eksikliği dolgulayan ek-Bir (le plus-Un) — Slavoj Žižek

Tikel fazlalık, Evrenseli karşıt biçim altında bedenlendirir, onun fazla gelmesinin nedeni tam da Tikelin Evrensel karşısındaki eksikliğini doldurmasıdır. Fazlalık o halde eksikliğin görünüş biçimidir; Bir (Lacancı ek-Bir: le plus-Un) Sıfırın görünüş biçimidir ve imleyenin formülünü tanıtmak ancak bu noktada meşru olur: fazlalık, eksikliği dolduran ek-Bir, özneyi (boşluğu, Sıfırı, yapıdaki boş kümeyi) temsil eden imleyendir… Okumaya devam et

7 Yorum

Filed under çeviri

Herkes Bilir — Leonard Cohen

Herkes bilir ki zarlar hilelidir
Herkes yine de dua edip atıverir
Herkes bilir ki savaş bitmiştir
Herkes bilir ki iyiler kaybetmiştir
Herkes bilir ki mücadele şikelidir
Fakir fakir kalır, zengin zenginleşir
Bu işler böyledir
Herkes bilir Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri, şarkı

Yerçekimsiz aşk — Süper Boyutlu Kale Macross

Yerçekimsiz aşk
Yerçekimsiz aşk
Yerçekimsiz aşk
Yerçekimsiz aşk

Onunla okuldan çıkıp yürürken
Hep yolumuzun ayrıldığı köşede
Kimse var mı diye bakınıp
Öpüverdi beni birdenbire Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri, şarkı

Sokratik Muhataplık ve Platonik Muhatiplik — Mikhail Bakhtin

Sokratik tarzın temelindeki mefhum, hakikatin muhataplı (dialogic) doğasıdır, hakikat üzerine insan düşünüşünün muhataplı doğasıdır. Muhatapların aracılığına dayanan hakikat arayışının tam karşı tarafında, hazır bir hakikatin (ready-made truth) sahibiymiş gibi davranan resmi muhatiplik (monologism) vardır, bir şey bildiğini zanneden (belli hakikatlere sahip olduğunu zanneden) insanların naif özgüveni de muhatiplikle aynı taraftadır. Okumaya devam et

6 Yorum

Filed under çeviri

Can: Alıcı — Slavoj Žižek

Eckhart İsa’yı almak isteyen her kişinin “henüz yokmuş gibi” (dünyaya doğmadan önceki gibi) bütün temsillerden arınmış olması gerektiğini yazarken elbette Platon’a atıf yapar, Platon’un canın bedende barınmadan önceki hali mefhumuna atıf yapar; fakat Platon’un aksine Eckhart’ta önvarolan can, duyusal şey imgeleri ona bulaşmadığı zaman ebedi fikirlerle karşılaşmaz; bu can kendini bütün “şeylerden” arındırmıştır, fikirler de buna dahildir (bizzat Tanrının Şey olması fikri de dahildir) – o bir boş levhadır (tabula rasa), boş bir alıcıdır (receptacle). Ancak böylesine saf bir alımlama (receptivity) halinde, kendi başına bir hiç olduğu ölçüde herşey(e yer) olabilecek bu halde, sahiden özgür olurum, ledic, yani bütün imgeler karşısında “bakir” olurum. Eckhart Meryem’in bakireliğini böyle yorumlar: Ancak bir bakire (bütün fani şeylerden arınmış bir can) İsa-Sözü almaya/kavramaya ve sonra onu doğurmaya açık olur. Sonraki bir ayrımı tanıtırsak, Eckhart’a göre özgürlük hem “bir şeyden arınmış” (freedom from) hem de “bir şeye yönelmiş” (freedom for) olmadır: Özgürlük bütün fani imgelerden arınmıştır ve böylece Tanrı’yı kavramaya ve onu doğurmaya yönelmiştir: “… gebe bir kadın gibi hiçlikle büyümüştü. Bu hiçlikte Tanrı doğdu. O hiçliğin meyvesiydi. Tanrı hiçlikte doğdu.”

İsa’nın Canavarlığı’ndan

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: “okumlamak” ve “çekemeyen anten taksın” sözlerindeki espriler işte bu alımlama ile ilgilidir.

2 Yorum

Filed under çeviri

Tehlikeler Kasırgası — Polonya devrimci marşı

Tehlikeler kasırgası sarsa da etrafımızı
Büyük karanlık güçler bize hücum etse de
Kavgadayız ve ilerleyişimiz sürmektedir
Kızıl özgürlük bayrağı üstün gelecektir Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under çeviri, şarkı

Söyleniş Öznesi ve Söyleyiş Öznesi — Jacques Lacan

Neden öznenin işlevini tanıtırken psişe konusundan ayrı tuttum? Size tam teorik bir açıklama veremem ama öznenin dildeki işleviyle bunun alakasını gösterebilirim; ikili bir işlev vardır.

Söylenişin (énoncé) öznesi vardır. O özneyi tespit etmek kolaydır. Ben ben dediğim anda konuşan kişi olan ben‘dir. Ama özne her zaman söylenişe ait değildir çünkü bütün söylenişler ben içermez. Hiçbir ben olmadığında bile –”Yağmur yağıyor” dediğinizde bile– söyleyişin (énonciation) bir öznesi vardır, cümle onu artık tutamadığında bile söyleyişin bir öznesi vardır. Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under çeviri