Tag Archives: “Arap baharı”

The Eyes of History — Işık Barış Fidaner

Published in Turkish in the e-book compilation Brave New Media (April 2011) by Alternative Informatics Association

tarihingozleriCamera had long been deemed as marking a secure and obscene enthusiasm that’s inclined to interesting sights. War photographer journalists whose occupations were deemed sacred were a more specific party exempted from these weaknesses. But the cameras that were turned into a device of action by the people participating in the Arab rebellions of 2011, marks the collapse of both of these privileges. The world approaches a point where we might not need journalists to witness what goes on far away, where we can get out of this sanctity also by all citizens becoming journalists, a point where the camera watching over world streets cease to be an intruding foreign eye to become the world peoples’ own eyes.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

~~~ Turkish Kettle Logic ~~~

Game Dasein

The Cauldron That Died (A Nasreddin Hoca Joke)

Nasreddin Hodja, having need for a large cooking container, borrowed his neighbor’s copper cauldron, then returned it in a timely manner.

“What is this?” asked his neighbor upon examining the returned cauldron. “There is a small pot inside my cauldron.”

“Oh,” responded the Hodja. “While it was in my care your cauldron gave birth to a little one. Because you are the owner of the mother cauldron, it is only right that you should keep its baby. And in any event, it would not be right to separate the child from its mother at such a young age.”

The neighbor, thinking that the Hodja had gone quite mad, did not argue. Whatever had caused the crazy man to come up with this explanation, the neighbor had a nice little pot, and it had cost him nothing.

Some time later the Hodja asked…

View original post 148 more words

1 Comment

Filed under şey

Duran Kaya Siyu Kabilesi Enerji Aktarım Ortakları’nı kınar

durankayaDERHAL ÇIKMAK ÜZERE — 3 Eylül 2016

Duran Kaya Siyu Kabilesi mezarlıkları yok eden ve ihlal eden Enerji Aktarım Ortakları’nı kınar.

CANNON BALL, ND — Antik mezarlıklar, ibadet yerleri gibi Duran Kaya Siyu Kabilesi’ne ait belirgin kültürel yapıntıları içeren kutsal mekanları Enerji Aktarım Ortakları Cumartesi günü yok etti, Kabile Başkanı David Archambault II’nin dediğine göre.

Kabile, bölgenin yuvalık ettiği belirgin Yerli yapıntı ve kutsal sahaları belirten belgeleri Cuma günü mahkemeye sunmuştu.

“Bu imha yıkıcıdır,” dedi Archambault. “Bu mezarlar atalarımızın dinlenme yeridir. Oradaki antik höyüklerin ve taş ibadet halkalarının yeri doldurulamaz. Bir gün içinde kutsal topraklarımız yerle bir edilmiştir.”

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri

Adam McDonalds’da kadına kapıyı açık tutmadı diye vuruldu ve öldürüldü — Antonio Castelan

Antonio Castelan — 29 Ağustos 2016 — news3lv.com

Tanıklara göre Muhammed Robinson Kuzey Las Vegas’ta McDonalds önünde bir kadına kapıyı açık tutmadı diye vuruldu ve öldürüldü.

Kuzey Las Vegas McDonalds dışında bir tartışma 31 yaşındaki adamın ölümüyle sonuçlandı.

Ailesine göre Muhammed Robinson Cumartesi gecesi yanlışlıkla kapıyı bir kadına açık tutmadıktan sonra öldü.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Bulmaca

Kendime görev veriyorum:

“Türkiye bulmacası sosyal medya Gerçeği ışığında nasıl çözülür?” sorusundan hareketle ~KAyıplı hayat~ ile ~KAyıplı bilgi~ arasındaki ilişkinin aşağıdaki beş maddenin her birinde ne tür bağlarla kurulduğu incelenerek 15 Temmuz 2016 sinir krizinin Türkiye bulmacasında oynadığı karakteristik role bağlı olarak #GazeteciOlayYerindeOlur ve benzeri gazeteci övgülerinin “süreci” nasıl bir felsefî çıkmaza sürüklemiş olduğu aydınlatılacak.

Özetle, post-travmatik tutumun travmanın kendisini üretme yolu ortaya konacak.

1) Doğal seçilim (biyoloji)

2) Çoklu hipotez testi (istatistik)

3) Seçim aksiyomu (matematik)

4) Çok partili seçim (siyaset bilimi)

5) Çok taraflı dolaşıklık (kuantum fiziği)

[*]

Özellikle de 2’den 5’e sıçrayan Möbius şeridinin tek kenarının ve tek yüzeyinin sonuç itibariyle ne veya kim olduğu tespit edilecek.

IBF

6 Comments

Filed under şey

“Profesör Žižek’le hemfikirim”

Türkiye’de başıma geleni size anlatayım. Birkaç yıl önceydi, Öcalan’ın Türk gazetelerini okumasına izin verilmişti. Türk bir gazete bana aptalca ve provokatif birkaç soru sordu, ben de provokatif cevaplar verdim. Mesela soruların biri şuydu: “Kendinizi bulmak isteyeceğiniz ideal durum ne olurdu?” Peki, “çıplak ve yatakta güzel bir kızla felsefe tartışırken bulmak isterdim” dedim, iyi mi? Evet, görgüsüzce. Ama bundan iki gün sonra, şaka değil bu, Öcalan hapishaneden o gazeteye mektup yazıp “Profesör Zizek’le hemfikirim, ben de o durumda olmak isterdim” demiş!

Slavoj Žižek, Mayıs 2016, Sol Forum konuşmasından

1 Comment

Filed under çeviri

Zarar Ziyan Org üzerine bir not

Jiyan Kürtçede “Hayat” demektir. Bugün “Jiyan” dediğinizde ise bir websitesi akla geliyor. Bu notu düşmemin sebebi de bu websitesinin bu ismi hak etmemesidir.

Kürdistan davasıyla hiçbir alakaları yoktur. Kürt hareketinden aldıkları tek şey entellektüel düşmanlığıdır. Abdullah Öcalan’ın temsil ettiği felsefe değil, diğer tüm felsefelere beslenen düşmanlıklardır.

Kan ve parçalanmış bedenlerle şaka ve gülücükleri kaynaştıran Yeni Türkiye’de Kürdistan’ın yıkıntıları üzerinde ~Jiyan~ kavramının acı bir parodisini sunarlar.

Türklerin 15 Temmuz 2016 gibi sinir krizlerini atlatıp resmi ideolojilerini yenilemelerine yardımcı olurlar.

Bu yazdığıma vermeyecekleri yanıt da bunun kanıtıdır.

Işık Barış Fidaner

[Şımarık Medyaya Son, Expolians Turkus, Bu bir şaka değildir, #Intersectionality, Zarar Ziyan Org]

8 Comments

Filed under şey

Wikileaks’in Zeynep Tüfekçi’yi bloklamış olması

Bir olgu halinde buraya bıraktım. Yurttaş gazeteciler incelesin, araştırsın. Nerenin yurttaşı gazeteciler araştıracak bilmiyorum ama.

Wikileaks’in Twitter hesabını Julian Assange’ın tek başına yönettiği rivayet ediliyor ve bilindiği gibi Assange yıllardır Londra’daki Ekvador büyükelçiliğine fiilen hapsolmuş durumda.

Hukukçular (ya da hukuk felsefecileri, şayet hukuğu felsefesinden ayırabiliyorsanız) bu vakayı Hegel’in “Notrecht / Right of Distess / Zaruret Hakkı” kavramı açısından ele alsınlar. Kavrama dair bir alıntı çevirisi ve alıntılar.

Altta da Wikileaks’in profil sayfasına pinlediği tweet var: Yılda bir milyon sır yayınlarsanız birkaç düşman edinmekten kaçınamazsınız.

IBF

Not: Bu arada şunu fark ettim ki “people” diye bir şey yokmuş. “People” sözü, “guys” sözünün kibar versiyonuymuş. Yani daha profesyonel ve kalabalık bir yerdeyseniz “guys!” demek yerine sizi beğenme potanslı herifsel toplamı kastederek “people!” diyorsunuz. Bazı kişiler o anda kendini bu herifsel toplam içinde tanıyorlar ve bu tanıma halini sürdürmek için sanki “people” diye bir şey varmış gibi davranmaya başlıyorlar. O kadar.

Leave a comment

Filed under şey

Sinyalin gürültü olması ve yasakları uygulatmak

Evimin karşısında bir çocuk parkı var. Bremen sokağındaki Bremen parkındaki çocuk parkı. Ev aynı zamanda havaalanına ve subway istasyonuna yakın. Parktan gelen çocuk cıvıltısına [twitter] zaman zaman geçen uçak ve trenlerin uğultuları [humming] eşlik ediyor.

Lakin bunların hepsini delip geçen bir ses var ki o da dondurmacı arabalarının sesi: Mavi ya da beyaz renkli çeşitli dondurma arabalarından her gün birinden birisi parkın önüne park ediyor ve sinyalini açıyor. Şöyle:

Arabadan çıkan sese özellikle “müzik” değil “sinyal” diyorum. Neden böyle dediğim vidyoda belli oluyor.

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

“Sen yoksun ki” — George Orwell

“Julia’ya ne yaptınız?” dedi Winston.

O’Brien bir kez daha gülümsedi. “Julia sana ihanet etti, Winston. Hem de anında, hiç duraksamadan. Doğrusu, bu kadar çabuk taraf değiştiren birini çok az gördüm. Görsen tanıyamazsın. Asiliğinden, düzenbazlığından, çılgınlığından ve bozgunculuğundan eser kalmadı, hepsinden arındırıldı. Ders kitaplarına geçecek kadar kusursuz bir biçimde döndürüldü.”

“İşkence yaptınız mı ona?”

O’Brien bu soruyu yanıtsız bıraktı. “Başka soru?” dedi.

“Ağbi diye biri var mı?”

“Tabii ki var. Parti var. Ağbi, Parti’nin cisme bürünmüş halidir.”

“Peki, ama benim var olduğum gibi mi var?”

“Sen yoksun ki,” dedi O’Brien.

George Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, TR: Celâl Üster [*]

~~~

[*] “Büyük Birader” terimi “Ağbi” terimiyle değiştirildi. /IBF

2 Comments

Filed under çeviri