Tag Archives: Aslı Erdoğan

Introduction to Sociotechnical Cognition — compilation

sociotechnical-kapakLast version: 27 February 2017

(93 pages — PDFLaTeX)

Contents

Lighthouse (Life Is Strange)

Read me!

Sociotechnic Activities at Planet Trappist-1e

On what-is and what-ought-to-be

Significance Test: Discourse and Perception

Punctuation

Words of Capital

Digital transference: Energy and Entropy

The inability to acknowledge a proven fact, as translated into an appeal to an authority to “unfortunately” disregard some person (me, in this case)

A sentence

United state

The card-carrying human kindness seeker

Presenting VNIS

The arrow of time and the shitters

About my situation

— Neuroscience can devise a dialectical philosophy of sociotechnical cognition

What is a scientist? Who are “we” and who are “they”?

Topology as Tautology

Riddles

RESIST QUANTUM! (Ceren Büyüktetik)

Those who think they have found the black hole without
even observing the solar system
(Aslı Erdoğan)

— Combinatorial problems inherently require questions of non-spatial presence

On Physics and the Real of Woman

To prepare the revolution

The Eyes of History

Just as there can be no meta-language, there can be no meta-data

The addressee

Scientific Stakeholding

We reject the terminations in DTCF Department of Theater (ÖKM Stage)

Amed City Theater opens with its first play (Vecdi Erbay)

‘Life is us, art is us’

9 Comments

Filed under çeviri, kitap, kurgu, oyun

Yorgunlar Kralı

İzmir’de ilkokuldayken sahnelediğimiz Yarını Akıl Yapar tiyatro senaryosunu, gelmekte olan Boston Raporu‘na hazırlık olsun diye Aslı Erdoğan’dan yaptığım (bizim bu oyunu sahnelediğimiz yıllarda yazılmış) alıntı vesiyle paylaşıyorum.

TEMBELLER K. — Geç kaldık. Bu çocuk gelmiyor mu? Burada boşuna zaman yitirmeyelim. Gelmezse gelmesin. Başka çocuklar var, beni götürün diye yalvaran, onları götürürüz.
YALANCI — Öyle olsun Pınar. Gelmiyorsun demek. Bütün o güzel şeyleri istemiyorsun. Sen bilirsin. (Torbasını toplar, gitmeye hazırlanır.) O zaman otur
masanın başına, ders çalış. (Birden Pınar’ın şekerini yemediğini görür.) Şekerini yesene. Yersen bu; bebeği sana vereceğim. (Pınar şekeri yer, bebeği alır.) Nasıl, güzel mi şeker?
PINAR — Çok güzel. (Uzun uzun esner.) Ülkenize gelirsem… İstediğim zaman buraya gelebilirim. Annemi, babamı da götürebilirim değil mi?
YALANCI — Elbette. Ne zaman istersen.
AKIL — (Girer içeri. Pınar’a yaklaşır.) Pınar, dur biraz. Beni dinle. Tembeller Kralı ile Yalancı’nın sözüne kanıp onlarla gitme sakın.
(Akıl içeri girer girmez Yalancı ve Tembeller Kralı geri çekilirler, adeta
görünmek istemezler.)

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Laboratuvardaki herkes — Aslı Erdoğan

Bu araştırma merkezi, beni çökerten son darbe olmuştu, içten içe çürümüş bir ağacı deviren fırtına gibi. Böyle bir yere kabul edilmenin boş gururu kısa zamanda aşınmış, kaskatı gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalmıştım. Burası, fizikçi jargonunda denildiği gibi, bir gettoydu ya da bir manastır. Bizden istenen üç şey vardı: Çalışmak, çalışmak, çalışmak. Hastalanmadan, üzülmeden, bunalıma girmeden, aşık olmadan, hiç teklemeyen bir jet motoru gibi çalışmak. Haftanın yedi günü, günde on dört, deneyler başladığında on altı, saat çalışmak; bir sonraki toplantıya, yetiştirilmesi ve kesinlikle hatasız olması gereken raporlar, yerin yüz metre altında, küçük, kapalı odalarda tutulan vardiya nöbetleri, bilgisayarın başında çabucak biten geceler. Aldığım eğitim sonucu çalışmaya, kendimi işime adamaya alışıktım, ama burada, en tembellerden ve kaytarıcılardan biri olup çıkmıştım. Ne kadar istesem de -istemiyordum da- o Çin’den, Japonya’dan, Hindistan’dan gelmiş, sürekli, hiç yorulmadan çalışan, bilgisayar ekranından yalnızca üç-beş saatlik bir uyku için ayrılan, hırslı, “süper-zeka” doktora öğrencileri gibi olamazdım. Çünkü yaşamaya katlanabilmenin bazı koşulları vardı: Okumak, öykü yazmak, arada bir dans etmek, sokaklarda başıboş dolaşmak gibi. Bunların bedeli de çok pahalıydı, maaşım kesilmiş, kariyerim bitme noktasına yaklaşmıştı.

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Aslı Erdoğan’ın savunması

TC İstanbul

23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne,

Sayın Mahkeme Heyeti,

Savunmamı hukuk varmış gibi ve hukuk adına yapacağım. Beş aydır yaşadıklarım, siyasi ortamın her türlü hukuksal refleksi bastırdığına, cezalandırma, hatta ortada “suç” bile yokken, “ibret olsun” diye cezalandırma aracına dönüştüğüne işaret ediyor.

Continue reading

Leave a comment

Filed under bildiri

A short summary of Aslı Erdoğan’s defense

I observe that law has become a means for digestion [1]. I’m going to do my defense as if ‘law existed’. I’m not going to lecture this roomful of legal experts about law. It’s your duty to defend justice. Law can’t solely defend the state and the politicians. Free Agenda is a newspaper with permissions and yellow press cards, it’s distributed by Turkuvaz Distribution. We are members in a symbolic advisory board of a legal newspaper. The advisory board has not gathered once, has not taken a single decision in 5 years. Legal principles are being violated. A few words being tweezed out of eight books and hundreds of texts, manifest a medieval inquisition. The sentiments are bitter, the respect and conscience is literature. As justice cannot exist without a conscience…

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri, bildiri, bilim

Aslı Erdoğan’ın savunmasının kısa bir özeti

Hukukun sindirme aracına dönüştüğünü görüyorum. Savunmamı hukuk varmış gibi yapacağım. Burada bir salon dolusu hukukçuya hukuku anlatacak değilim. Adaleti savunmak sizin göreviniz. Hukuk, sadece devleti ve siyasetçileri savunamaz. Özgür Gündem gazetesi izinli, sarı basın kartı, Turkuvaz Dağıtım tarafından dağıtımı yapılan bir gazete. Yasal bir gazetede, sembolik danışma kurulu üyesiyiz. Danışma kurulu 5 yılda bir kez toplanmamış, bir tek karar alınmamıştır. Hukuk ilkeleri çiğneniyor. Sekiz kitap, yüzlerce yazının içinden birkaç kelimenin cımbızla seçilmesi, bir Ortaçağ engizisyonun dışa vurumudur. Duygular acı, saygı vicdan edebiyattır. Vicdansız adalet olmayacağına göre…

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Türkiyeli Çevirmen Necmiye Alpay’a Özgürlük — PEN

screenshot-from-2016-10-03-10-37-10

“Çevirmen, yazar, özgür konuşma müdafisi Necmiye Alpay’ı Türkiye serbest bıraksın!” talebine isminizi ekleyiniz.

Hedef: 1200 imza
Pekor Poztav, Adaliyat Pakulanı, Türkeye
CC: Recop Tayyuv Erdöven, Türkeye Comhorpaşkolanı

Kaynak: pen.org

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, bildiri

A’dan Z’ye Aslı Erdoğan

İpekli Mendil yazarlarından Gülda Şahin, hazırladığı “A’dan Z’ye Aslı Erdoğan Sözlükçesi”yle Aslı Erdoğan’ın bir yazar olduğunu, kalemiyle haksızlıklara, eşitsizliklere başkaldırdığını hatırlatıyor…

SABİT FİKİR

IBF: Taşıdıkları isimlerin sorumluluğunu üstlenmemeleri dolayısıyla beğenmedikleri (= ağbisel espri anlayışlarına uyduramadıkları) okurlarını “bloklama” hakkına sahip olduklarını zanneden bilimum YAYINCI ve EDİTÖRlerin işemiş bulunduğu yatağında tutsak günler geçiriyor Aslı Erdoğan.

Continue reading

Leave a comment

Filed under şey