Tag Archives: Bir Eşitlik Felsefesi

Yersiz Kitaplar 24 tane oldu

24 tane olmaları vesilesiyle Yersiz Kitaplar’ı hatırlatıyorum. Çünkü 24 ikiye de bölünebilir, üçe de bölünebilir. Hatta ikiye art arda üç kez bölünebilir.

Ama karışıklık olmasın: Üç kez ikiye bölünmesinin üçe bölünmesiyle hiçbir alakası yoktur. Üç kez ikiye böldükten sonra isterseniz üçe bölebilirsiniz, istemezseniz bölmezsiniz. Bölünmemiş halde kalır.

Continue reading

1 Comment

Filed under kitap

Bir Eşitlik Felsefesi — Alain Badiou derlemesi

badiou-kapakSon versiyon: 8 Kasım 2014

(39 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Niçe kimdir?

Üç Yadsıma

Demokrasi ve yolsuzluk: bir eşitlik felsefesi

İnsanlar kimliklere tutunuyorlar, karşılaşmaya karşıt bir dünya bu

Şimdiki bir zaman yenik sayılır kalabalık kendini ilan etmezse

5 Comments

Filed under çeviri, kitap

Üç Yadsıma — Alain Badiou

Alain Badiou
Nisan 2008, Cardozo Law Review 29:5

Bilindiği gibi Carl Schmitt’e göre politikanın özü, dost ve düşmanı açıkça birbirinden ayırt etmektir. Fakat sonuçta zor olan soru, bu ayrım tam olarak net olduğunda, bu ikisi arasındaki ilişkidedir. Bu ilişki sorusu, savaş halinde bile, karmaşıktır. Ve bu karmaşıklık, yadsıma eyleminin karmaşıklığıdır. Örneğin, yabancılar karşısındaki bir savaşta genellikle düşmanın kuvvetlerini yok etmeniz gerekir, ki yok etme kesinlikle yadsımanın en radikal biçimidir. Ama iç savaş hallerinde çoğu zaman hedefinizin —ülkenizin bir parçası olan— düşmanı yok etmek mi olduğu yoksa —mesela sınıf mücadelesindeki gibi— sadece ona hakim olmak mı olduğu açık değildir. Bu durumda düşmanın yadsınması radikal yok etme biçiminde olmaz, gerçi iç savaşlar bazen yabancılar karşısındaki savaşlardan daha bile kanlı ve acımasız olabilir. Başka bir örnek: Bir ülkenin düşmanınız olduğunu —bazen çok kesin olarak— bilseniz de, sadece o anda daha tehlikeli olan başka bir düşman karşısında bu ülkeyle ittifak içinde olabilirsiniz, bu birinci düşman ülke gelecekte daha tehlikeli olacak olsa bile. İkinci Dünya Savaşı’nda Birleşik Devletler’in başat düşmanı, taktik anlamda, Almanya’ydı. Birleşik Devletler bu nedenle Almanya karşısında Sovyetler Birliği’yle müttefikti. Fakat esasında, Sovyetler Birliği, stratejik anlamda, Birleşik Devletler’in Almanya’dan daha önemli bir düşmanıydı. Buradaki karmaşık politik dizi, çok güçlü bir yadsımayı içerse bile, daha zayıf başka bir yadsımanın hakimiyeti altındadır bir anlamda.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

İnsanlar kimliklere tutunuyorlar.. karşılaşmaya karşıt bir dünya bu – Alain Badiou ile görüşme

Clement Petitjean
14 Nisan 2014

Filozof Alain Badiou‘yu yalnızca —çoktandır Maoist olan— bir politik aktivist veya bir polemikçi —kısa kitabı Sarkozy’nin Anlamı ismini genel kamuoyuna taşımıştı— olarak görmek hata olur. Filozof olmanın yanısıra matematikçi, romancı ve oyun yazarı, belli ki o her şeyden önce karşılaşmaların insanı. Çıktılarının zenginliği buna tanıklık etmekte. Bu sayede Aşka Övgü’yü kuramladı ve yakın zamanda L’Explication‘da Alain Finkielkraut ile tartıştı. Alain Badiou’da karşılaşma tek başına gelmez —vaatlerle doludur…

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, görüşme

Şimdiki bir zaman yenik sayılır — kalabalık kendini ilan etmezse – Alain Badiou

23 Nisan 2014

Bir kez daha söyleyeceğim, çağımızdaki baskıların temel figürünün sonluluk olduğunu düşünüyorum. Bu seminerin stratejik ekseni çağdaş dünyayı eleştirmenin aracını sağlamaktır, bunun için de propagandasının, etkinliğinin, vb. içinde bir şeyi tespit etmektir: sonluluğun dayatılması, yani, insanlığın imkanlı ufukları arasından sonsuz olanın dışlanması. Bugünden yıl sonuna kadar bütün derslerde, günümüzde gerçekleşen bildik şeylerin veya sürekli kullanılan kategorilerin birer sonluluk figürü olarak veya sonluluğa indirgeme işlemleri olarak nasıl temsil edildiklerine dair örnekler vermek istiyorum. Böylece bu şeylerin her birisi sonluluğun genel baskıcı vizyonunun terimlerince kapsanabilir.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri

Demokrasi ve yolsuzluk: bir eşitlik felsefesi – Alain Badiou

Şüphesiz Sarkozy gibi kişilerin devletin başına gelmesini istememenin nedenlerinden biri [Sarkozy’nin başkan olduğu] 2007-2012 yıllarında bu kişilerin etkinliklerini sarmalayan sağlığa zararlı üçkağıtçılık atmosferidir. Fakat Sosyalistler yeniden iş başına geleliberi de gündem Cahuzac meselesi ve hükümet çalışanları ile iş dünyası arasındaki müphem bağlantılar oldu. Ve görünüşe göre Hollande gerçekten de CAC 40’ın [Paris Borsası] adamlarını ayrıcalıklı muhatapları saymakta.

Aslında yozlaşma, İngiltere’de Thatcher ve ABD’de Reagan’ın peşinden Mitterand ile hücum eden neoliberal kapitalizmin karşı-devrimci dalgası ile, Fransız politikasının 1980lerden beridir tekrarlanan bir teması olmuştur, ki Mitterand tek tarihsel hasmı olan komünizmin bütün eğilimlerinden kurtulduğunu sanmaktaydı.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Niçe kimdir? – Alain Badiou

Niçe’nin düşüncesinin hakiki merkezi nedir? Veya: Niçe’nin “felsefe” dediği şey nedir?

Niçe için “felsefe” dediği şeyin bir yorum olmadığını, bir analiz olmadığını, bir kuram olmadığını anlamanın elzem olduğuna inanıyorum. Felsefe bir yorum, analiz veya kuram olduğu zaman olsa olsa başka türlü bir dindir. Hiççi rahip figürünün hakimiyetindedir. Sahte İsa’da Niçe filozofun “suçluların en büyüğü” olduğunu beyan eder. Bu beyanı ciddiye almalıyız.

Niçe bir filozof değildir, bir anti-filozoftur. Bu ifadenin belirli bir anlamı var: Niçe felsefenin spekülatif hiççiliğinin karşısına bir edimin bütünüyle onaylayıcı gerekliliğini koyar. Niçe’nin kendine verdiği rol diğer felsefelerin yanına bir felsefe eklemek değildir. Bunun yerine, rolü emsalsiz bir edimi, aslında felsefeyi yok edecek bir edimi ilan etmek ve üretmektir.

nice

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri