Tag Archives: Bizce siz çuvalladınız

Bizce siz çuvalladınız — çeviri derlemesi

cuvallaSon versiyon: 6 Mayıs 2018

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Bizce siz çuvalladınız) okunabilir.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

İçindekiler

Bizce siz çuvalladınız (Jamie Margolin)

Dışarısı Soğuk. Trump’ın Küresel Isınma cıvıltısı. (Kendra Pierre-Louis)

Alışveriş poşeti yiyen tırtıl bulundu, plastik kirliliğine karşı bir biyo-ayrıştırma çözümü olabilir

Karbon Kurtuluş Cephesi (McKenzie Wark)

Kuantum deneyinde ‘zaman oku’ tersine çevrildi (Emily Conover)

Türkiye’de adalet yeniden sağlansın (Tabiat)

Marx Bugün: Son Yakındır… Ancak Bizim Hayal Ettiğimiz Gibi Değil (Slavoj Žižek)

Çağdaş Müphemcilik Üzerine (Alain Badiou)

Cinsel fark ve toplumsal cinsiyet (Joan Copjec)

Literatür ve artı-Bir üzerine (Slavoj Žižek)

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi? (Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi IJŽS)

Psikanaliz ve Programlama Dilleri (Wavell Watson)

Hepiniz Anna’yı tanıyorsunuz (Dirk Campbell)

Ahmetrıza Celalî için Çağrı (75 Nobel Lovratı)

İranlı bilimciye ölüm cezası verildi (Michele Catanzaro)

İran İstihbarat Bakanlığı Beni Neden Tutukladı? (Ahmetrıza Celalî)

Leave a comment

Filed under çeviri, kitap, şey

Marx Bugün: Son Yakındır… Ancak Bizim Hayal Ettiğimiz Gibi Değil — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 30 Nisan 2018 — thephilosophicalsalon.com

Erivan radyosu hakkında eski ve lezzetli bir Sovyet fıkrası vardır: dinleyici sorar “Rabinoviç’e piyangodan yeni bir araba çıktığı doğru mu?”, radyo da yanıtlar: “İlke olarak evet, doğru, ancak yeni bir araba değil eski bir bisikletti, ve ona çıkmadı ondan çalındı.” Bugün, doğumundan 200 yıl sonra, Marx’ın öğretisinin kaderi için de aynısı geçerli değil mi?

Erivan radyosuna soralım: “Marx bugün hâlâ gerçel [actual] midir?” Yanıtı tahmin edebiliriz: ilke olarak evet, kapitalist dinamiklerin onun çok iyi tarif ettiği çılgın dansı ancak bugün doruk noktasına ulaşmıştır, aradan geçen bir buçuk yüzyıl sonra, fakat… Gerald A. Cohen klasik Marksist işçi sınıfı mefhumunun dört özelliğini saymıştır: (1) toplumun çoğunluğunu teşkil eder; (2) toplumun zenginliğini üretir; (3) toplumun sömürülen üyelerinden oluşur; (4) üyeleri toplumdaki muhtaç insanlardır. Bu dört özellik bileştiği zaman iki özellik daha çıkar: (5) işçi sınıfının devrim ile kaybedeceği hiçbir şeyi yoktur; (6) işçi sınıfı toplumun devrimci dönüşümüne kalkışabilir ve kalkışacaktır. [1] İlk dört özelliğin hiçbiri bugünkü işçi sınıfına uymaz, o yüzden 5. ve 6. özellikler de çıkamaz. (Kimi özellikler bugünkü topluma kısmen uymaya devam etse bile artık tek bir failde toplanmazlar: toplumdaki muhtaç insanlar artık işçiler değildir, vb.)

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Bizce siz çuvalladınız — Jamie Margolin

Takip ediniz: @Jamie_Margolin @ThisIsZeroHour

180420100454-jamie-margolin-window-exlarge-169

 Jamie Margolin — 22 Nisan 2018 — cnn.com

Sayın liderler,

Bizce siz çuvalladınız.

Gençliği korumak sizin sorumluluğunuzda.

Ama kampanyalarınız için fosil yakıt parası almakla çocuklarınızın iyiliği arasında tercih yaptığınızda, fosil yakıtları seçiyorsunuz.

Bugün Dünya Günü. Lütfen sahte Dünya Günü cıvıltılarınızı ve Facebook gönderilerinizi kendinize saklayın, onları görmek istemiyorum. Onları kasırga mağdurlarına attığınız pısırık “Dualarımız sizinledir” cıvıltılarınızla birlikte bir torbaya koyup okyanusa atın, şirketlerin atıklarını dökmesine izin verdiğiniz gibi.

Çünkü benim neslim sizin konuşmalarınızdan fena halde bıktı.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, bilim

Çağdaş Müphemcilik Üzerine — Alain Badiou

14

Alain Badiou — theoryleaks.org

Darwin, Marx ve Freud’un çalışmalarına, bu sıradışı entelektüel inşalara ne ad vermeliyiz? Tam anlamıyla bilim değildirler, biyoloji –çağdaş biyoloji dahil– Darwinci çerçevede düşünülse bile. Felsefe de değildirler kesinlikle, felsefenin eski Platoncu adı olan diyalektiğe Marx yeni bir momentum vermiş bile olsa. Işık tuttukları pratiklere indirgenemezler, deneyler Darwin’in haklılığını kanıtlasa bile, devrimci politika Marx’ın komünist hipotezini geçerlese bile, ve psikanalitik tedavi Freud’u psikiyatrinin sürekli değişen sınırlarına yerleştirse bile.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Literatür ve artı-Bir üzerine — Slavoj Žižek

Ele alınan bir şey (ya da süreç) kendi başlangıç noktasına dolaysızca denk geldiğinde (geri düştüğünde), kendi kaybı ile tamamen örtüştüğünde Mutlak olanın bakış açısına ulaşırız.

İşte bu yüzden mutlak geritepmenin ortamı simgesel düzendir: her varlık ancak kendi kendisinden “geritepme” yoluyla kendi olduğu şey olurken, simgesel düzen doğrudan doğruya bu geritepmenin yapısıdır – orada, bir şey kendi işaretinde yok olmak yoluyla kendi olduğu şey olur. Eğer literatürü mümkün olan en geniş anlamda, her tür anlatıya alenî veya örtük bütün başvuruların alanı olarak tanımlarsak, diyebiliriz ki literatür olmayan hiçbir şey yoktur – literatür bir tür evrensel ortam hizmeti görür, en yoğun ve şiddetli siyasî ve askerî mücadeleyi bile ideolojik efsanelere başvurular kateder ve sürdürür. Fakat, tam da her şey literatür olduğu ölçüde, literatür aynı zamanda kendi içinde hiçbir şey değildir: asla literatür olarak mevcut olmaz, her zaman geri çekilmiş, saflığından yoksun bırakılmıştır, toplumsal ve siyasî mücadeleler, ekonomik çıkarlar, erotizm vb. onu katetmiş ve çarpıtmıştır. Toplumsal hayatın her sahası hakkında benzer bir iddiada bulunabilirmişiz gibi gözükebilir (ekonomi de evrensel değil midir ve aynı şekilde tüm diğer çeperlerce –hukuk, ideoloji, hususî travmalar ve çıkarlar– sarılmış değil midir, öyle ki ekonomik olmayan hiçbir şey yoktur, “saf” ekonomi diye bir şey yoktur?); fakat, “literatür” (anlatıların simgesel çeperi) burada biriciktir çünkü ekonomi veya hukuk gibi özel bir çeper değildir, toplumsal hayat alanının tamamını yapılandıran bir ortamdır.

“Mutlak geritepme”deki “mutlak” sıfatının, Mutlak olana hiçbir doğrudan erişimin olmadığını söyleyen, ona ancak geritepme içinde, bir mesafe üzerinden, hep kavrayışımızı aşan aşkın X olarak yaklaşılabildiğini söyleyen standart görüşün aksine, katı Hegelci anlamda alınması mühimdir. Hegelci bakış açısından, Mutlak olanın bu geritepmeden başka hiçbir şey olmadığını, geri çekildiği şeyi yaratan bu karşı-hareketten başka hiçbir şey olmadığını eklemek gerekir sadece – “mutlak” olan işte bu ondan geri çekilme ile onu yaratma arasındaki denk gelmedir. Bir’in özdeşliğine dair Hegelci mefhumu da işte böyle anlamalıyız, işte bu yüzden Hegel’e göre özdeşlik “düşünümsel/yansımalı bir belirlenim”dir. Bir hakkında bir yapısökümcü, kendini bir olarak gerçelleyemeyeceğine dair, indirgenemez çokluğun izlerince çoktan katedilmiş olduğuna dair, Bir’in hep “Bir’den fazla” (ama İki olmadan) olduğuna, onun Bir’liğini boşa düşüren bir özellik veya iz eklendiğine vb. dair sonu gelmez çeşitlemeler sunacaktır. Böyle bir yapısökümcü prosedüre spekülatif Hegelci yanıt, Bir’in yine de tüm çokluğu “dolaylayan” ve “kapsayarak aşan” kapsayıcı birlik olduğu değildir, çok daha radikal bir hamledir: Bir kendi içinde bir “artı-Bir”dir (ya da daha çok bir “fazla-olan-Bir”dir, le-plus-Un), ek bir özelliktir, birleştirdiği şeye kendini ekleyen bir şeydir.

Slavoj Žižek 2014 Mutlak Geritepme

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: İsteyen “literatür” yerine “edebiyat” diye de okuyabilir.

1 Comment

Filed under çeviri

Cinsel fark ve toplumsal cinsiyet — Joan Copjec

Alenka Zupančič’in alıntısındaki versiyon: 

Psikanalizdeki cinsel fark [sexual difference] kategorisi bu tarihten [1980’lerin ortasından] itibaren şüpheli sayıldı ve kısırlaştırılmış toplumsal cinsiyet [gender] kategorisi lehine büyük ölçüde terk edildi. Evet, kısırlaştırılmış. Bunda ısrar ediyorum çünkü toplumsal cinsiyet ile değiştirildiğinde cinsel farktan düşen şey özellikle onun cinselliğidir. Toplumsal cinsiyet kuramı bir büyük marifet gösterdi: cinsellikten cinselliği ayıkladı. Zira toplumsal cinsiyet kuramcıları cinsel pratiklerden söz etmeyi sürdürmüş olsalar da, cinsiyet ya da cinselliğin ne olduğunu sorgulamaya son verdiler; kısaca, cinsellik artık ontolojik bir sorgulamanın konusu olmaktan çıkarak halk dilinde olduğu şeye geri döndü: bulanık bir çeşit ayrım, ama temelde ikincil bir karakter (özneye uygulandığında), diğerlerine eklenen bir niceleyici, ya da (bir eyleme uygulandığında) biraz haylazca bir şey.

Joan Copjec 2012 “The Sexual Compact”

Makaledeki versiyon:

Psikanalizdeki cinsel fark [sexual difference] kategorisi bu tarihten [1980’lerin ortasından] itibaren şüpheli sayıldı ve kısırlaştırılmış toplumsal cinsiyet [gender] kategorisi lehine büyük ölçüde terk edildi. Evet, kısırlaştırılmış, bunda ısrar ediyorum; çünkü toplumsal cinsiyet ile değiştirildiğinde cinsel fark teriminden düşen şey özellikle onun cinselliği oldu. Toplumsal cinsiyet kuramı sadece cinsel fark terimini ilgi odağından öteye itmekle kalmadı, cinselliği bile cinsellikten ayıkladı. Zira, toplumsal cinsiyet kuramcıları cinsel pratiklerden söz etmeyi sürdürmüş olsalar da, cinselliğin ne olduğunu sorgulamaya son verdiler; artık ciddi bir kuramsal sorgulamanın konusu olmayan cinsellik, halk dilindeki anlamına geri döndü: çok kısıtlı bir faaliyetler kümesinde ya da belli nesne veya kişilere olan bağlılıklarda mevzubahis olan şey. Ya da, kuram içinde, ikincil bir karakterin ikinci keman rolünden sıkılarak edepsiz bir kasıntı olarak ya da haylaz iradecilik olarak kendisini öne sürmesi.

Joan Copjec 2012 “The Sexual Compact”

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri

Karbon Kurtuluş Cephesi — McKenzie Wark

— Karbon Kurtuluş Cephesi nedir?

McKenzie Wark: Çağdaş dünyanın tarihi Fransız Devrimi’nden itibaren çoğu zaman bir kurtuluşlar dizisi gibi düşünülür – tiranlıktan, gizemlileştirmeden kurtuluş, vb. Ya da daha olumlu olarak, sıradan insanların kurtuluşu, kölelerin, kadınların kurtuluşu, vb. Hatta hayvanların kurtuluşu için bile bir hareket var şimdi. Peki çağdaş zamanlarda kurtulan şey ya insanlar değilse, hatta hayvan bile değilse, ya bir elementse: karbonsa? Kapitalizm fosil yakıt ile çalışır – karbonla çalışır. Onu petrol ve kömür rezervlerinden “kurtarır”, onun üzerine meta ekonomisini işletir, ve çöp karbonu atmosfere ve okyanuslara atar. Ben de “Karbon Kurtuluş Cephesi” terimini uydurdum; çağdaş dönemde, yani kapitalizmin yükseliş döneminde neyin vuku bulduğunu düşünmenin ironik bir yolu bu.

Kaynak: inverse.com

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz. Bir karbon atomuyla söyleşi

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Türkiye’de adalet yeniden sağlansın — Tabiat

Tabiat 554, 145 (2018) Editöryal — 6 Şubat 2018 — nature.com

Barış kampanyaları üzerine yüzlerce akademisyen ve bilimci siyasî baskılara kapıldı.

d41586-018-01677-z_15437650

Türk Tabipler Birliği üyelerinin tutuklanmasının ardından protestolar oldu. Kredi: Adem Altan/AFP/Getty

Ünlü akademik bilim dergisi Tabiat, İngilizce adıyla Nature, editör yazısında Türkiye’yi konu almış. Ben de yazıyı Türkçe’ye çevirdim. İyi okumalar.

IBF

Türkiye’de barış davasını savunmak şu anda tehlikeli. Akademisyenlerin yediği son tokat, Türk Tabipler Birliği’nin 11 üyesinin, başkanı Raşit Tükel de dahil, geçen hafta sabahleyin baskınlarla tutuklanması oldu. Suçları neydi? ‘Savaş bir halk sağlığı meselesidir’ sloganını kullanan birlik, Suriye Kürtlerinin askerî birimlerine karşı Türk ordusunun 20 Ocak’ta başlattığı –uluslararası şaşkınlık yaratan– sınırötesi hücumun durdurulması çağrısı yapmıştı. (Hedef alınan Kürt birimler Suriye’nin kuzeybatısında BE askerlerinin yanında İslamcı terör örgütü IŞİD’e karşı savaşıyorlardı.) Baskınlar, ülkede hükümet kuvvetlerinin Kürt ayrılıkçılarla savaştığı güneydoğu için barış çağrısı yapan Ocak 2016 tarihli kampanyaya imza veren binden fazla akademisyenin tutuklanmasının ardından geldi. Birçoğu suç isnatlarıyla karşı karşıya ve yüzlercesi işini kaybetti.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi? — Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi IJŽS

IJŽS-Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi?

Konuk Editör: Slavoj Žižek

Gönderimler:
Kaynakçalı özetler, 16 Mart; Tam makaleler, 15 Haziran 2018.

Son birkaç yıldır Slavoj Žižek’e yönelen saldırılar ve kaynakları giderek çoğaldı. Siyasette Donald Trump’la ilgili konumu yüzünden, mültecilere dönük insanî yaklaşımı eleştirmesi yüzünden, LGBT+ hareketine dönük daha nüanslı yaklaşımı vb. yüzünden kınandı. Psikanaliz alanında Jacques-Alain Miller etrafındaki Lacancılar Žižek aleyhine şiddetli bir kampanya başlattılar, onu düzenbazlıkla itham ettiler. Felsefe alanında yeni gerçekçilik biçimleri (“nesne-yönelimli ontoloji”) Žižek’in düşüncesini hâlâ aşkınsal öznelliğe dayandığı için reddediyor. Žižek’e dönük saldırılarda çoğu zaman neredeyse hiç duyulmamış şahsî acımasızlık karakteri var (Chomsky; Žižek’i kamusal uzamdan “silme” kampanyası), ayrıca bu saldırılara Žižek’in kamusal medyadan giderek daha çok dışlanması eşlik ediyor – artık onun yorumları ve yazıları LRB’de, Guardian’da, In These Times’da vb. okunamıyor.

Küçük şahsî atışmalara kaptırıp gitmek yerine, şu soru sorulmalı: Bu süren çatışmada gerçek mesele nedir? Felsefî ve siyasî olarak bu çatışma neyi imletir? Fikir, Žižek’in sorunlu ve bölücü bir figür olarak ortaya çıkışının farklı yönleriyle iştigal etmeye Žižek’in meslektaş ve eleştirmenlerini davet etmek, sonra da Žižek’in kendisinin bu toplanan metinlere yanıt vermesine izin vermektir. Böyle bir IJŽS sayısı çok önemli bir rol oynayabilir çünkü günümüz felsefesi ve Solcu düşüncesini kateden esas çatışkıları görünür kılacaktır.

Şayet bir makale göndermeyi düşünürseniz lütfen “CFP: WHAT WENT WRONG WITH ŽIŽEK?” yazarak IJŽS’ye bir Özet gönderiniz.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

FB_IMG_1517670247574

1 Comment

Filed under çeviri, bildiri, bilim, dergi

Psikanaliz ve Programlama Dilleri — Wavell Watson

Wavell Watson — 11 Mart 2017 — PDF

“Sapkının Programlama Dilleri Rehberi” başlıklı belgenin üçüncü kısmıdır. Dipnotları çevirmedim. Programcı çeşitleri yerine çevirmen çeşitleri diye de okunabilir. Konuyla ilgili sunum: https://www.youtube.com/watch?v=mZyvIHYn2zk

IBF

Psikanalizi kullanarak bilgisayar programlama dili tercihini eleştirmek Lacancı yapıların keyif kısmından faydalanır. Her programlama dili her yapıyla uyumludur, ama kimi diller kendilerini özgül yapılara uyduran kurallar kullanır. Mesela histerik yapıdaki bir programcı saplantıcı bir dili kullanırsa, histerik bu saplantılı dili sanki histerik bir dilmiş gibi kullanacaktır. Benimsenen yapıların birbirlerinde bulunan vasıfları taşıyabileceğini hatırlamak önemlidir. Buna göre saplantılı bir dil, histeri ve sapkınlık öğeleri taşıyabilir. Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, programlama