Tag Archives: Caner Fidaner

İntihar Yazıları 1988 — Dr. Hüray Fidaner, Dr. Caner Fidaner

sayfa00Son versiyon: 2 Mart 2017

(49 sayfa — CBZ [*] )

İçindekiler

— Sunuş

— İntihar: Çok Yönlü Bir Sosyal Psikiyatri Sorunu

A. İntihar ve Sosyo – Demografik Eksenler

B. İntihar ve Ruhsal Hastalıklar

C. Öteki Etkenler

D. İntihar İçin İpuçları

E. İntiharların Önlenmesi

— Türkiye’de İntihar Epidemiyolojisi

A. Gereç ve Yöntem

B. Yıllara Göre İntihar Hızı

C. Demografik Özellikler

D. Sonuç

— Türkiye’de Uygulanan İntihar Yöntemleri

I. Giriş

II. İntihar Yöntemleri

A. Cinse Göre İntihar Yöntemleri

B. Yıllara Göre İntihar Yöntemleri

C. Eğitime Göre İntihar Yöntemleri

III. Sonuç

— Türkiye’de Coğrafî Etken ve İntihar Hızları

A. Giriş

B. Şehir ve Köylerde İntihar Hızı

C. İllerde İntihar Hızı

D. Sağlık Bölgelerinde İntihar Hızı

E. Sonuç

[*] CBZ ve CBR, ZIP ya da RAR hâlinde sıkıştırılmış resim dosyalarından oluşan e-kitap formatlarıdır. Genellikle çizgi romanların (Comic Book) saklanmasında kullanılırlar. CBZ ve CBR formatlarında saklanan e-kitapları okumak için Windows işletim sisteminde CDisplay programı, Macintosh işletim sistemindeyse Comic Reader PDF programı kullanılabilir. GNU/Linux işletim sisteminde CBR-CBZ okuyabildiğiniz bir program bulursanız söyleyin, buraya ekleyeyim.

1 Comment

Filed under kitap

Barış sen neden böylesin?

Babam açıklıyor, dinleyelim:

Barış bebekliğinde diş çıkarma, emekleme, yürüme gibi aşamaları beklenen sürelerde tamamladı, yani bedensel gelişimi kitaplara uygundu. Ancak konuşması, daha doğrusu tek tek sözcükleri söylemesi beklediğimizden daha geç oldu. Buna karşılık, doğrudan düzgün cümleler kurmaya başladı. Yarım yarım ya da bozuk söylediği sözcük de pek yoktu, fakat bizi en çok şaşırtan, kurduğu uzun ve düzgün cümleler oluyordu. Yaşı iki buçuk – üç kadarken üç fiilli, bol tümleçli, içinde yardımcı fiiller de geçen cümlelerle derdini anlatıyordu. Konuşurken, özellikle uzun cümleler kurarken ciddi ciddi düşündüğü bakışlarından belli oluyordu. Kurduğu cümlelerin düzgün olmasına önem verdiği de, yalnızca bakış ve mimiklerinden değil, bedeninin duruşundan da anlaşılıyordu. Bazen bir cümleye başlar, birkaç sözcük sonra ya da ifadenin yarısında duraklar, eliyle sivrisinek kovalar gibi bir işaret yapar ve cümleyi baştan alırdı. Bu konuşma tarzı eve ya da bizimle, yani anababasıyla olan diyaloglarına mahsus değildi. Bunu şuradan biliyoruz: Anıttepe’de gittiği yuvanın öğretmenine bu konuşma tarzını anlattığımızda, öğretmen bize Barış’ın yuvada da gerek arkadaşlarıyla, gerekse kendisiyle konuşurken aynı şekilde davrandığını söylemişti.

Barış’ın sözcük dağarcığı yaşına göre çok genişti. Barış iki yaş civarındayken Yazım Kılavuzu’nu taramış ve anlamını bilerek kullandığı sözcükleri işaretlemiştim. Saydığımda, yüz elli sözcüğü işaretlemiş olduğumu gördüm.

Caner Fidaner

2 Comments

Filed under şey

Paskalya Adasının Esrarı — macera tüneli kitabı

paskalya-adasinin-esrari-kapakDosya tarihlerine bakılırsa 1996’da yazılmış. İzmir’de bir belediyenin düzenlediği öykü yarışmasına gönderilmiş ve Türk yetkililerce tarihte emsali görülmüş bir janra ait olması nedeniyle ödül verilmeye layık bulunmamıştı.

(57 sayfa — PDFLaTeX)

DİKKAT!

Bu kitap genel macera kitabı anlayışının dışında yazıldı. Kitabı okurken karşınıza sık sık seçenekler çıkacak; siz de yaptığınız seçimlere göre kendi maceranızı oluşturacaksınız. Yani maceranın kahramanı bir başkası değil, SİZSİNİZ!..

Bu kitabın tam on tane ‘son’u var, macera farklı farklı şekillerde bitebiliyor. Her seferinde başka seçenekleri deneyerek macerayı çeşitli şekillerde yaşayabilirsiniz.

Zaten, gerçek yaşamda da kişiler yaptıkları seçimlerle yollarını belirliyorlar. Kitabın hayal sınırları içinde de olsa gerçek bir macera yaşamak umarım size ilginç gelir.

Haydi, şimdi birinci sayfadan kitabı okumaya başlayın. Daha sonra hangi sayfalara gideceğinizi siz belirleyeceksiniz…

anahtar

1 Comment

Filed under kitap, kurgu, oyun

Barış ve Bilgisayar — derleme

baris-ve-bilgisayar-kapakSon versiyon: 18 Ağustos 2016

(54 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Redundancy üzerine bir not (IBF)

Sınırı nerede koymalıyım?

Barış’ın artık bir Amiga’sı vardı

Niçin çocuklarımızın kitap okumasını istiyoruz?

Okulun yaşamımızdaki rolünü çok abartmayalım

“Bu konuyu okullarda ders olarak okutalım!”

Bilgisayar insan ilişkilerini öldürmeyecek

Barış’ın Norveçli oyun arkadaşı

İngilizce öğrenmek

Bilgisayarcı nasıl birisi?

Kadınlar ve bilgisayar

1 Comment

Filed under kitap

Korkma Evladım — derleme

korkma-evladim-kapakSon versiyon: 21 Mart 2016

(71 sayfa — PDFLaTeX)

Hüray ve Caner Fidaner: 1987-1988 yıllarında Bilim ve Sanat dergisinde yayınlanmış yazılar.

İçindekiler

Belinda’nın Büyüsü

“Çağdaş Zamanlar”: Çağdaş Şarlo

Güneye Giden Yollar

Suskunluk mu, Türkü mü?

Bir Çöküşün Filmi

Kahraman Fotoğrafçı Örgütçülere Karşı

“Gülün Adı”ndaki Çatışmalar

Bana da Bir İş: Koro Çizgisi

Aşkın Toplumsallığı

40 Metrekare Almanya ve Başka Tanrının Çocukları

Geçmiş Yinelenebilir mi?

Anayurt ve Oteli

Kuşaklar da Yanar…

Gölge Savaşçı

Her Gece Bir Yolculuktur

“Her Şeye Rağmen”

İstanbul Sinema Günlerinden Bir Demet

Eskimeyen “Arkadaş”

İçimizden İnsanlar

Sağlık Hizmetleri – Doğrular ve Yanlışlar

3 Comments

Filed under dergi, kitap

Sağlık Hizmetleri – Doğrular ve Yanlışlar — Bilim ve Sanat

Türkiye’de sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu konusunda herkes oydaş. Hastanelere işi düşenler başta olmak üzere pek çok kişi ülkemiz sağlık hizmetlerinden yakınıyor. Ancak iş çözümlemeye gelince, görüşler farklılaşıyor. Son yıllarda yeni bir gelenek yerleşiyor: Çok yanlış bazı yaklaşımları genel geçer doğrular, hiç tartışılması gerekmeyen gerçekler gibi benimsetmeye çalışmak. Bu yanlış yaklaşımların ortak bazı özellikleri var: Hiçbirisi rakam içermiyor, elmayla armutu toplamak gibi birbiriyle ilgisiz değişkenleri karşılaştırmaya dayanıyorlar. Bu yazının amacı, bu yanlışları sergileyerek konuya çok yakın olmayan kişilerin de bu yanlışlara sahip çıkmalarını önlemek.

Continue reading

2 Comments

Filed under bilim, makale

İçimizden İnsanlar — Bilim ve Sanat

Biri ve Diğerleri, Yön: Tunç Başaran, Oyn: Aytaç Arman, Meral Oğuz

Sinemamızda artık kişilerin iç dünyaları, tedirginlikleri, zaafları da işlenmeye, hatta geleneksel “mevzu”nun yerini almaya başladı. Biri ve Diğerleri de, klişeleri yıkan, özgün ve insancıl yanı ağır basan bu yeni tip filmlerden birisi.

Continue reading

2 Comments

Filed under makale

Eskimeyen “Arkadaş” — Bilim ve Sanat

Arkadaş: Yön: Yılmaz Güney, Oyn: Yılmaz Güney, Kerim Afşar, Azra Balkan, Melike Demirağ, Semra Özdamar, 1974 yapımı.

Eğer bir yaz günü Kumburgaz’ın “Kıyıkent”ine giderseniz, çevrenizde dolaşan, denize giren insanlara bakarken Yılmaz Güney’i anımsayın. Çünkü o da 1974 yılının yazında oralarda dolandı, çevresini inceledi, gördüklerini film şeridine geçirdi. Arkadaş’ın jeneriği yıllardır görmediği arkadaşı Cemil’e (Kerim Afşar) gelen Azem’in (Yılmaz Güney) gözünden bu çevrenin gözlemlenmesiyle başlar. Azem, bu çevrede temel insani değerlerin nasıl ortadan kalkmakta olduğunu izler. Yazlıktaki işçiler dışında, bu çevreden sağlıklı ilişki kurabildiği tek kişi Cemil’in baldızı olan ve bu çevredeki ilişkilerden dolayı huzursuzluk duyan Melike (Melike Demirağ) olacaktır. Filmin “olumlu kahramanı” ise Azem’in pansiyon sahibinin kızı olan Semra’dır (Semra Özdamar). Azem’in Cemil’i “kurtarmak” istediğini anlayan Semra elinde sandviçiyle bir kitapçıda Azem’i uyarır: “Bakalım o kurtulmak istiyor mu?”. Yine de Azem’in gelişi Cemil’in yaşam dengesini etkilemiştir, kırlara doğru koşarak kendi adını göklere haykırır: “Cemil, Cemil…”. Azem, bu çabanın boşluğunun farkındadır. “Sen kendini burada mı kaybettin ki, burada arıyorsun?” der. Finaldeki tabanca sesiyle Cemil, belki gerçek, belki düşsel anlamda intihar eder ve Azem’in yaşamından çıkar. Geride Azem’in gerçek ilişkileri kalır, yazlıktaki işçilerle, özellikle genç Halil’le kurduğu yeni arkadaşlıklar…

Continue reading

2 Comments

Filed under makale

İstanbul Sinema Günlerinden Bir Demet — Bilim ve Sanat

Bir sanat yapıtını etkileyici ve uzun ömürlü kılan, içeriğiyle yansıttığı ve izleyenleri saran ortak duygulardır. İzleyici bir yandan bu duyguları yaşadığı için, öte yandan -örneğin film seyrederken- bu özgül durumun ancak sinemayla anlatılabileceğini bildiği, anladığı için haz duyar.

Continue reading

2 Comments

Filed under makale

“Her Şeye Rağmen” — Bilim ve Sanat

13 Mart günü İsveçli genç yönetmen Ann Zacharias’ın Testet (Test) adlı filmiyle açılan I. Ankara Film Şenliği, 20 Mart akşamı ödül töreni ve Woody Allen’ın Radio Days (Radyo Günleri) filmiyle kapandı. Böylece “Ankara’da bir film şenliği yapılır mı, yapılmaz mı?” tartışmaları da sona erdi. Sayın Aziz Nesin’in ödül töreninde vurguladığı gibi, bu şenlikten çıkarılacak en önemli ders, parçalanarak değil, birleşerek bir şeyler yapılabileceğinin anlaşılması oldu. Şenliğin hiçbir çevre tarafından göz ardı edilemediğinin en önemli göstergesi de, Kültür Bakanlığı’ndan gelen parasal katkıydı. Şenlik programındaki sergiler, açıkoturumlar, söyleşiler, karikatür-kısa film-ilk film yarışmaları, toplu gösteriler ile çok sayıda yerli-yabancı film Ankaralı sinemaseverlere dolu bir hafta yaşattı. Gelecek yıllarda şenliğin gelişeceğini, uluslararası bir kimlik kazanacağını ummak aşırı bir iyimserlik değil. Ankara’da sanatla ilgilenen kuruluşların ortak çabası genişleyerek sürebilirse, umuyoruz ki önümüzdeki yıllarda daha seçkin filmler getirilebilecek, Metropol’ün göstericileri gibi teknik sorunlar giderilebilecek ve seyirci sayısı artacaktır. Şenliğin uluslararası özgün bir kimlik kazanması için, İlk Filmler Seçici Kurul Başkanı Bay Verdone’nin söylediği gibi Anadolu Kültürüyle sıkı bağlantılar kurması gerekiyor. Ödül heykelciklerinin bir Hitit Kabından esinlenerek yapılmış olması bu bağlantılara güzel bir örnek. Bunun gibi, örneğin, gelecek yıl etkinliklerin bir kısmı için müzeler (Anadolu Medeniyetleri, Resim-Heykel, Etnoğrafya Müzeleri gibi) kullanılabilir.

Continue reading

2 Comments

Filed under makale