Tag Archives: Dırdırcı Özne

Dırdırcı Özne — derleme

resim_2021-05-28_205116Son versiyon: 21 Mayıs 2021

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Dırdırcı Özne) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

Dırdırcı Özne ile Kar Tanesi Egolar

Yanlışın yanlış olduğu doğrudur ama doğrunun doğru olduğu yanlıştır

“Keyfine bak, aşılıyım” maskelerinin dinamistiksel incelemesi

Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna

Yetki-Beden Kompleksi

En küçük intihal en hayırsız mutabakata zemin hazırlar

Ağlaşma (Networking) ile Bağlaşma (Linking)

Diğer derlemeler

嘮 : dırdır

Leave a comment

Filed under kitap

Yetki-Beden Kompleksi — Işık Barış Fidaner

Yetki-beden kompleksinin evrimi dört adım izler: Dişil karışıklık, eril ayrım, eril karışıklık, dişil ayrım. Sürecin genelinde “Bir ikiye ayrılır” ama bundan biraz daha karışıktır [1].

Dişil karışıklıkta şeyler tek bir şey olarak algılanır. Yetki ile beden tek bir şey olarak birbirine karışır. Bedenlenme dolaysızca benliği yetkilendirir. Dişil karışıklığın Ödipal modeli anne ile çocuğun birliğidir. Bu durum bebeğin kendisini ayna imgesi ile birbirine karıştırdığı imgesel yabancılaşma ile eşdeğerdir. Doluluk ve tamlık sureti sergileyen ilk fetiş biçimidir. Bu Ödipal-öncesi fetişçi algı Doğa kavramının altında yatar.

Continue reading

5 Comments

Filed under şey

Dırdırcı Özne ile Kar Tanesi Egolar — Işık Barış Fidaner

Twitter’da yıllardır tuttuğum iki hesap arasındaki farkı sonunda tanımlıyorum: Birinci hesap içinde yaşadığımız dünyanın biricik olduğunu bildiği için dürüstçe kimseden sözünü esirgemeyen dırdırcı hesaptır. İkinci hesap ise bazı şeyleri görmezden gelerek insanların biricik kar tanesi egolarını incitmemeye özen gösteren nazik hesaptır.

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna — Işık Barış Fidaner

Hem Esas-İmleyen S1 hem de semptom (veya sinthome) S(Ⱥ), simgesel düzende aldıkları istisnai konumlar ile karakterize edilir, ama bu ikisi farklı hatta karşıt anlamlarda istisnadır.

S1 simgesel bir istisnadır yani simgesel düzende “yersiz değildir” ve “bir yerim olmalı” taslaması yapar, S(Ⱥ) ise gerçek istisnadır yani simgesel düzende yersiz kalır [1].

Continue reading

9 Comments

Filed under şey

Ağlaşma (Networking) ile Bağlaşma (Linking) — Işık Barış Fidaner

Edilmeyecek bazı sözler vardır. Mesela şunun gibi: “Aramızda kalsın ama bence sen bir dangalaksın.” Birine böyle bir şey demişseniz sonra başkaları bunu duyunca “Aman mahremiyetim bozuldu kişisel haklarım ihlal edildi!” diye şikayet edemezsiniz.

Continue reading

5 Comments

Filed under şey

En küçük intihal en hayırsız mutabakata zemin hazırlar — Işık Barış Fidaner

Bir yazar yazısında eğer iyi bilinen bir fikre karşı çıkıyorsa “Bence E=mc2 değil” deyip geçmekte özgürdür, Albert Einstein’a atıf yapması gerekmez [1]. Ama geçenlerde okuduğu bir makalede ilk kez rastladığı X fikrine karşı çıkıyorsa “Bence X değil” deyip geçmesi sakıncalıdır [2]; fikri aldığı kaynağa atıf yapması gerekir, yoksa bu fikrin kendisinden kaynaklandığı izlenimine yol açmış olur, bu da intihaldir. Cümlede X’e itiraz ediyor olması yazarı X’in kaynağına atıf yükümlülüğünden kurtarmaz, zira bu fikrin sadece yazarı itiraz ettirmiş olması bile onun düşünce akışında önemli bir rol oynadığının inkar edilemez bir delilidir. Yok eğer “hayır hiç de önemli bir rol oynamadı” diyorsa itiraz cümlesini yazıdan atıverir ve sakınca da kalmaz.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

Yanlışın yanlış olduğu doğrudur ama doğrunun doğru olduğu yanlıştır — Işık Barış Fidaner

Bir şeyin doğru mu yanlış mı olduğu konusunda muğlaklık hissettiğimiz zaman tek mesele “doğru olduğu zannedilen yanlışlar” ve “yanlış olduğu zannedilen doğrular” değildir. Asıl mesele şudur:

1) Yanlışın tam da yanlış oluşunda bir doğruluk bulunur.

2) Doğrunun tam da doğru oluşunda bir yanlışlık bulunur.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

“Keyfine bak, aşılıyım” maskelerinin dinamistiksel incelemesi — Işık Barış Fidaner

Önce Türkiyeli vatandaşlara “tam kapanma” ve sokağa çıkma yasağı uygulandığı günlerde yabancı turistlerin özgürce dolaşabilmeleri gündeme geldi, sonra nüfusun ezici çoğunluğunun aşılanamadığı şartlarda Alman yetkililere “Turistin görebileceği herkesi Mayıs sonuna kadar aşılayacağız” diye söz verildi, sonra turizm işçilerine turistlere hitaben İngilizce “Keyfine bak, aşılıyım” yazılı maskeler taktırılarak yabancı turistleri Türkiye’ye davet eden bir film hazırlandı, sonra da skandal çıkınca film kaldırıldı. Meselenin siyasal boyutlarını ele almayı (veya Lacan’ın “imkansız” formülü uyarınca “durmadan yazmamayı sürdürmeyi”) başkalarına bırakıyorum, burada sadece maskelerde yazan mesajı dinamistiksel incelemeye tabi tutacağım [1].

Continue reading

1 Comment

Filed under şey