Tag Archives: Edinilmezyum

Edinilmezyum — çeviri derlemesi

Son versiyon: 3 Haziran 2022

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Edinilmezyum) okunabilir.

İçindekiler

Edinilmezyum (unobtainium)

Kurbağan olurum! (Slavoj Žižek)

Aşk ve hasta bakımı ile otohipnoz (Josef Breuer)

Lola’nın üç canı (Slavoj Žižek)

Bebeği atıp kirli suyla yüzleşmek (Slavoj Žižek)

Ölünceye dek yaşamak (Slavoj Žižek)

Dürtü: İtim, Amaç, Nesne, Kaynak (Sigmund Freud)

Bileşen Dürtü (partial drive) (Laplanche, Pontalis)

Anlayış İlkesi (principle of charity) (Slavoj Žižek)

İnandığı varsayılan özne (Slavoj Žižek)

Lacan’da dil (la langue) ve dilmeden (lalangue) (Jean-Claude Milner)

Din sahidir: O dışarılır: im kansız: hiç-pek-ora (Jacques Lacan)

Örgüt çağırıyor! (özel sayfa)

Koşu Bir (Tom Tykwer)

Özgün Standart Metrelerin Sonuncusu

Var mı hiç anlamı (Sallamıyorsa insanı) (Louis Armstrong & Duke Ellington)

Diğer kitaplar

臻 : edinmek, başarmak

Yorum bırakın

Filed under çeviri, kitap

Aşk ve hasta bakımı ile otohipnoz — Josef Breuer

Marazi otohipnoz kimi insanlarda işte böyle oluşur: daldığı hülyalara belli bir tesirin girmesiyle. Belki de bu yüzden histeriye yol açabilen iki büyük marazi etmen karşımıza çıkar:

1) Aşk: Öznenin uzaktaki sevgiliyi özleyerek efkarlanması ‘esrik’ bir zihin haline yol açar, bu durum ona gerçek ortamını loş gösterir ve düşüncelerini tesirle yükleyerek durgunlaştırır. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Edinilmezyum (unobtainium)

Kurguda, mühendislikte ve düşünce deneylerinde edinilmezyum bir uygulama için ideal bir malzemedir ama onu elde etmek pratikte imkansızdır. Edinilmezyum terimi ilk başta hiç varolmayan bir malzemeye atıf yapardı ama son zamanlarda aşırı ender veya pahalı olduğundan elde edilemeyen gerçek malzemelerin tarifinde kullanılmaktadır. Edinilmezyum kimi zaman da aşırı zor veya imkansız bir uygulama için arzulanan mühendislik özelliklerine sahip bir aygıtı adlandırır. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under çeviri

Örgüt çağırıyor! — özel sayfa

Родина-мать зовет! Anayurt çağırıyor!
Родина-ткать зовет! Örenyurt çağırıyor!
Родина-гнать зовет! Güdenyurt çağırıyor!

Ören Beyan // Güden Beyan: Duvarış ve İlanihaye

Ummanda taşlar gibi dirensek (Kate Havnevik)

Amayurt Anıtı (Kiev, Ukrayna) // Poster hakkında

Untitled

Beyaz çiçekler açarken (Satoshi Takebe)

Biricik Dünya // Arzuya Riayet // Çiçek Sözü

Saklı Yüksük Dünya: Hakikat sonrası yolcusu kalmasın!

Dünyanın Merkezi: hakikat zeminine ayak basmak

Sanal Anayurt Savunmasını Amayurt Savunmasına Çevirelim:
Bilen Özneden Bilebilen Özneye

Dürtüsel Ettirgenlik (se faire)

Doğa ve Fikir: Üçgen ve Daire

Bitirmek başlandırmaktır:
Spor olsun diye yaşama egzersizleri
veya saadet zincirinin prangasını sökmek

Sysiphus: dürtüde hedef ve amaç (Slavoj Žižek)

Utançtan ölmek: Saf işaretin ayıplığı (Jacques Lacan)

Hançerli Psykhe ve solgu (aphanisis) (Jacques Lacan)

Ego, Ekosit (Çevrekırım) Öncesinde Ekhosittir (Yankıkırım)

Çiçekleri Eleştirmek veya Çiçeksiz Meyve Olmaz

Tanrılar Kurban İstiyor: İmkansız, Yetersiz, Fazla

Rutinsellik: Mahut Muhat Modem

Eleşim → İleşim → Üleşim

Alın Teri, Ecel Teri, His-teri

Ama gibi yar olmaz

Hiperego:
Yenilemeyen Yineleme Boştur,
Yinelemeyen Yenileme Kördür

Aklın Dolandırıcılığı Hiperegoyu Ortaya Çıkardı

Arz-Rica Dengesi ve Noktalama Kuralı

Aşk-ı memnu hırs-ı memnudur

Sevgi Talep İçinde Talep Edilir

Fallus Toplumun Kaldıracıdır,
Prekerleşme Kaldıracı İğdiş Eder ve Herkesi Ortadan Kaldırır

Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa

Anayurt neler doğuruyor! Kırmızı mürekkep hariç! (Slavoj Žižek)

组 : örgütlemek, grup

6 Yorum

Filed under çeviri, kitap

Dürtü: İtim, Amaç, Nesne, Kaynak — Sigmund Freud

image_2022-06-01_073709272

Dürtü kavramına atıfla kullanılan kimi terimleri tartışabilecek konuma gelmiş bulunuyoruz – örn. ‘itim’, ‘amaç’, ‘nesne’ ve ‘kaynak’.

Dürtünün itimi [Drang] denince anladığımız şey, dürtüyü harekete geçiren etmendir, onun kuvvet miktarıdır ya da temsil ettiği iş lüzumunun ölçüsüdür. İtim uygulamak bütün dürtülerin ortak özelliğidir, hatta bu onların özüdür. Her dürtü bir faaliyettir; eğer bir yerde edilgen dürtülerden söz etmişsek terimleri esnetmişizdir, aslında edilgenleşmeyi amaçlayan dürtüleri kastetmişizdir [1]. Okumaya devam et

7 Yorum

Filed under çeviri

Bileşen Dürtü (partial drive) — Laplanche, Pontalis

Tr.: bileşen dürtü.–En.: partial drive.–D.: Partialtrieb.–Es.: instinto parcial.–Fr.: pulsion partielle.–I.: pulsione parziale.–P.: pulsão parcial.

Bileşen dürtüler psikanalizin cinselliği ayrıştırarak tespit edebildiği en temel yapıtaşlarıdır. Bu yapıtaşların her birisi bir kaynak (örn. ağız dürtüsü, kıç dürtüsü) ve bir amaç (örn. göz zevki dürtüsü, hakim olma dürtüsü) ile tanımlanır. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under çeviri

Bebeği atıp kirli suyla yüzleşmek — Slavoj Žižek

Çin lokantasında ana yemekleri paylaşma adetinden her zaman tiksinmişimdir.

Geçenlerde bu tiksintimi dışavurup tabağımı kendi başıma bitirmekte ısrar ettiğim zaman masa komşumdan gelen ironik bir “başıboş psikanaliz”in mağduru oldum:

Bu tiksintim, yemeği paylaşmaya gösterdiğim bu direnç, tam da cinsel partneri paylaşma korkusunun yani hafifmeşreplik korkusunun simgesel dışavurumu değil miydi? Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Anlayış İlkesi (principle of charity) — Slavoj Žižek

Hakikat ve Yoruma Dair İrdelemeler kitabında Donald Davidson Anlayış İlkesi (Principle of Charity) dediği kıstası geliştirdi, “insan aklına dair bu anlayışlı varsayım boşa da düşebilir”: “uzlaşma gibi uzlaşmazlık da ancak arkaplanda muazzam bir uzlaşı varsa akla uygun olabilir” – yani: “herhangi bir şeyi yorumlamamızı mümkün kılan olgu, muazzam hatalar işlenmesi ihtimalini önsel olarak dışlayabilmemizdir.” Davidson’un vurguladığı gibi bu varsayım bizim seçtiğimiz veya seçmediğimiz bir şey değildir, konuşmanın önsel bir ilkesidir, başkalarını muhatap aldığımızda sessizce benimseyip riayet ettiğimiz bir önkoşuldur:

Anlayış bir seçenek olmayıp işleyen bir teorinin önkoşulu olduğuna göre, onu benimsemenin muazzam bir hata riski getirdiğini telkin etmek anlamsızdır… Anlayış bize dayatılır; istesek de istemesek de, başkalarını anlamak istiyorsak birçok konuda onları haklı saymaya mecburuz. (Davidson)

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Lacan’da dil (la langue) ve dilmeden (lalangue) — Jean-Claude Milner

Lacan’ın Segâh semineri fevkaladedir (La Troisième, 1974). Kendi önerdiği dilmeden (lalangue) kavramını orada şu karara bağlayarak tanımlar:

Dilmeden, sesteşlikleri kör talihe yüklemeyi reddetme kararıyla tanımlanır.

Sesteş sözcükler birbirini duyurur: Fransızcada “istek” (voeu) “istiyor”u (veut) duyurur, “hayır” (non, nah) “ad”ı (nom, nam) duyurur, “onların” (d’eux) “iki”yi (deux) duyurur. [ç.n. Türkçede arzulama arz etmeyi duyurur, hayır demek hayırsızlığı duyurur, yanlış anlama yanlı şanlamayı duyurur, vb.]

Bu sesteşlikler Saussure’ün dediği gibi kör talih veya rastgelelik değildir… Bunlar bir grup insanın kendi bilinçdışı yaşantısıyla uğraşmasının tortusu, alüvyonu, taşlaşmasıdır. (Lacan, Segâh)

Okumaya devam et

8 Yorum

Filed under çeviri

İnandığı varsayılan özne — Slavoj Žižek

İnandığı varsayılan özne ile bildiği varsayılan özne simetrik değildir, çünkü inanç ve bilgi simetrik değildir: Simgesel kurum olarak (Lacancı) büyük Ötekinin en radikal statüsü inançtır (güven), bilgi değil; çünkü inanç simgeseldir, bilgi gerçektir (büyük Öteki temel bir ‘güven’ verir ve ona dayanır). İnançta hep asgari bir ‘düşünüm’ vardır, ‘bir başkasının inandığına inanmaktır’ (‘Hâlâ Komünizme inanıyorum’ demek ‘Hâlâ Komünizme inanan insanlar olduğuna inanıyorum’ demektir), bilginin ise bir başkasının bilmesiyle alakası yoktur. Bu nedenle başkası aracılığıyla inanabilirim ama başkası aracılığıyla bilemem. Yani: inancın doğasındaki düşünümden dolayı bir başkası benim yerime inandığı zaman ben onun aracılığıyla inanmış olurum; bilgide bu düşünüm yoktur – başkasının bildiğini varsayınca ben onun aracılığıyla bilmiş olmam. Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under çeviri