Tag Archives: Entropi

Lola’nın üç canı — Slavoj Žižek

Tom Tykwer’ın Koş Lola Koş (1998) filmi bir anlamda Krzysztof Kieślowski’nin Kör Talih (1987) filminin postmodern ve coşkulu bir yinelenişidir. Berlin’li punk kız Lola (Franka Potente) erkek arkadaşını öldürülmekten kurtarmak için öyle ya da böyle yirmi dakikada yüzbin Alman markı bulmak zorundadır; devamında üç alternatif netice sahnelenir:
1) Lola öldürülür.
2) Erkek arkadaşı öldürülür .
3) Lola işi becerir, erkek arkadaşı kayıp parayı bulur ve ikisi beraber yüz bin Alman markı kazançla mutlu son.
Ayrıca bir dizi işarete bakılırsa hem Lola hem de diğer insanlar önceki versiyonları sanki gizemli bir yolla hatırlıyor gibidirler. Okumaya devam et

4 Yorum

Filed under çeviri

Taş Düşebülü Ayı Çıkabülü Kıyamet Kopabülü — Işık Barış Fidaner

Alain Badiou’nun İslamın put kırıcılığından şikayet etmesi dikkat çeker:

Kuşku yok ki müphem özne zaman-dışı bir fetişe çağrı yapar: Bu çürümez ve bölünmez üst-beden, Şehir, Tanrı veya Irk olabilir. Benzer şekilde aşkta Kader, sanatta imgelenmesi reddedilen Sahilik, bilimde Açığa Vurma, üç tip müphem özneye tekabül eder: sahiplenici kaynaşım, put kırıcılık, müphemcilik.

Müphem öznenin gayesi, bu fetişi, gizlenmesi istenen şimdinin çağdaşı kılmaktır. Örneğin tezgahçı İslamcılıkta Tanrı’nın tek işlevi halkın akılcı özgürleşme politikasının şimdisini gizlemek için militanların beyan-beden birliğini bozmaktır. “Batılı” güçlere karşı verdiği bu yerel üstünlük savaşında [tezgahçı İslamcılık] politik icat olarak hiçbir katkı sunmaz…

Müphem özne esas olarak put kırıcıdır. (Dünyaların Mantıkları)

Okumaya devam et

6 Yorum

Filed under şey

Bilişsel İşçi: Robot Maymun Mucizesi — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda Türkiye’ye özgü ekonomik/bilişsel bir mucizeyi ele alacağız: Koskoca sermaye gruplarını arkasına almış yayıncı şirketler nasıl oluyor da dünyanın en ağır teorik metinlerinin çeviri ve editörlük işlerini meraklı ve uzman kalabalıklar arasından seçtikleri üç beş kişiye fındık fıstık atarak halledebiliyorlar? [1]

Kuruyemiş tüketerek insanın akıl yetisinin sınırlarında dolaşan bu bilişsel işçi, bu mucizevi varlık nasıl mümkün oluyor? Bu neyin ideolojisidir veya neyin psikolojisidir? Okumaya devam et

9 Yorum

Filed under şey

İçe Atılan Birikir, Dışa Atılan Öbürikir — Işık Barış Fidaner

Emek ve çaba iki şekilde kıyaslanabilir [1]:
1) Emek teyitli bir değer olarak tanımlanır, çabanınsa başarıya ulaşıp ulaşmayacağı belirsizdir: Emek > Çaba.
2) Emek çıplak kalırsa çekilen zahmete (emgek) indirgenir, çabaysa en azından belli bir amaca yöneliktir: Emek < Çaba. Okumaya devam et

9 Yorum

Filed under şey

Görce (ç)Evreni — Işık Barış Fidaner

Meryem: Abla valla işi biliyon sen.
Peri: Nasıl?
Meryem: Yani eviriyon çeviriyon lafı çaktırmadan istediğin yere getiriyon, altı sene boşuna okunmuyor demek…
(Bir Başkadır dizisinden)

Meryem psikoterapisti Peri’nin lafı hep cinsel konulara getirerek onu afallattığını anlayınca böyle der. Görce Yazıları da aynı Peri gibi evirir çevirir lafı bir yere getirir. O yer diyelim ki entropi olsun [1]. Okumaya devam et

4 Yorum

Filed under şey

Dayatma, Eleştiri, Analiz: Bağlılık, Sadakat, İsabet — Işık Barış Fidaner

Hıristiyanlığın Yahudilikte yadsıdığı bazı şeylerin İslamda geri gelmesine dair Slavoj Žižek Hegel’den alıntı yapar [1]:

Yahudiliğin sınırlı ilkesi Muhammedcilikte evrensel kapsamda genişletilerek aşılır. Onlar artık Asyalılar gibi Tanrı’nın dolaysız duyusal tarzda varolduğunu düşünmez, Tanrı dünyanın bütün çokluğunun ötesindeki tek sonsuz yüce Güç olarak kavranır. Demek ki Muhammedcilik kelimenin tam anlamıyla yüceliğin dinidir. (Ruhun Felsefesi)

Hegel’in burada ne dediğini anlamak için dini görevin üç tipini ayırt ediniz [2]:
1) Yıkım karşısında emre bağlı kalmanın dayatılması (Yahudilik).
2) Taslama karşısında ruha sadık kalma yönünde eleştiri (Hıristiyanlık).
3) Kendini baltalama karşısında mizahın isabetiyle analiz (İslam). Okumaya devam et

6 Yorum

Filed under şey

Kış Uykusu: Enerji Muhafazası ve Entropik Sarfiyat — Işık Barış Fidaner

Ayıların kırk türkü yaktığı popüler nesneyi anlatan Ahlat Ağacı‘nı (2018) incelemiştik [1]. Ama “aç ayı oynamadığına” göre, ayının karnının doyması ve dinlenmesi de önemlidir. İşte bu konuyu ele alan Kış Uykusu (2014) enerji tasarrufu ve entropik sarfiyatla ilgilidir.

Film otel ve mülk sahibi Aydın’ın alamadığı kiraların sarfiyat sorunu ve entropik bir simge ile başlar: İcraya verilme sonrasında çocuğun taş atıp kırdığı araba camı. Sonra aynı mesele Aydın’ın köşe yazılarına hayranlık ve iltifat ederek ondan bağış isteyen köylü hanıma doğru yer değiştirir. Okumaya devam et

4 Yorum

Filed under şey

Kuzgun Başa? — Işık Barış Fidaner

Raven_Snowboard-School_Shutterstock-_k0bovr

Ya devlet başa ya kuzgun leşe.

Bu atasözüne göre:
1) Bir iyi bileşim vardır.
2) Bir kötü bileşim vardır.
3) İyi bileşim yürütücü ve işlevlidir.
4) Kötü bileşim bozuk ve yıkıcıdır.
5) İyi bileşim seçilirse kötü bileşim dışlanmış olur.
Lacan’ın aynı anlamda başvurduğu Fransızca formül şuydu: “Le père ou pire / Baba yahut daha kötüsü” [1]. Aynı formülün bir başka Lacanca ifadesi şöyledir:

Ya baba mecazı ya da parçalanmış beden.

Okumaya devam et

9 Yorum

Filed under şey

Sahici Analiz Eleştirinin Ötesindedir: Eleştiri Taslamayı Açığa Vurur, Analiz Kendini Baltalamayı Açığa Vurur — Işık Barış Fidaner

Temel eleştiri jesti bir başkasının konumunu ölçüp değerlendirmek ve varılan sonucu bildirmektir: “Taslama yapıyorsun.”

Bu jest tanımı gereği ikiyüzlücedir çünkü başkasının taslamasını açığa vurabilmek için kendi taslamasını saklayarak bir konum alması gerekir [1].

Evrensel eleştiri kanunu “boş savlara” karşı “dolu savlara” ayrıcalık verir. Ama her türlü savlama (argumentation) biçimi bakımından falliktir ve dolayısıyla tanımı gereği boştur. Doluluk görüntüsü verebilen herkes bunu fallik taslamayı saklamasına borçludur. Okumaya devam et

17 Yorum

Filed under şey

Şükran Duymak Yeniden Havalı Olsun — Işık Barış Fidaner

Toplumsal cinsiyet (gender) lehine cinsiyetin (sex) değersizleşmekte olması geleceğimizin kaybı karşısında umutsuzca devreye giren bir baş etme mekanizmasıdır. Dünya artık çocuklarına herhangi bir umut veremezken kadınların anneliğine saygı duymak ve onu kutlamak neden “havalı” olmayı sürdürsün ki? Nüfusun tamamı sanallık yoluyla talep üzerine gebe bırakılan taşıyıcı/vekil bedenlere indirgenmişken kadınların hali neden farklı olsun ki? Okumaya devam et

23 Yorum

Filed under şey