Tag Archives: Entropi

Entropoloji — Claude Lévi-Strauss

Dünya insansız başladı ve insansız bitecek…

İnsan, solumaya ve beslenmeye başladığı ilk zamanlardan ateşi keşfedip atomik ve termonükleer aygıtlar icat etmesine kadar (üremeyle meşgul olduğu süreleri saymazsak) milyarlarca yapıyı kaygısız bir neşeyle yerle bir ederek onları artık birleşemez bir hale düşürmekten başka ne yapmıştır ki? Kuşkusuz insan kasabalar kurmuş ve toprağı işlemiştir ama düşünülürse şehirleşme ve tarım aslında sağladıkları örgütlenmeden sonsuz ölçüde daha yüksek oran ve hızda atalet üretmeye yarayan araçlardır. Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Gümleyiş ve Gürleyiş: Yay ve Ok: Eğri ve Doğru — Işık Barış Fidaner

Simgesel düzen imleyenlerle örülen bir duvardır. İmleyenin hayali bileşeni simleyen, simgesel bileşeni imlendiren, gerçek bileşeni ise imletendir. İmleten, ilksel sıfırtının yankısıdır, evrende atılan her adıma kök olan can atımıdır [1].

İmleten, enerji ve entropi bileşenlerinden oluşur, bunlara sırayla Gürleyiş ve Gümleyiş diyelim. Gürleyiş olmazsa Gümleyiş de olmaz ama her zaman Gümleyiş Gürleyişi kararlaştırır. Bu kararlaşma iki kutup arasında sahnelenir: Gerçek ve Salbırak [2]. Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Sol ve Sağ — Işık Barış Fidaner

solsag

Boğazınıza bıçağı dayayıp “Ya paranı ya canını!” diyen bir soyguncuya cebinizdeki parayı verip canınızı kurtarsanız bile bu tecrübe size eski canlılığınızı kaybettirir [1]. Toplumsal yabancılaşmayı kuran bu ikilemde seçeneklerden bir tanesi mecburidir: Bedeninizin iyiliğini ve sağlığını korumak için canınızdan bir parçayı feda etmeniz şarttır. Bu ikilem insan boğazının yerine getirdiği iki işlevin darboğazıdır: Toplumsallaşan birey kontrollü sindirim yapmak için nefesini (nefsini) tutmayı öğrenmiş bireydir. Bu sağlık-soluk ikileminin politik-siyasal yansıması Sağ-Sol ikilemidir. Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Sütur ve Südur — Işık Barış Fidaner

Sütur dikişlemedir. Birine veya bir şeye isim vermek süturdur. Sütur edilen şeyin ismiyle cismi dikişlenerek birbirine tutturulur. Süturun simgesel yanı nesnenin adıdır, gerçek yanı nesnenin kendisidir [1].

Südur ise yayılımdır, neşirdir. Südurun ilk anlamı fiziki yayılmadır. Işığın çevreyi aydınlatması, elektromanyetik dalganın ortama yayılması, nükleer radyasyon, atmosfere karbondioksit neşredilmesi fiziki südur örnekleridir.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

Gerçek ve Salbırak — Işık Barış Fidaner

okcu

Freud’un dürtü kavramının gelişimini üç adımda özetleyelim:

1) Haz ilkesi: Ruhsal enerji insanın vücudunda birikir ve nahoş bir gerilim yaratır. İnsanın hayalleri ve davranışları bu gerilimi boşaltıp rahatlamaya yöneliktir çünkü hazzın bilindik anlamı budur. Buna “haz ilkesi” denir. Bu ilkeye dayanarak Freud rüyaların istek doyumu amacıyla şekillendiğini öne sürmüştür. Buna göre en can sıkıcı rüyalarda bile dolaylı yoldan belli bir isteğin tatmin edildiği tespit edilebilir. Günlük hayatta haz ilkesine ayrılan yer “teneffüs” veya “boş zaman”dır: Derin bir nefes alıp gerilimi boşaltma ve rahatlama zamanıdır.

Continue reading

5 Comments

Filed under şey

Doğa ve Bata — Işık Barış Fidaner

Doğanın doğmakla ilgisi olduğu gibi kültürün de batmakla ilgisi var. O zaman Doğa-Kültür ikilisine Doğa-Bata diyelim. Kültüre Bata demenin birçok çağrışımı var:

1) Mevcut dünyada hegemonik kültür Batılıdır.

2) Her kültürel hegemonyanın ömrü sınırlıdır, her İmparatorluk eninde sonunda geriler ve Batar.

3) En temel ritüel cenazedir, kayıpların (en başta Ataların) yasını tutarak insani kültür şekillenir, bunun ezeli-ebedi simgesi de günbatımıdır (bu anlamda Bata Doğa’nın ardından gelir ve ona özlem duyar).

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Başka(sı)nın hayali ve Fallokristal — Işık Barış Fidaner

Bireysel idealler çıkmaza girmeye mahkumdur çünkü “Başkasının hayali beni bağlamaz, ben kendi hayalimi kurarım” denemez. Sizin hayaliniz de başkasına göre “başkasının hayali”dir [1]. Öyle olmasa nasıl anlam kazanacaktı? Bireysel olarak sizin, benim, onun, bunun hayalinin kimseyi bağlaması gerekmez ama:

Başkasının hayalinin bağlamadığı hiç kimse yoktur.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

Entropi — özel sayfa

AdsızSon versiyon: 19 Eylül 2021

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Entropi) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

Entropiden başka parametre yoktur ve bilim onun elçisidir.

Reddit: /r/entropy   Twitter: @entropysub


Şarkılardan:

Büyük Patlama (Cursive)

Aşkın Astronomik (Klaxons)

Entropi (Kelly Osbourne)

Entropi (Todd Rundgren)

Entropi (Walk The Moon)

Düzensizlik (Joy Division)

Sen (Radiohead)

Karadelik Güneşi (Soundgarden)


Lacan’dan:

Entropi üzerine (Jacques Lacan)

Termodinamik üzerine (Jacques Lacan)


Görce Yazıları’ndan:

Salımlı Uyumlanma Ölüm Dürtüsüdür

Hep Sonradan: Entropi ve Feda

Uzamsal ile Bileşimsel

Arzu ile Arıza

Entropi: Deleuze’ün Semptomu, Lacan’ın Anahtarı

Teori sahi sahiliğin entropisini sahneler

Fallik Boşunalık, Post-Ödipal Gelişim, Üstben ve Canavar Olmak

Fallik Boşunalık ile Oval Boşunalık

Soul Ruh Değil Candır

Dark’ta Yetkilenme Krizi

Duvar’da Kendi Tükenişini Seyretmek

Simgesel Ayrılma ile Gerçek Ayrılma

İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır

Düşlemsel Gerçekliğin Anlatımı ile Semptomatik Hakikatin Sahnelenmesi

Fırsatçı Medya Ekolojisi Hukukun Yerini Almıştır

Fütursuz Çağa Karşı Sütur

Başka(sı)nın hayali ve Fallokristal

Rast Şaşar Şaşa Rastlar

Doğa ve Bata

Gerçek ve Salbırak

Sütur ve Südur

Sol ve Sağ

Gümleyiş ve Gürleyiş: Yay ve Ok: Eğri ve Doğru


Görce öncesi yazılardan:

İnsan acıdan yapılmıştır

Söylenen söylenişi, yapılan yapılışı, bilinç bilinç-içini, kap içeriği, kabuk maddeyi saklar

Ulusal ganglion sistemi, madde-kabuk olarak ulus-devlet

Dijital aktarım: Enerji ve Entropi

Gönüllü emeğin takdir edilmesi


Çevirilerden:

Entropoloji (Claude Lévi-Strauss)

Zaruret Hakkı (G. W. F. Hegel)

Trimetilamin (Jacques Lacan)

Maxwell’in demon’u

James Gleick’ın Enformasyon kitabının değerlendirmesi

Bilimciler Canın Ölmediğini Buldular, Can Evrene Geri Dönüyor

Bir Fizikçi İzah Ediverdi: “Geniş Hadron Çarpıştırıcısı Hayaletlerin Varolmadığını Kanıtlar” (Bec Crew)

Yerçekiminin Kaynağı ve Newton Kanunları Üzerine (Erik P. Verlinde)

Yeni Bir Yerçekimi Kuramı İlk Sınavını Geçti. Fizik Açısından Taşıdığı Anlam Şöyle (Cecille De Jesus)

Kuantum deneyinde ‘zaman oku’ tersine çevrildi (Emily Conover)

Bilimciler geçmişte ne olduğunun gelecek olaylarla kararlaştığını gösterdi (Stephen Morgan)


(İngilizcesi)

Diğer derlemeler

火: ateş

3 Comments

Filed under kitap

Salımlı Uyumlanma Ölüm Dürtüsüdür — Işık Barış Fidaner

sun_stars_space_light-1024x629

“Bir başka bilimin dürtüler teorisini tanımlayıp bize altın tepside sunmasını bekleyemeyiz.” [1] Bunu diyen Sigmund Freud acaba böyle bir olasılık karşısında heyecan ve sabırsızlık mı duyuyordu? Yoksa sadece gerçekçi olup beklentisini mi düşürüyordu? Ne olursa olsun, bilimsel dürtüler teorisi umudunu terk etmek için bir sebep yoktur.

Aslında son yıllarda fizikçi Jeremy England’ın geliştirdiği “salımlı uyumlanma” (dissipative adaptation) adlı teori kulağa epeyce Freudcu gelmektedir [2]. Aynı Freud gibi England da “dürtü” (drive) terimini kullanır ama farklı bir anlamda. Dengedışı istatistiksel fizikte dürtü, bir fiziksel sisteme güç veren (onu güdüleyen veya “dürtüleyen”) dışsal enerji kaynağıdır. Dinamik etmen olarak dürtü sıklıkla döngüseldir ama bu özellik denge ile karıştırılmamalıdır.

Örnekler: Günışığı Dünya’daki hayatı dürtüler. Yerçekimi bu ırmak sistemini dürtülemekte. Bu gürültü delirmemi dürtülüyor (beni deliye döndürüyor). İlginçtir, bunlara aynı zamanda histeretik dengedışı sistemler denir çünkü bu sistemler bir tarihi (history) sahnelerler [3]: Geçirdikleri rastlantısal evrim boyunca maruz kaldıkları dışsal dürtüler hakkında enformasyon biriktirirler. Bu tarih nedeniyle sahneleme gerçekleştirme ile aynı şey değildir.

Continue reading

7 Comments

Filed under şey

Fırsatçı Medya Ekolojisi Hukukun Yerini Almıştır — Işık Barış Fidaner

proof god exists clouds

Charles Darwin’in Türlerin Kökeni‘ni yayınlamasından daha yedi yıl geçmişken Ernst Haeckel varoluş mücadelesi bilimi olarak Ekoloji’yi tanımlamıştır [1]. Onlarca yıl sonra ampirik bir bilime dönüşmeden önceki bu ilk tanımında bile Ekoloji varlığın çeşitlenerek serpilişini “doğallıkla” açıklamaya yönelik bir ideolojiydi.

Continue reading

8 Comments

Filed under şey