Tag Archives: Erbaba Afrası

Kek adam kek sever — Slavoj Žižek

Wagner’in modernliğe karşı aldığı tavır tamamen olumsuz değildir, daha muğlaktır: Hem meyvelerinden istifade etmek hem de bozunduran, yozlaştıran, çürüten etkilerinden kaçınmak ister.

Wagner özetle şöyle der: Hem kekim dursun hem karnım doysun. Okumaya devam et

8 Yorum

Filed under çeviri

Erbaba Afrası — çeviri derlemesi

UntitledSon versiyon: 7 Mayıs 2022

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Erbaba Afrası) okunabilir.

İçindekiler

Aslanağzı ekmek: Tohumdan aslanağzı yetiştirmek (Mary H. Dyer)

Tarihçiler ışığa duyarlı bir zara eşilmiş negatif filmin banyocularıdır (Walter Benjamin)

Sanat eserinin afrası (aura) (Walter Benjamin)

Sanata devam (Slavoj Žižek)

Kantçı Yücelik (Slavoj Žižek )

İyiliği düşünmek bir mazerettir (Slavoj Žižek)

Bilgi hakikate karşı savunmadır (Jacques Lacan)

İçgüdüsel bilgi ve ölüm dürtüsü (Jacques Lacan)

Ben bir kek miyim? Keksen çık karşıma! (Slavoj Žižek)

Eryazgı (predestination) (Slavoj Žižek)

Ödip efsanesi ve Erbaba efsanesi (Slavoj Žižek)

Er eren er: Erbaba (Jacques Lacan)

Erbaba’nın Afrasının Nagehan Sıvanışı (Robert Bocock)

Feniks’in mür topağı (Herodot)

Küllerinden doğan Feniks (William Shakespeare)

Eşik Başı: Geçemezsin! Nayır, nolamaz! (Michael F. Haspil)

Kek adam kek sever (Slavoj Žižek)

Diğer kitaplar

父 : baba

Yorum bırakın

Filed under çeviri, kitap

Erbaba’nın Afrasının Nagehan Sıvanışı — Robert Bocock

Freud önce insan psikolojinin en eski biçiminin grup psikolojisi olduğunu söyler; ama sonra önder, şef veya babanın bireysel psikolojisini de bu en eski biçimlere ekler. Burada “en eski” olmayı “mantıksal öncelik”le karıştırmaya meyillidir. Freud’un modelinde eşitlikçi grup, erkeklerin kardeşliği, ancak hakim şef veya babayla (yani önder bireyle) ilişkilerindeki ortaklık yoluyla kendini denk ve birleşik hissedebilir. Ne grup bireyden ne de birey gruptan “daha eski”dir, çünkü bu ikisi grup ve önder arasındaki toplumsal ilişki yoluyla kavranırlar. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under çeviri

Er eren er: Erbaba — Jacques Lacan

Freud’un bütün kadınların keyfini süren Erbaba’dan söz etmesi bir paradokstur zira herkes bilir ki bir adam tek bir kadına bile zar zor yetebilir ve yetebildiğinde dahi öyle fazla havaya girmemelidir. (s. 100)

“Ölmüş olduğumu bilmeyen bir şey var.”

Ölmüşüm, orası kesin, ölmeye yazgılıyım – ama bunu bilmeyen şey adına ben de bunu bilmek istemiyorum.

Böylece “herkes”i mantığın merkezine koymamız mümkün olur: Herkes ölümlüdür. Okumaya devam et

5 Yorum

Filed under çeviri

Ödip efsanesi ve Erbaba efsanesi — Slavoj Žižek

Ödip efsanesi ve Erbaba efsanesi (Totem ve Tabu: Urvater) genelde aynı efsanenin iki versiyonu gibi düşünülür, adeta Ödip efsanesi öznenin ontogenezini (bireyoluş) ifade eden temeldir, Erbaba efsanesi de o temelin filogenez (soyoluş) olarak tarih öncesi geçmişe yansıtılması gibidir.

Ama yakından bakılırsa iki efsane arasında derin bir asimetri hatta terslik olduğu görülür. Okumaya devam et

4 Yorum

Filed under çeviri

Eryazgı (predestination) — Slavoj Žižek

Birinci ölüm: Biyolojinin gerektirdiği ölüm.
İkinci ölüm: Öznenin huzur içinde ölmesi (yası tutulması), hesaplarının görülmesi, hatırasına dadanan simgesel borçların kapatılması.

İkinci ölüm mefhumuyla Wagner’in şu iddiasını yerli yerine oturtabiliriz: Kendi çöküşüne gönüllü olan Wotan trajedinin doruğuna varmıştır:

İnsanlık tarihinden öğrenmemiz gereken sadece budur: Kaçınılmaz olana gönüllü olmak ve bizzat onu yerine getirmek.

devr2

Wagner’in bu isabetli formülü harfiyen okunmalıdır, getirdiği paradoksla birlikte: Eğer bir şey kendi içinde kaçınılmazsa, ona fiilen gönüllü olmamız ve onu gerçekleştirmeye çalışmamız neden gereksin ki? Okumaya devam et

8 Yorum

Filed under çeviri

Ben bir kek miyim? Keksen çık karşıma! — Slavoj Žižek

Asıl özgürlük güvenli bir mesafeden şunu veya bunu tercih etme özgürlüğü değildir, çilekli keki ya da çikolatalı keki seçme özgürlüğü değildir; asıl özgürlük mecburiyetle örtüşür, sahiden özgürce bir seçimde insan kendi varoluşunu ortaya koymuştur – bir şeyi seçip yapıyorsa “başka türlü yapamadığı” içindir. Ülkenizi yabancılar işgal etmişken bir direniş önderi sizi işgalcilere karşı savaşmaya çağırıyorsa, “Hadi şimdi özgürce seç bakalım” demeyecektir, “Haysiyetini korumanın bundan başka hiçbir yolu olmadığını görmüyor musun?” diyecektir. Okumaya devam et

8 Yorum

Filed under çeviri

İyiliği düşünmek bir mazerettir — Slavoj Žižek

Lacancı etikte vazife ile İyiliği düşünmek kökünden ayrılır. Lacan bu yüzden Kant’a atıf yapar, etik eylemin İyilikle güdülenmesini dışlayan Kantçı jeste atıf yapar: Lacan’ın ısrarlı savına göre en tehlikeli ihanet tarzı doğrudan “patolojik” itkilere kapılmaktan ziyade bir tür İyiliğe atıf yapmaktır, İyilik zedelenebilir (benim iyiliğim veya ortak iyilik zedelenebilir) mazeretiyle vazifeden kaytarmakta [shirk, şirk, şirk-et] olduğu gibi Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Eşik Başı: Geçemezsin! Nayır, nolamaz! — Michael F. Haspil

image_2022-05-05_173427535

— Ölüm Köprüsü’nden kim geçecekse ilkin benim üç soruma yanıt vermeli. Bilahare öte yanı görmeli.
(Köprü bekçisi, Monty Python ve Kutsal Kase)

— Geçenden otuz akçe, geçmeyenden döverek kırk akçe!
(Deli Dumrul)

— Biz burda eşek başı mıyız?
— Yok ağbi hiç olur mu estağfurullah, Eşik Başısınız, saygılar.

Kahraman maceranın eşiğine geldiğinde öyle elini kolunu sallaya sallaya geçemez. İzin almalıdır, geçiş hakkı kazanmalıdır. O bunu yapabilsin diye (ve layık olmayan kişiler yoldan geri çevrilsin diye) Eşik Başı diye biri vardır (threshold guardian / gatekeeper). Stiks nehrinin kayıkçısı Kharon ve Hades’in muhafızı Kerberos klasik Eşik Başı örnekleridir. Kahraman macerada ilerleyecekse bunları bir şekilde aşmalıdır. Eşik Başı kimi zaman barizdir, bir eşiğin başında duran birisidir (kulağa basit gelse de). Bunun iyi bir örneği Monty Python ve Kutsal Kase‘deki köprü bekçisidir, kahramanlar köprüden geçiş izni (cevaz) almak için üç soruya yanıt vermelidir. Bir diğer Eşik Başı örneği Prenses Gelin filminde (ve kitabında) Prenses Düğünçiçeği’ne ulaşabilmek için Wesley’nin (Siyahlı Adam olarak) aşması gereken üç rakiptir. Okumaya devam et

10 Yorum

Filed under çeviri

Sanat eserinin afrası (aura) — Walter Benjamin

Mekanik yinelendirme çağında solup giden şey sanat eserinin afrasıdır (aura)…

Doğal nesnenin afrasını, o nesne size ne kadar yakın olsa da aranızda kalan eşsiz bir mesafe fenomeni olarak tanımlarız. Diyelim ki bir yaz günü dinlenirken ufuktaki sıradağları veya sizi gölgeleyen ağacın dalını gözden geçiriyorsanız, o dağın veya o dalın afrasını hissedersiniz. Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under çeviri