Tag Archives: Gerçek Bedenlenmeye Geri Dönüş

Gerçek Bedenlenmeye Geri Dönüş — derleme

resim_2021-05-28_201608Son versiyon: 21 Haziran 2020

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Gerçek Bedenlenmeye Geri Dönüş) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

Fetişlerin bozulması tanrılar ve canavarlar üretir

Postmodern Yabancılaşma Modeli Lacan’ın Kapitalist Söylemini Yeniden Keşfeder & Şifresini Çözer

İspat erildir, delil dişildir

Postmodern Yabancılaşma Modeli’nde Hayat ile Ölümün Undead Etkileşimi

Soyut Fallus Fetişinin Ötesi

İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır

Doğru Doğrudan Yanlışa Yanlar

(İngilizce)

Diğer derlemeler

返 : geri dönmek

1 Comment

Filed under kitap

Doğru Doğrudan Yanlışa Yanlar — Işık Barış Fidaner

pink-floyd-oli-scarff

Kaynak: Pink Floyd’un Hayvanlar albümü.

Not: Birbirlerinin karşılığıymış gibi kullanılsalar da Türkçe’deki doğru-yanlış’ın İngilizce’deki true-false’tan çok farklı anlamlar taşıdığını (onu right-wrong ile karıştırdığını) biliyorum. Bu yüzden false’ı genelde “fol” diye çeviriyorum [1]. Ama bu çeviride “doğru-yanlış” kelimelerini kullanacağım, çünkü bu ikilinin dilde oynadığı temel Ödipal rolü hedef alıyorum.

İnsanlar “Şikago bir şehirdir” gibi doğruları söylemeye yetkilidirler. Ama bu gibi doğruları söyleme yetkisi “Domuzlar uçabilir” gibi yanlışların reddedilmesinden kuvvet alır. Olmayana ergi, mantığın ayrılmaz bir parçasıdır. Yanlışlar, mantığınıza çelme takmaya kalkışan bir keyfiyet fazlasıyla yüklenmiştir. Yanlış, mantığınızı tökezletip düşürecek zevkli bir ayartıdır. Yanlışların yan yatıran ayartısından kaçınmayı bilerek doğruluk kazanırsınız. Mantıksal doğruluğun “olgun” ve “kanaatkar” (austere) arzusu, yanlışların deneyimlenmesi yoluyla başarılır, yanlışlara yanlayarak, onlardan doğru geçerek ve onlardan doğru görerek başarılır. Doğruluk, insanın düştüğü yanlışları doğrudan işleyerek başarılır.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır — Işık Barış Fidaner

Fabio Vighi’ye göre Lacancı “iş-başında-bilgi” (knowledge-at-work, savoir-faire, know-how) mefhumu emek-gücünün kapitalist değerlenmesinden bir çıkış yolu gösterir:

Lacan’da, Simgesel ile Gerçek arasındaki farkın soyut ve somut evrensellik arasındaki çatışkıyı yansıttığı görülebilir: Gerçeğin somutluğu, tekil itaatsizliği, Simgeselliğin evrensel tutarsızlığı ile örtüşür. Bu bakımdan, çalışma kapasitesi olarak emek, keyfiyetin Gerçeği olarak kaydedilmelidir –her zaman bilinçdışının kontrolsüz işidir, bu da özgül bir keyfiyet kipi ile ilişkilenir–, değerlenme süreci ise bu bilinçdışı, somut “emekçiliği” toplumsal-simgesel bir kurguya çevirme girişimidir (ve tanımı gereği başarısızdır); bu kurgunun meşruiyeti, emek-malın soyut mübadele edilebilirliğinin ideolojik olarak dayatılmasına ve denetlenmesine bağlıdır. Lacan’ın işin bilinçdışı tözünü üretkenci olmayan bir şekilde tanımlaması benim Hegelci savım için çok önemlidir: Kapitalist diyalektik, emek-gücü temelinde kendi içine çöker. Lacan’ın 16’ncı ve 17’nci seminerlerde işi bilgiye ve dolayısıyla keyfiyetin Gerçeğine bağlaması (savoir-faire olarak, bilinçdışı iş-başında-bilgi olarak iş), 1970’lerin başında Fransa’da beliren emek ve kapitalist üretkenlik eleştirilerine kıyasla (mesela Jean Baudrillard, Georges Bataille ve Jacques Camatte’in eleştirilerine kıyasla) Lacan’ın kuramsal konumuna diyalektik bir avantaj sağlar. (“The Hegelian Moment: from the Withering Away of Labour to the Concrete Universality of Work” [Hegelci Moment: Emeğin Sönümlenmesinden İşin Somut Evrenselliğine])

Şimdi Vighi’nin ayrımını kendi terimlerime çevireceğim. “Çaba”yı “angaje emek-gücü” olarak tanımlıyorum [1] ve “simgesel angajman” ile “gerçek angajman” arasında Lacancı bir ayrım yapıyorum [2]. Simgesel angajman, emek-gücünün (ya da emek-zamanın) kapitalist değerlenmeye hizmet etmek için yatırılması gibi işler, gerçek angajman ise “keyfiyetin Gerçeğini” taşıyan bir “bilinçdışı iş-başında-bilgi”dir, Vighi’nin kavrayışında olduğu gibi.

Continue reading

10 Comments

Filed under şey

Soyut Fallus Fetişinin Ötesi — Işık Barış Fidaner

Verhaeghe, Normal Olmak ve Diğer Bozukluklar Üzerine kitabında Ödipal gelişim hikayesini “birinci Öteki” (O1) ve “ikinci Öteki” (O2) rolleri üzerinden anlatır, geleneksel olarak bu iki rolü sırasıyla anne ve baba oynar. Verhaeghe’nin hikayesinde O1 çocuğun bedenlenmesine yardım eder, O2 çocuğun yetkilenmesine yardım eder. Şimdi gelin bu gelişim hikayesini kronolojik sıra içinde inceleyelim.

Continue reading

10 Comments

Filed under şey

Postmodern Yabancılaşma Modeli Lacan’ın Kapitalist Söylemini Yeniden Keşfeder & Şifresini Çözer — Işık Barış Fidaner

2012’de kapitalist süreci temsil etmek için bir model geliştirdim. Anadilim olan Türkçe’de ifade edilmişti. Alternatif Bilişim Derneği’nin 2013’te İstanbul’da gerçekleştirdiği 1’inci Yeni Medya Kongresi’nde bu modeli sunmuştum. Adı “Postmodern Yabancılaşma Modeli”dir. Bu linkten okuyabilirsiniz.

Yıllar sonra bu modelin Lacan’ın dört söylemi ile yapısal benzerliklerini fark ettim ve bu iki terminoloji arasındaki eşleşmeyi Žižekçi Analiz blogunda yayınlanan yazılarımdan birinde ifade ettim: “Simgesel Düzen Nelerden Oluşur?” Aslında terimleri çevirdiğinizde postmodern yabancılaşma modelinin Lacan’ın kapitalist söylem dediği şeyin yeniden keşfi olduğu anlaşılıyor.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

Postmodern Yabancılaşma Modeli’nde Hayat ile Ölümün Undead Etkileşimi — Işık Barış Fidaner

Žižek, Düşlemler Salgını‘nda [The Plague of Fantasies] hayat ile ölüm üzerine güzel bir dörtlü ayrım yapar, şu alıntının son kısmında:

Hareket eden heykellerin, canlanan ölü nesnelerin ve/ya taşlaşmış canlı nesnelerin paradoksu, ancak ölüm dürtüsünün uzamında mümkündür. Ölüm dürtüsü, Lacan’a göre, iki ölüm arasında, simgesel ölüm ile gerçek ölüm arasındaki uzamdır. Bir insanın ‘canlıyken ölü’ olması, ‘ölü’ simgesel düzenin onu sömürgeleştirmesidir; ‘ölüyken canlı’ olmak, simgesel sömürgeleştirmeden kaçan Hayat-Tözü kalıntısına (‘lamella’) beden vermektir. Buradaki konu A ile J arasındaki bölünmedir, bedeni hiçleştiren ‘ölü’ simgesel düzen ile keyfiyetin simgesel-olmayan Hayat-Tözü arasındaki bölünmedir.

Bu iki mefhum Freud ve Lacan’da gündelik ya da standart bilimsel söylemde oldukları gibi değildir: Psikanalizde, bunların ikisi de tam anlamıyla canavarca bir boyutu adlandırır. Hayat ‘lamella’nın korkunç çarpıntısıdır, sıradan ölümün ötesinde ısrar eden öznel-olmayan (‘başsız’) ‘undead’ dürtünün korkunç çarpıntısıdır; ölüm ise simgesel düzenin kendisidir, bir asalak olarak yaşayan varlığı sömürgeleştiren yapının kendisidir. Lacan’da ölüm dürtüsü bu çift ayırı ile tanımlanır: Hayat ile ölümün basit karşıtlığı değildir, hayatın ‘normal’ hayat ile korkutucu ‘undead’ hayata bölünmesidir, ve ölümün ‘sıradan’ ölüm ile ‘undead’ makineye bölünmesidir.

Şimdi gelin Žižek’in terimlerini Postmodern Yabancılaşma Modeli’nin (PYM) terimlerine çevirelim [1].

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

İspat erildir, delil dişildir — Işık Barış Fidaner

İspat ve delil genelde şöyle ayırt edilir: İspat kesin olarak hakikati kararlaştırır, delil ise hakikatin zayıf ya da güçlü ama kesin olmayan bir işaretidir.

İspat ve delil arasında daha net bir ayrım yapmak için, istatistiksel hipotez testindeki şu kavramları düşünün: Boş hipotez bir olay hakkında “normal” ya da “doğal” beklentileri temsil eder (mesela olayın bilinen bir olasılık dağılımına göre rastgele gerçekleştiğini söyler). Alternatif hipotez, boş hipotezin geçersiz olduğu halde ne olabileceğini temsil eder. Boş hipotezin bilindiğini, alternatif hipotezin ise bilinmediğini belirtmek önemlidir. Birinci tip hata, geçerli bir boş hipotezi kabul etmeyi becerememektir, ikinci tip hata ise geçersiz bir boş hipotezi reddetmeyi becerememektir.

Continue reading

10 Comments

Filed under şey

Fetişlerin bozulması tanrılar ve canavarlar üretir — Işık Barış Fidaner

Fetişlerle yabancılaşmak insanın doğal halidir, ayna evresi ile başlar [1]. Fetiş, yetki-beden kompleksidir, bedene yetki giydirerek elde edilir [2]. Fetiş bozulduğunda, yadsıma ya fetişin yetkilenmesinde ya da fetişin bedenlenmesinde gerçekleşir. Fetişin yetkilenmesinin bozulması, yetkisiz bedenler üretir, bir başka deyişle, canavarlar üretir. Fetişin bedenlenmesinin bozulması, bedensiz yetkiler üretir, bir başka deyişle, tanrılar üretir. Tanrılar ve canavarlar, fetişlerin bozulması üzerine beliren gölgelerdir. Aynı görüngünün iki yüzüdür: Canavarları tanrılar göndermiştir, tanrıları da canavarlar göndermiştir. Tanrı ya da canavarda tezahür eden yadsıma, esas olarak yetkilenmenin bedenlenmeden ayrılması gerçeği ile ilgilidir [3]. Yetkilenme ile bedenlenme arasındaki ayrıklık tamamlandığında, canavarlar mahlukat (critter, Haraway) olur, tanrılar ise bileşimsellik olur [4].

Continue reading

4 Comments

Filed under şey