Tag Archives: Gilles Deleuze

Gilles Deleuze ile A’dan Z’ye

Leave a comment

Filed under çeviri

Boş ve anlamdışı — Slavoj Žižek

Aşkınsal genesisin beri yüzündeki ‘gerçek genesis’ sorunsalını ilk formülleştiren Schelling oldu: Weltalter fragmanlarında (1811-15) uyguladığı program, ‘Tanrıdaki gerçek’ uçurumundan, yani dünya yaratılmadan önceki Tanrı olan dürtüler [Triebe] girdabından, Sözün, Logosun belirişinin türetilmesidir. Schelling Tanrının varoluşu ile Varoluşun müphem ve yarılamaz Zeminini, yani ‘Tanrıda olup henüz Tanrı olmayan’ korkunç ön-simgesel Şeyi birbirinden ayırt eder. Bu Zemin, ‘çelişki [Zusammziehung , contractio]’ –benliğe geri çekilme, bencilce öfke, hep yokeden delilik– ile ‘uzanma’ –Tanrının Sevgisini hibe etmesi, taşırması– arasındaki çatışık gerilimden oluşur. (Bu çatışkıda Freud’un libido ve ölüm dürtüsü ikilisini önceleyen ben dürtüleri ve sevgi dürtüleri ikilisini nasıl fark etmeyiz?) Bu dayanılmaz çatışkı, vakitsizce geçmiştir, asla ‘mevcut’ olmamış bir geçmiştir, çünkü mevcutluk Logosu imletir, konuşulan Sözdeki açıklığı, dürtülerin çatışık nabız atışının simgesel farklılığa çevrilmesini imletir.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Simgesel: Yeni Uyum — Slavoj Žižek

Simgesel: Yeni Uyum‘un versiyonudur.

Parmağını davula vurmanla bütün sesler çıkar ve yeni bir uyum başlar.
Senin bir adımın yeni insanların askere yazılması ve yürüyüş emri.
Öteye bakarsın: yeni aşk!
Beriye bakarsın, — yeni aşk!
‘Kaderlerimizi değiştir, salgınların üstesinden gel, zaman ile başlayarak,’ diye şarkı söyler sana çocuklar. ‘Kısmet ve dileklerimizin cevherini inşa et nereye olursa,’ diye yalvarırlar.
Her zamandan gelip her yere doğru uzaklaşacaksın. [1]

Arthur Rimbaud’un ‘A une raison’undan (‘Bir akıl için’) bu dizeler yeni bir Esas-İmleyen’in çıkışı olan simgesel olayın en özlü belirlemesini veriyor. Bu olaysal an, imleyenin —anlamı temsil eden fiziki bir biçim olarak— imlenenin, yani anlamı olduğu şeyin içine düşme, adlandırdığı nesnenin bir parçası olma anıdır. Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Küçük Panteon — Alain Badiou

(192 sayfa — idefixencore)kucuk_panteon

İçindekiler

Çevirmen önsözü

Açılış

— Jacques Lacan

— Georges Canguilhem ve Jean Cavaillès

— Jean-Paul Sartre

— Jean Hyppolite

— Louis Althusser

— Jean-François Lyotard

— Gilles Deleuze

— Michel Foucault

— Jacques Derrida

— Jean Borreil

— Philippe Lacoue-Labarthe

— Gilles Châtelet

— Françoise Proust

Metinler Üzerine Notlar

Kitabı yayımladığı için Encore Yayınları’na teşekkür ediyoruz.

#KüçükPanteon Çevirmen Versiyonunun Hazırlanması

8 Comments

Filed under çeviri, kitap

Küçük Panteon

Küçük Panteon, Önsöz

Günümüzde yaşayan en saygıdeğer filozoflardan birisi olan Alain Badiou, kendi kuşağından Fransız düşünürler onuruna düzenlenen anma toplantılarında yaptığı konuşmaları ve onlar anısına yazdığı katkıları bir kitapta toplamıştır. Yazarın Cenaze Söylevleri diye adlandırmayı düşündüğü kitap, Fransız yayımcının önerisiyle Petit panthéon portatif adını almıştır. Küçük, taşınabilir tapınak anlamındaki bu başlığı biz de Türkçeye Küçük Panteon adıyla aktardık.

Politik idealleri, umut ve çatışmaları, güçlü yoldaşlık bağları ve yoğun düşünsel çalışmalarıyla geçmiş bir felsefi kuşağın üstün tuttuğu değerleri temsil eden bu Fransız düşünürlere yine onlardan birisi olarak hürmet sunan Alain Badiou, bu yazılarında, hem küçük anekdotlarla bu insanların kişiliklerine değiniyor, hem de bu onları sürükleyen mefhumları ve onlar aracılığıyla ayırdına vardığımız kavramsal dünyaları tarif ediyor – tabii ki kendi felsefi ufkunun ona verdiği bakış açısıyla.

Kitapta ondört benzersiz düşünür anlatılıyor: Lacan’ın olağanüstü düşünce etiği; Canguilhem’in felsefi sahiciliği; matematikçi Cavaillès’in mantıksal direnişçiliği; kolektif faaliyetin imkanlarını araştıran Sartre’ın isyan analizleri; Hyppolite’in kaçakçılığı, örgütleyiciliği, tetikleyiciliği, dolayımlayıcılığı, okuyuculuğu, doğaçlamacılığı, idareciliği; Althusser’in bilimsel ve politik alanları birbirine dikişlediği stratejik ve taktiksel müdahaleleri; Maocuları ve kitle kavramını reddeden Lyotard’ın sonunda gece içinde sabahı gözeten figürlerin peşine düşmesi; Althusser’in antitezi olan Deleuze’ün yadsınamaz felsefi yoldaşlığı; Foucault’nun dünyadaki bütün kabalık karşısında felsefi ve etik duruşu; Derrida’nın felsefeyi savlayıcı ve yadsıyıcılıktan çıkarıp inşasızlaştırması; Borreil’in seyahat eden sorgulamalarının düşünsel şahitliği; Lacoue-Labarthe’ın geleceğe doğru fırlattığı şiddetli formüller; Châtelet’nin bilimsel uzamları epik düşünsel jestlerle açımlaması; Proust’un Kant eleştirisi ve etkinlik-edilginlik üzerine çalışması.

Bu eşsiz insanları kendi gençliğinde görüp tanımış ve ölümlerinin ardından onların temsil ettikleri değerleri büyük bir sabır ve yoğunlukla yazıya geçirmiş olan Alain Badiou’nun bu eserini siz Türkçe okuyuculara ulaştırmış olmaktan biz de büyük bir mutluluk duyuyoruz.

idefix.com

1 Comment

Filed under çeviri, kitap

Güncel ile Sanal — Gilles Deleuze

Gerçel ile Görcül ve Fiilî ile Virtüel‘in diğer versiyonudur.

Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk güncel ve sanal öğelerden müteşekkildir. Saf güncel nesneler varolmaz. Her güncel kendisini bir sanal imgeler bulutuyla sarmalar. Bu bulut eş-varoluş içinde az çok uzanımlanmış devrelerin bir dizisidir. Sanal imgeler bu dizi boyunca dağıtılır ve bu dizi etrafında koşar. Bu sanallar hem türce hem de onları neşreden ve soğuran güncel partiküllere yakınlık derecelerine göre çeşitlenirler. Onlara sanal denmesinin ölçüsü, neşir ve soğurularının, yaratı ve yokedilerinin imgelenebilen en kısa süreğen süreden daha kısa bir zaman süresinde olmasıdır; onları bir kesinsizlik veya belirsizlik ilkesine tabi tutan işte bu kısalıktır. Sanallar, günceli çevrelerken, durmaksızın kendilerini yenilemek üzere başka sanallar neşreder, sonra onlar onu sarmalar ve dönüp günceli tepkiler: ‘sanalın bulutunun kalbinde daha bile yüksek düzende bir sanal bulunur … her sanal partikül kendisini sanal bir kosmos ile sarmalar ve her biri sırayla süresizce yine böyle yapar.’ [1] Bir algıyı bir partikül ile benzeştiren, dinamiğindeki dramatik özdeşimdir: güncel bir algı kendisini sanal imgelerin bir bulutuyla sarmalar. Bu bulut giderek daha uzak, daha büyük, birbirini yapan ve kaldıran hareketli devreler üzerine dağıtılmıştır. Bunlar farklı çeşitlerden hafızalardır, ama onlara yine sanal imgeler denir çünkü hızları veya kısalıkları onları da bir bilinçdışı ilkesine tabi kılar.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

Katı Olan Herşey Yüceltiliyor — çeviri derlemesi

kati-olan-hersey-kapakSon versiyon: 21 Eylül 2015

(60 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Reich ile Einstein

Gri alanda (Slavoj Žižek)

Dünya gözüyle? (Pink Floyd)

Kriz: Çağdaş dünyanın hakiki ve sahte çelişkisi (Alain Badiou)

Kapital’den bir cümle ve paragraf (Karl Marx)

Fiilî ile Virtüel (Gilles Deleuze)

Güneşin kalbine göre yapın ayarlamaları (Pink Floyd)

Uzakınlık (Jacques-Alain Miller)

Yeni oyunlarda öykü anlatımı aksiyonu yenmekte (Douglas Heaven)

Kağıtlar, Lütfen: büyük ses getiren ‘sıkıcı’ oyun (Lucas Pope ile görüşme)

Dijital oyunlar, sanat ve gürültü: Today programındaki tartışmaya hükmeden eskimiş stereotipler (Keith Stuart)

Psikanalizin Sonlandırılma Kriterleri Üzerine (Melanie Klein)

Ben hayatta kalacağım (Gloria Gaynor)

Kapıya yaslanmayınız

Franz Kafka’ya mektup

4 Comments

Filed under çeviri, kitap, oyun

Fiilî ile Virtüel — Gilles Deleuze

Gerçel ile Görcül‘ün versiyonudur.

Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk fiilî ve virtüel öğelerden müteşekkildir. Saf fiilî nesneler varolmaz. Her fiilî şey kendisini bir virtüel imgeler bulutuyla sarmalar. Bu bulut eş-varoluş içinde az çok uzanımlanmış devrelerin bir dizisidir. Virtüel imgeler bu dizi boyunca dağıtılır ve bu dizi etrafında koşar. Bu virtüeller hem türce hem de onları neşreden ve soğuran fiilî partiküllere yakınlık derecelerine göre çeşitlenirler. Onlara virtüel denmesinin ölçüsü, neşir ve soğurularının, yaratı ve yokedilerinin imgelenebilen en kısa süreğen süreden daha kısa bir zaman süresinde olmasıdır; onları bir kesinsizlik veya belirsizlik ilkesine tabi tutan işte bu kısalıktır. Virtüeller, fiilî olanı çevrelerken, durmaksızın kendilerini yenilemek üzere başka virtüeller neşreder, sonra onlar onu sarmalar ve dönüp fiilî olanı tepkiler: ‘virtüelin bulutunun kalbinde daha bile yüksek düzende bir virtüel bulunur … her virtüel partikül kendisini virtüel bir kosmos ile sarmalar ve her biri sırayla süresizce yine böyle yapar.’ [1] Bir algıyı bir partikül ile benzeştiren, dinamiğindeki dramatik özdeşimdir: fiilî bir algı kendisini virtüel imgelerin bir bulutuyla sarmalar. Bu bulut giderek daha uzak, daha büyük, birbirini yapan ve kaldıran hareketli devreler üzerine dağıtılmıştır. Bunlar farklı çeşitlerden hafızalardır, ama onlara yine virtüel imgeler denir çünkü hızları veya kısalıkları onları da bir bilinçdışı ilkesine tabi kılar.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri

NO FÜTUR — çeviri derlemesi

no-futur-kapakSon versiyon: 16 Ağustos 2015

(105 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Buna Demokrasi Derler (Bruce Cockburn)

Silah ticareti ve İsrail’in Gazze saldırısı (Kolektif)

Süpergüç-sonrası kapitalist dünya düzenini kim denetleyebilir? (Slavoj Žižek)

İnsani Yüzlü Barbarlık (Slavoj Žižek)

İnsan Yüzlü Barbarlık (Slavoj Žižek)

Barbarlık insan maskesi takınca (Slavoj Žižek)

Hiçbir şey olmuyorken ne olmaktadır? (Slavoj Žižek)
 

Ey Sen (Pink Floyd)

Gerçel ile Görcül (Gilles Deleuze)

Görcül olanın Gerçekliği (Slavoj Žižek)

Kadın babanın-adlarından birisidir (Slavoj Žižek)

Çinlileştirme (Slavoj Žižek)
 

Size Özel İsa (Depeche Mode)

Karl Marx Nedir? (Alexander Bogdanov)

Tektolojiye Giriş (Alexander Bogdanov)

Yeraltı’nın Tekrar Bastırılmasına Giriş (Suelette Dreyfus)

Yeraltı’na Bir Giriş (Julian Assange)
 

Selam, Eyvallah (The Beatles)

4 Comments

Filed under çeviri, kitap, programlama

Gerçel ile Görcül — Gilles Deleuze

Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk gerçel ve görcül öğelerden müteşekkildir. Saf gerçel nesneler varolmaz. Her gerçel kendisini bir görcül imgeler bulutuyla sarmalar. Bu bulut eş-varoluş içinde az çok uzanımlanmış devrelerin bir dizisidir. Görcül imgeler bu dizi boyunca dağıtılır ve bu dizi etrafında koşar. Bu görcüller hem türce hem de onları neşreden ve soğuran gerçel partiküllere yakınlık derecelerine göre çeşitlenirler. Onlara görcül denmesinin ölçüsü, neşir ve soğurularının, yaratı ve yokedilerinin imgelenebilen en kısa süreğen süreden daha kısa bir zaman süresinde olmasıdır; onları bir kesinsizlik veya belirsizlik ilkesine tabi tutan işte bu kısalıktır. Görcüller, gerçeli çevrelerken, durmaksızın kendilerini yenilemek üzere başka görcüller neşreder, sonra onlar onu sarmalar ve dönüp gerçeli tepkiler: ‘görcülün bulutunun kalbinde daha bile yüksek düzende bir görcül bulunur … her görcül partikül kendisini görcül bir kosmos ile sarmalar ve her biri sırayla süresizce yine böyle yapar.’ [1] Bir algıyı bir partikül ile benzeştiren, dinamiğindeki dramatik özdeşimdir: gerçel bir algı kendisini görcül imgelerin bir bulutuyla sarmalar. Bu bulut giderek daha uzak, daha büyük, birbirini yapan ve kaldıran hareketli devreler üzerine dağıtılmıştır. Bunlar farklı çeşitlerden hafızalardır, ama onlara yine görcül imgeler denir çünkü hızları veya kısalıkları onları da bir bilinçdışı ilkesine tabi kılar.

Continue reading

6 Comments

Filed under çeviri