Tag Archives: İletişimin Kalbi

Yersiz Kitaplar 24 tane oldu

24 tane olmaları vesilesiyle Yersiz Kitaplar’ı hatırlatıyorum. Çünkü 24 ikiye de bölünebilir, üçe de bölünebilir. Hatta ikiye art arda üç kez bölünebilir.

Ama karışıklık olmasın: Üç kez ikiye bölünmesinin üçe bölünmesiyle hiçbir alakası yoktur. Üç kez ikiye böldükten sonra isterseniz üçe bölebilirsiniz, istemezseniz bölmezsiniz. Bölünmemiş halde kalır.

Continue reading

1 Comment

Filed under kitap

İletişimin Kalbi — çeviri derlemesi

iletisimin-kalbi-kapakSon versiyon: 15 Mayıs 2016

(39 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Herkül’ün Acısı

Yunanistan’ın kaderine dair 11 melankolik madde (Alain Badiou)

SYRIZA Gençliği’nin SYRIZA’yı Terk Etme Açıklaması

Öngörü/yetersizlik yasası (Gabriela van den Hoven)

Herşey Yerli Yerinde (Radiohead)

Karadelik Güneşi (Soundgarden)

Öbür Acil Durum: İklimde Acil Durum (Bruno Latour)

Bu Hayatın Ötesine (Dream Theater)

Kim’in Karavanı (Courtney Barnett)

Düşlemi Katetme İhtiyacı (Slavoj Žižek)

Hadi Gidelim (Broadcast)

Gianni Rodari’nin yeni yıl şiiri

Barış (Depeche Mode)

4 Comments

Filed under çeviri, kitap

SYRIZA Gençliği’nin SYRIZA’yı Terk Etme Açıklaması

SYRIZA Gençliğinin 1 Eylül 2015’te yaptığı açıklamanın özeti (özet çeviri için @SYRIZATurkiye’ye teşekkürler, metnin tam çevirisi için görüşmeler sürmektedir):

Israr ediyoruz: yeni bir dünyanın inşası konusu tarihi bir vazife olarak hâlâ beklemede
Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Kim’in Karavanı — Courtney Barnett

Tavana izler sürülmüş
İsa’yı görüyorum adam bana kaşını çatmış
Deniz kıyısında bir fok ölmüş
Yaşlı adama sordum daha bu hafta onu üç kez kurtarmış
Galiba o da ölmek istiyormuş
Ben de ölmek isterdim
İnsanlar havama petrol doldursalar
Ama doğrusu benim de bunda payım var
Galiba herkesin kendine göre farklı bir bakış açısı var

Günbatımı yolunda yürüyorum, Los Angeles değil Philip adası
Kendime kızarmış patatesle soğuk içecek aldım
Sahilde kumlu bir bank buldum
Yerde bir kağıt duruyor, başımın ağrısına fena vuruyor
Yüksek sesle okuduğumda
Diyor ki “Müthiş mercan kayalıkları pek müthiş değil artık
Akıl almaz bir tecavüz var, fahişe gibi kullandı tarayıcılar”
İçtim batıncaya kadar, battım fark edinceye kadar
Bu manzaraya şükran duyduğumu
Kendimizi ya yenilmez zannederiz ya da görünmez zannederiz
Gerçekçi olunursa ikisinin arasında bir yerdeyiz
Hiçkimse zannedebiliriz kendimizi hepimiz ama başka birinin kimsesidir herkes

Sorma aslında ne kastettiğimi
Ben olsa olsa yansımışım
Senin aslında görmek istediğinden
Öyleyse al benden istediğini

Sorma aslında ne kastettiğimi
Ben olsa olsa yansımışım
Senin aslında görmek istediğinden
Öyleyse al benden istediğini

Sorma aslında ne kastettiğimi
Ben olsa olsa yansımışım
Senin aslında görmek istediğinden
Öyleyse al benden istediğini

Öyleyse al benden istediğini

Tavanda uydular geziyor
İsa’yı görüyorum kadın bana gülüyor
Yani esas demek istediğim…

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Herkül’ün Acısı

Kaya olsa kırarım
Demir olsa bükerim
Ama yapayalnız olmak
İşte ona dayanamam

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Düşlemi Katetme İhtiyacı — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek, 28 Aralık 2015, inthesetimes.com
Türkçesi: Işık Barış Fidaner, Canan Coşkan

Avrupa’nın radikal-özgürleştirici geleneğini harekete geçirmeye bir çağrı, ve neden “kültürler diyaloğu”na değil mücadeleler dayanışmasına ihtiyacımız var

Zizek_Refugees_Europe_Syria_Solidarity_Fantasy_Crisis_850_593

Chicago Shimer College’da beşeriyet profesörü Adam Kotsko bana yazdığı e-postada, mülteciler ve Paris saldırılarına dair son yazıma gelen tepkilerin en iyi nitelemesini yaptı:

Fark ettim ki yanıtlar hep sana dair bir referanduma, insanların sana dair ne düşündüğü hakkında adeta bir Rorschach testine benziyor. Eğer senin korkunç yarı-faşist Batıcı bir ideolog olduğunu düşünürlerse, destekleyecek şeyler buluyorlar. Eğer senin iyi niyetli olduğunu farzederlerse, daha pozitif bir okuma yapabiliyorlar. Ama tartışma sorunun gerçekten ele alınacağı noktaya asla ulaşmıyor – “soruna dair ne yapmamız gerektiğini” adeta bütün ilgililer açıkça biliyormuş da senin bu örtük standardın ölçülerine uyup uymadığın veya ne kadar uyduğun tartışılıyormuş gibi davranılıyor (ve kimse bu standardı alenen beyan edemiyor tabii ki).

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, makale

Karadelik Güneşi — Soundgarden

Gözlerimde keyifsizce
Kamufle olmuş bilmez kimse
Saklanır yüz uzanır yılan
Ve güneş kepazeliğimde
Kızgın hararet leş gibi yaz
Karanlık altında gök ölü gibi
Çağır adımı kaymaktan doğru
Ben de duyayım bağırtını gene

Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Yağmuru alıp götürmeyeceksin?
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Gelmeyeceksin?

Kekelerken soğuk nemli
Çal sıcak rüzgarı yorgun dostum
Zamanı geçti dürüst insanların
Ve bazen fazla geliyor yılanlara
Pabuçlarımda yürüyen bir uyku
Tutmaya dua ettiğim gençliğim
Cennet kovdu Cehennemi artık
Kimse senin gibi şarkı söylemiyor

Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Yağmuru alıp götürmeyeceksin?
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Gelmeyeceksin?

Karadelik güneşi
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?

Başım eğilsin korkum boğulsun
Hepiniz ortadan kaybolana dek

Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Yağmuru alıp götürmeyeceksin?
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Gelmeyeceksin?

Karadelik güneşi
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Gianni Rodari’nin yeni yıl şiiri

cocukTahmin et, ben de edeyim,
sen ki kaderi okursun:
Yeni yıl nasıl olacak dersin?
Güzel, çirkin, hem güzel hem çirkin?
Bunlar benim devasa kitaplarımda:
Yeni yılın dört mevsimi olacak,
herbiri yerli yerinde on iki ayı olacak,
bir karnavalı ve bir Ağustos ortası olacak
ve Pazartesinden sonra gelen
hep bir Salı olacak.
Yeni yılın kaderine
şimdilik bulamam
başka yazılı;
bu yıl da çünkü diğerleri gibi,
insanlar nasıl olmasını isterse öyle olacak.

Türkçesi: Canan Coşkan

1 Comment

Filed under çeviri, oyun

Bu Hayatın Ötesine — Dream Theater

Manşet: Cinayet, genç kız öldürüldü
Yankılar tepesindeki feci olayın
Dehşetli sonu, katil öldü
Belli ki intihar etti

Tanık korkunç bir ses duymuş
Koşup gittiğinde bir kadın ölmüş
Yerde yatıyormuş

Onun yanında ayakta duran adam
Elinde silah, sinirli, titriyormuş
Tanık ona yardım etmek istemiş
Ama o silahı kendi kendisine çevirmiş

Bedeni genç kızcağızın karşısına düşüvermiş
Boş yere bağırıp çağırdıktan sonra
Tanık koşarak yardım çağırmaya gitmiş
Kırık bir aşk öyküsünün üzücü sonu

Amellerimiz uzaklara ulaştı
Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz

Kadın ebediyen aşk istedi
Adamın başka bir planı vardı
Ve kötücül bir yola düştü
Kadın ayrılmak zorunda kaldı
“Aksi bir adamı sevemem” dedi

Kadın adamı affedecek bir neden bulabilirdi
Keşke adam değişmeye uğraşsaydı
Ölümcül buluşmaları önceden mi ayarlandı?

Sert bir boğuşma yaşanmış mıydı?
Bunu düşündürecek birçok işaret bulundu
Tanık yere düşmüş bir çakı buldu
Yoksa kurban bilmiyor muydu?
Araştırmaya devam ettiler
Katilin cebine konmuş bir not buldular
Bu bir intihar mektubu olabilirdi
Belki de kadının aşkını yitirmişti

“Hissediyorum. Yapacağım tek bir şey kaldı.
Seni yitirerek yaşamaktansa kendi canımı alırım.”

Amellerimiz uzaklara ulaştı
Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz

Bu sefer öğrendiğimiz herşey
(Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz)
Bu hayatın ötesine taşınır

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Öbür Acil Durum: İklimde Acil Durum — Bruno Latour

Bruno Latour, 20 Kasım 2015
Türkçesi: Işık Barış Fidaner, Canan Coşkan

Teröristlerin eylemine dair cesaret kırıcı bir şey de, güdülerine yönelik tartışmayı hareketlerindeki kadar mantıksız bir seviyeye çekmeye eğilimli olunmasıdır. Her saldırıyla birlikte büyük savaş dramını yeniden sahneliyoruz: tehlike altındaki ulus ve barbarlığa karşı donanır gözüken koruyucu-devlet oyunu. Bu şüphesiz ki gerçek fakat korkunç derecede regresif/gerileyici. Böylece “güvenlik sağlanmalı ve devlete bunu sağlayacağı araçlar verilmeli” demiş oluyoruz. İşte o kadar.

Güncel durumu daha da cesaret kırıcı kılan 13 Kasım’da işlenen suçların, başka trajediler içeren ve IŞİD’in yaptığı katliamların zıddına bambaşka tehditlere bambaşka cevaplar bulmamızı gerektiren başka bir milada birkaç gün kala gerçekleşmiş olması. Tabii ki Dünya İklim Değişimi Konferansı COP21’den bahsediyorum. Aşırı silahlanmış ipi çürüklerin düzenlediği kan gölüne polisin verdiği tepkiye kıyasla korkarım bunu artık pek ciddi ve acil saymama eğilimindeyiz.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim