Tag Archives: İşte böyle

Sahipsiz Gök geliştiricisi oyunun adı üstüne ‘gizli, aptalca’ hukuk kavgasına kapıldığını söylüyor — Michael McWhertor

Merhaba Oyunlar [Hello Games] Gök BK [Sky UK] ile anlaştı

nms_sky-0-0

Michael McWhertor — 17 Haziran 2016 — polygon.com

Sahipsiz Gök [No Man’s Sky] geliştiricisi Sean Murray, stüdyosunun Britanyalı telekom şirketi Gök [Sky] ile oyunun adı üstüne uzun bir hukuk kavgasına girdiğini, ama iki tarafın yakın zamanda farklarını çözdürdüklerini söylüyor.

“Yaşasın! Nihayet Gök’le anlaştık (‘Gök’ sözcüğüne sahipler),” dedi Murray Twitter’da. “Oyunumuza Sahipsiz Gök diyebiliriz. 3 yıl süren gizli aptalca hukuk saçmalığı bitti.”

Murray durumun “bayağı ciddi” olduğunu söylese de “Artı yanına bakarsak belki de Gökağı’nın [Skynet] hiç olmamış olmasının gerçek nedeni budur.” diye şaka yapıyor. Anlaşmanın detayları için Murray’e, yorum almak için Gök‘e ulaştık.

Sahipsiz Gök yakın zamanda Haziran’dan Ağustos’a ertelendi. Murray gecikmeyi nitelik sorununa bağlayarak diyor ki “bazı anahtar anları bizim standartlarımıza çıkarmak için ek cilaya ihtiyaç vardı.”

2013’te Microsoft benzer bir ürün adı karışıklığıyla karşılaştı. Şirketin bulut muhafaza programı GökAygıt’ın [SkyDrive] adı, İngiliz bir mahkemenin Microsoft’un bu terimi kullanmasının Gök’ün ticarişaretini [trademark] ihlal ettiği kararı üzerine BirAygıt [OneDrive] yapıldı.

Sahipsiz Gök 9 Ağustos’ta Oyunİstasyonu [PlayStation] 4 ve Pencereler [Windows] PC’ye ulaşacak.

2 Comments

Filed under çeviri, oyun

Baltalı Adam Anıtmezarı İstila Edip Vladimir Lenin’i “Uyandırmak” İstedi

lenin_0

15 Haziran 2016

Moskova Kızıl Meydan yakınlarında Rostov bölgesinden gelmiş 54 yaşındaki silahlı ziyaretçi, tutuklandı.

Başkent polisi dünya proletaryasının önderine yönelik bir saldırıyı daha önledi.

Kanun yaptırım memurları anıtmezar yakınında şüpheli bir adam fark ettiler, elinde bir balta vardı. 54 yaşındaki şüpheli gözaltına alındıktan sonra ilginç detaylar keşfedildi.

Rostov bölgesinin bu sakini başkente Vladimir Lenin’i “halletmek” niyetiyle gelmişti. Memurlara anıtmezarı “kapatacağını” ve ölüyü “uyandıracağını” söyledi. Hadise 13 Haziran akşamı cereyan etti.

Adam şu anda bir psikiyatri hastanesinde bulunuyor.

Nisan ayında Amerikan popüler gösteri katılımcıları Vladimir Lenin’i anıtmezardan çalarak filmini yapmaya niyetli olduklarını duyurmuşlardı.

Kaynak: katehon.com

 

1 Comment

Filed under çeviri

Küçük Yıldıztaşı Dünya’nın Sürekli Yoldaşı — NASA

NASA — 15 Haziran 2016 — jpl.nasa.gov

asteroid20160615

Yıldıztaşı 2016 HO3 Güneş etrafındaki yörüngesiyle Dünya’ya sürekli yoldaşlık ediyor. Kredi: NASA/JPL-Caltech

Güneş etrafındaki yörüngesinde keşfedilen küçük yıldıztaşı Dünya’ya sürekli yoldaşlık ediyor ve önümüzdeki yüzyıllar boyunca da böyle olacak.

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri, bilim

Zehirlidir — Brendan Cox

Bugün hayatımızda yeni bir faslın başlangıcıdır. Daha zor, daha acılı, neşesi az, sevgiyle dolmayan. Ben, Jo’nun arkadaşları ve ailesi, hayatımızın her anında çocuklarımızı sevip büyütmek ve Jo’yu öldüren nefretle mücadele etmek için çalışacağız.

Jo daha iyi bir dünyaya inandı ve hayatının her gününde çoğu insanı bitkin düşürecek bir enerji ve yaşama sevinci ile bunun için mücadele etti.

Her şeyden önce şimdi iki şey olmasını isterdi, bir, kıymetli çocuklarımızın sevgi banyosu yapması, ve iki, onu öldüren nefrete karşı mücadelede hepimizin birleşmesi. Nefretin mezhebi, ırkı, dini olmaz, zehirlidir.

Jo’nun hayatla ilgili hiçbir pişmanlığı olmazdı, her gününü dolu dolu yaşamıştı.

Brendan Cox

1 Comment

Filed under çeviri

Hatırlamak & Unutmak — Russell Grigg

LC

LCEXPRESS Lacancı Pusula’nın yeni biçimini sunar. Hem klinik için hem de çalışma günleri ve konferans buluşmaları öncesinde erişilmek üzere önemli metinleri dinamik vakitlerde sunmayı hedefler. Kuramsal çalışmalar ve klinik pratikler yayınlayan LCEXPRESS hem Lacancı geleneğin uzundur bilinen kavramlarını hem de yeni bıçak sırtı [cutting edge] formülleştirmeleri vurgulamaktadır.

lccom

Precis

Bu kışkırtıcı ve özenle inşa edilmiş makalesinde Russell Grigg hem Freud hem de Lacan’ın yas ve melankoli kavramlarını gözden geçirerek bu terimlere dair anlayışımıza müdahale ediyor. Grigg öncelikle yas işinin kaybedilmiş nesnenin silinmesiyle sona erdiğini kabul eden Freudcu mefhuma karşı çıkıyor ve bize Freud’un kendi kızının ölümünden sonra yaptığı gözden geçirmeyi hatırlatıyor. Lacan’ın çalışmasını temel alarak “anılaştırma” [memorialization] terimini öneren Grigg’e göre nesnenin anılaştırılması, “nesnenin yok oluşuna dair Öteki’nde, simgeselde bir kayıt bırakılmasını şart koşar.” İkinci olarak Grigg melankoli ve psikoz arasındaki koşutlukları belirtiyor. Lacan’da a nesnesinin icadından sonra psikoz mefhumunun genişlediğini, istila edici imgesel keyfiyet (Schreber’deki gibi) odağından çıkıp nesnenin gerçeğiyle dolaysız yakınlaşmaya odaklandığını gösteriyor, ve Grigg melankolide cereyan eden şeyin aynen bu gerçekle karşılaşma olduğunu öne sürüyor. Grigg’in açıklamasına göre anılaştırma, nevrotiğin a nesnesine karşı korunmasını tamir edecek fallik bir işlevin yeniden inşa edilmesi boyunca yas işine yardımcı olur. Fakat, melankolide nesnenin gerçeğini örten suretler düşer, yani melankoli sonu gelmez bir yas değildir, daha çok, gerçek olanla kaçınılmaz bir yüzleşmedir.

Nancy Gillespie, Eş-Editor

Hatırlamak & Unutmak

Russell Grigg — Mayıs 2016 — LC EXPRESS 3(2)

“Yasta ‘başarı’ nedir? Hatırlamakta mı yatar yoksa unutmakta mı?”
Julian Barnes

Yas nedir? Sahiden, bir insanın sevdiği birini kaybettiğinde, yani gerçekten sevdiği birini kaybettiğinde başından geçen bu olay nedir?

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, makale

Sevgili Britanya — Slavoj Žižek, Yanis Varoufakis

Sevgili Britanya,

Stalin’e 1920’lerin sonunda “Sağ mı sol mu, hangisi daha kötüdür?” diye sorulduğunda, “İkisi de daha kötüdür!” diye hemen yanıtlamıştı. AB’den çıkıp çıkmama meselesine benim ilk tepkim budur.

Britanya halkına “Lütfen Avrupa’da kalın!” diye duygusal mesajlı aşk mektupları göndermek değil derdim. Nihayetinde tek bir mesele beni ilgilendiriyor. Avrupa bir kısır döngüye kapılmış, fol karşıtlar [false opposites] arasında–küresel kapitalizme teslim olmak ile göçmen karşıtı popülizme teslim olmak arasında– salınırken, bu çılgın oyunun dışına adım atma şansını bize hangi politika sağlayabilir?

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Lobiciler Antlaşması — EDRi

EDRi — 13 Ekim 2013 — lobbycharter.eu (İngilizce metin daha güncel)

Amerika Birleşik Devletleri hükümeti ve Avrupa Komisyonu

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’na (TTIP) ek olarak

Endüstri lobicilerine işbu antlaşma ile demokratik karar süreçlerini şimdi ve gelecekte kısıtlandırabilmeleri için aşağıdaki kuvvetlerin teslimini vakaretle temin eder:

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bildiri

Büyücülük ve bilim üzerine – Jacques-Alain Miller

Kilise daha en baştan bilimsel söylemin gelip doğa diye koruduğu gerçeğe bulaşacağını algıladı, ama Galileo’yu hapsetmek karşı konulmaz bilimsel dinamiği durdurmaya yetmedi. Latince torpitudo diye, kâr, kazanç iştahı diye nitelenmesi kapitalizmin dinamiğini durdurmaya nasıl yetmediyse öyle – kâr anlamında Latince torpitudo sözcüğünü kullanan Aziz Thomas’tır.

Ümitsiz dava, ama Lacan şunu da demişti: Kilisenin davası belki de bir galibiyeti duyurur. Peki neden? Çünkü doğadan azat edilen gerçek o kadar beterdir ki giderek daha dayanılmaz hale gelir; kaybedilmiş düzene dair nostalji gibi bir şey vardır ve telafi edilemese de bir yanılsama gibi geçerliliğini sürdürür. Bilimsel söylemin fiilen açığa çıkışından önce, gerçeğe dokunmak için bir arzu; doğa üstüne eylemek, ona itaat ettirmek, onun gücünü harekete geçirmek ve yararlı kılmak biçimi altında ortaya çıkıyordu. Nasıl? Bilimden önce, diyelim ki bilimsel söylemin açığa çıkışından yüz yıl önce, bu arzu büyü denen şeyde tezahür etmişti. Büyü, çocukları eğlendirmek için kullandığımız gözbağı numaralarından farklı bir şeydir. Lacan büyüye o kadar önem verir ki Yazılarının son metni “Bilim ve Hakikat”te büyüyü hakikatin dört aslî konumundan biri olarak işaretler: büyü, din, bilim, psikanaliz. Bu dört terim ünlü dört söylemden bir şeyleri sezinler. Büyüyü doğrudan doğadaki imleyenin çağrısı diye tanımlar, ruh çağırma [incantation] imleyeni temelinde. Konuşulması –birinin, yani büyücünün konuşması– doğayı konuşturmak içindir, onu aksatmak içindir, bu da gerçeğin ilahi düzenini ihlal eder, öyle ki büyücülük bir cadılık türü sayılarak büyücülere eziyet edilmiştir. Fakat bu büyücülük, bu büyü deliliği, bilimsel söyleme duyulan özlemin dışavurulması gibiydi. Bilge Francis Yates’in savı buydu, ona göre hermetisizm bilimsel söylemin yolunu hazırlamıştır. Şu da tarihsel bir olgudur ki bizzat Newton seçkin bir simyacıydı. Ekonomist Keynes bu konuda yazdı, Newton’un yerçekimi yasalarına kıyasla çok daha fazla vaktini simyaya adadığını söyledi… Bilim tarihi branşında araştırma konusudur diye söylüyorum. Ama Alexandre Koyré’yi takip etmekle daha iyi ederiz, o aradaki farkta ısrar etmiştir: Büyü doğayı konuştururken bilim onun çenesini kapar. Büyü retorik ruh çağırma ya da kovuşturmadır [purgation]. Bilimde konuşma yazıya döner. Galileo’nun dediği gibi: Doğa matematiğin dilinde yazılmıştır. Şunu hatırlamalıyız ki öğretisinin aşırı ucunda Lacan –artık psikanalizi bilimsel kılma hırsı olmadığında– korkmadan sormuştu: Psikanaliz bir çeşit büyü değil mi? Bunu sadece bir kere söyledi, ama düşünülecek bir yankısı vardır. Böylece elbette doğanın mutasyonu başlar, Lacan’ın aforizmasıyla ifade edersek: “gerçekte bilgi vardır”. Yenilik budur, doğanın içine bir şey yazılmıştır.

Jacques-Alain Miller 2012 “21’inci Yüzyılda Gerçek” sunumundan

1 Comment

Filed under çeviri

Belçika Bunalımları — Stijn Vanheule

pils

Stijn Vanheule — 7 Mayıs 2016 — thelacanianreviews.com

Dünya çapında psiko-eczai ürünlere artan erişim, tüketimi de yükseltiyor. Belçika örneğine bakalım: Ulusal Eczai Sosyete verilerine göre 1996’da eczacılar yaklaşık 95 milyon tanımlı günlük doz anti-depresan satmış. Yirmi yıl sonra tüketim üç katından fazla: 2015’te bu eczai üründen neredeyse 314 milyon tanımlı günlük doz pazarlanmış. Yıllar içinde düzenli artış göstermesi dikkat çekici. Tüketim her yıl 11 milyon günlük doz civarında yükselmiş, 11 milyon nüfus için hatırı sayılır bir yükseliş. Anti-psikotik ilaç kullanımında da çok keskin olmasa da benzer bir yükseliş var: 1996’da 22 milyon tanımlı günlük doz, 2015’te ise 50 milyon civarında tanımlı günlük doz satılmış.

Belçikalı politikacılar ve sağlık sigortacıları, tüketimdeki bu yaygınlaşmanın genel sağlık bakım [healthcare] bütçesini olumsuz etkilemesinden endişeli. Yaygınlaşmayı durdurmak için sağlık bakım psikologları getirilirse belki sorunun çözüleceğine inanılıyor. Belçika sağlık bakım sistemi, (genel pratisyenlerle yakın ilişkide çalışsalar da) psikologlarla yapılan görüşme masraflarını henüz karşılamıyor, ama bu yakın gelecekte değişebilir. Sağlık bakımı için bir psikologlar ağı kurmaktan söz ediliyor, böylece bu psikologlar masrafın karşılanacağı sınırlı sayıda (muhtemelen en fazla 5) görüşmeyle hastaların mental sağlık sorunlarına daha farklı yaklaşacak (bilgi sağlayacak, öz-yönetim stratejileri öğretecek …). Bu sayede eczai tüketim azaltılacak.

Naif bir inanç bu. Yaygın mental acının ilaç tüketicisine ürün sağlayarak verimli bir karşılık bulabileceği fikrine dayanıyor. Kapitalist söylemin yapısına dair Lacan’ın fikirlerini izlersek, bu cevapların başlangıçta yatıştırıcı bir etkisi olabilir. Fakat sonunda özneyi tatminsiz bırakırlar. Kapitalist söylem daha yeni yeniliklerle problemin çözüleceği düşlemini besler, ya da alternatifinde, eski günlerde hayatın daha az karmaşık olduğuna dair nostaljik bir kurgu oluşturur.

Aşırı ilaç tüketimi krizindeki gerçek mesele, öznenin statüsüdür. Kapitalist söylem özneye soru sorduğu konularda yardım etmeyi amaçlar. Bunun etkisi hiç sonu gelmez bir yenilik arayışıdır. Aslında bu söylemsel sistemde, öznel tatminsizliğin pazarda karşılık bulması gereken bir talebe indirgenebileceği varsayılır. Özne, kendi krizi ($) karşısında anahtar (S1) bulmaya çalışırken Öteki’ne inanmaz; ona göre öteki, bir portföy dolusu cevabı olan enstrümantal bir uzmandan (S2) ibarettir.

Psikanalitik söylem bunun aksine, özneye soru soruyor olması bakımından karşılık verir. ‘Kriz dostu’ olan Lacancı psikanalist, öznenin trajedisinin a nesnesiyle oluştuğunu varsayar: öznel tatminsizlik cevaplanamaz ve çözülemez [cannot be answered or solved], ama onun ısrarı karşısında bir yanıt [response] formülleştirilebilir. Böylece savoir-faire bulma projesiyle psikanalist, çağdaş [contemporary] özneye öğretici bir partner olabilir.

1 Comment

Filed under çeviri

Efsane ve şeytanîlik – Jacques Lacan

İşte burada konuşmacımız Diotima şeytanîlik mefhumunu öne sürer: Ölümsüzler ile ölümlüler arasında, tanrılar ile insanlar arasında aracı gibi şeytanîlik mefhumunun burada anılması elzemdir, zira tanrıların ne olduğunu düşünmemiz gerektiğine dair size dediğim şeyi onaylar, yani tanrıların gerçeğin alanına ait olduklarını onaylar. Bize tanrıların varolduğu söylenir, varoluşlarına hiç karşı çıkılmadığı söylenir; şeytanî olanın, iblisin, daimonların, ki aşk dışında birçok başkaları da vardır, tanrıların ölümlülere mesajlarını duyurdukları aracılar olduğu söylenir “uyanık da olsalar uykuda da olsalar” (…)

Şunu demekle yetinelim: Efsane, şeytanîliğin düzenini, psikolojimizde animizmin dünyasından söz edilen yere yerleştirir. İlkelin dünyasını animist saymaktaki aceleciliği düzeltmemiz için bize cesaret vermesi de hesap edilir. Bize burada geçerken söylendiğine göre bu dünya, muammalı mesajlar diyebileceğimiz şeylerin dünyasıdır, bu da bizce, öznenin mesajda kendi oynadığı rolü bilmediği mesajlardan ibarettir. Bilinçdışının keşfi elzemdir, zira -simgeselliği temel alan birer mesaj olduklarını- doğrulayabildiğimiz mesajların alanını genişletmemizi sağlar, yani gerçeğe ait mat birer mesaj saydıklarımızın birçoğunun kendimize ait olduğunu gösterir, tanrıların dünyasında fethedilen yerdir burası, aynı zamanda ulaştığımız yerdir, daha fethedilmemiş olan yerdir.

Jacques Lacan 1960-1961 Seminer 8: Aktarım, s. 107

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Comments

Filed under çeviri